2026 Dünya Kupası dün oynanan maçlarla başladı. Milyarlarca insan ekran başında 48 takımın galibiyet mücadelesine odaklandı. İmaj aklama derdinde olan ülkeler, bir pazarlama endüstrisine dönüşen futbolun yeni jeopolitiğini de belirliyor.
HABER MERKEZİ- 48 takımlı yeni format, milyarlarca dolarlık yayın anlaşmaları, sıkı göç politikaları ve giderek artan güvenlik önlemleri…
ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde başlayan 2026 Dünya Kupası, futbolun son yıllardaki dönüşümünü bütün çelişkileriyle gözler önüne seriyor.
2026 Dünya Kupası, FIFA’nın şimdiye kadar düzenlediği en büyük organizasyon olarak tanıtılıyor. Ancak büyüyen yalnızca turnuvanın ölçeği değil.
Çevre ve spor politikaları üzerine çalışan uzmanlar, ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenen organizasyonun futbol tarihinin en yüksek karbon salımına yol açan Dünya Kupası olabileceği uyarısında bulunuyor.
Reporterre’de yer alan habere göre, Futbol dergisi Les Cahiers du Football‘un kurucularından ve ekonomi gazetecisi Jérôme Latta’ya göre bunun temel nedeni, maçların üç büyük ülkeye yayılması ve milyonlarca taraftarın uzun mesafeleri çoğunlukla uçakla kat etmek zorunda kalması.
2026 Dünya Kupası için iklim uyarısı | Rekor düzeyde karbon salımına yol açabilir
ASIL YÜK STADYUMLARDA DEĞİL UÇAKLARDA
2022 Katar Dünya Kupası çevresel etkileri nedeniyle yoğun eleştiri almıştı. Ancak uzmanlara göre bu kez sorun yeni stadyum inşaatlarından çok ulaşım kaynaklı emisyonlar.
Katar’da maçlar birbirine yakın kentlerde oynanırken, 2026 Dünya Kupası’nda taraftarlar binlerce kilometrelik mesafeler kat edecek. Örneğin Los Angeles’tan Toronto’ya ya da Mexico City’den New York’a yapılan yolculuklar Avrupa ülkeleri arasındaki birçok uçuşu geride bırakıyor.
Latta’ya göre büyük spor organizasyonlarının karbon bilançosunda en büyük payı uluslararası seyahatler oluşturuyor ve bu nedenle turnuvanın çevresel maliyetinin rekor seviyeye ulaşması bekleniyor.
FIFA NEDEN TURNUVAYI BÜYÜTÜYOR?
Bu yıl ilk kez 48 takımın mücadele ettiği Dünya Kupası, önceki formatta yer alan 32 takımın çok üzerinde bir katılıma sahne oluyor.
FIFA bu değişikliği daha fazla ülkeye fırsat tanınması ve futbolun küresel ölçekte geliştirilmesiyle açıklıyor.
Eleştirmenler ise asıl motivasyonun “ekonomik” olduğunu savunuyor.
Son yıllarda Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 24 takıma çıkarılması, UEFA Şampiyonlar Ligi’nin genişletilmesi ve Dünya Kupası’nın büyütülmesi, spor ekonomisinde “sürekli büyüme” anlayışının sonucu olarak görülüyor.
Uzmanlara göre daha fazla takım, daha fazla maç, daha fazla yayın geliri ve daha fazla sponsorluk anlaşması anlamına geliyor.
FIFA, 2022 Katar Dünya Kupası sırasında turnuvanın “karbon nötr” olacağını savunmuştu. Ancak çevre örgütleri ve bağımsız araştırmacılar bu iddiaların büyük ölçüde yanıltıcı olduğunu öne sürmüştü.
Bugün ise FIFA’nın iklim stratejisine ilişkin söylemleri belirgin biçimde geri planda kalmış durumda.
ÇÜNKÜ FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR
Dünya Kupaları uzun zamandır yalnızca spor organizasyonları olarak görülmüyor.
Dünya Kupaları uzun yıllardır siyasi meşruiyet üretmenin araçlarından biri olarak da kullanılıyor.
1934’te Benito Mussolini’nin İtalya’sı, 1978’de Jorge Videla’nın Arjantin’i ve 2018’de Vladimir Putin’in Rusya’sı bunun en bilinen örnekleri arasında. Bugün benzer tartışmalar, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun ABD Başkanı Donald Trump ile kurduğu yakın ilişki üzerinden yeniden gündemde.
Uzmanlara göre Katar’ın 2022 Dünya Kupası ile elde ettiği uluslararası görünürlük, diğer ülkeler için de önemli bir örnek oluşturdu.
Bu nedenle Suudi Arabistan’ın futbol yatırımlarını hızlandırması, Newcastle United’ı satın alması, FIFA’nın önemli sponsorlarından biri haline gelmesi ve 2034 Dünya Kupası’nın ev sahipliğini üstlenmesi tesadüf olarak görülmüyor.
Turnuvanın ev sahipliği 2018’de, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD, Kanada ve Meksika’ya verilmişti. Ancak asıl belirleyici unsur siyasetten çok organizasyonun büyüklüğüydü.
FIFA’nın Dünya Kupası’nı 48 takıma çıkarma kararı, bu ölçekte bir turnuvayı ağırlayabilecek altyapıya ve mali kapasiteye sahip ülkelere ihtiyaç doğurdu.
Spor pazarlamasının ve eğlence endüstrisinin merkezi konumundaki ABD ise FIFA açısından yüksek gelir ve kârlılık vaat eden en güvenli seçeneklerden biriydi.
×
İMAJ AKLAMA OPERASYONU: KATAR’DAN SONRA SIRA S.ARABİSTAN’DA
Katar’ın futbola yaptığı yatırımlardan elde ettiği siyasi ve diplomatik kazanımlar, Suudi Arabistan için güçlü bir örnek oluşturdu. Katar; Dünya Kupası’na ev sahipliği yaparak, Paris Saint-Germain’in sahibi olarak, BeIN Sports aracılığıyla yayıncılık alanında ve devlet şirketleri üzerinden sponsorluk faaliyetlerinde bulunarak futbolu uluslararası görünürlüğünü artıran bir araç olarak kullandı.
Suudi Arabistan da benzer bir strateji izlemeye karar verdi. Newcastle United’ı satın aldı, FIFA ile büyük çaplı sponsorluk anlaşmaları yaptı ve 2034 Dünya Kupası’nın ev sahipliğini güvence altına aldı.
Bu ortaklığın gösterdiği şey şu: Bugünkü yapısıyla futbol, uluslararası eleştirilere maruz kalan devletler veya sektörler için son derece etkili bir “imaj aklama” aracı haline gelmiş durumda. Aramco’nun satın aldığı şey yalnızca bir sponsorluk alanı değil; futbolun küresel prestiji ve ona eşlik eden meşruiyet etkisi.
İKLİM KRİZİ FUTBOLA DA ULAŞTI
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer paradoks ise futbolun kendi büyüme modelinin sonuçlarıyla karşı karşıya kalması.
Araştırmalar, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak stadyumların büyük bölümünün aşırı sıcaklık riskine maruz kaldığını gösteriyor.
Gerekçe Dünya Kupası ve aşırı sıcaklar | Meksika’da okullar 40 gün erken kapanacak
İklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının artması, açık hava sporlarını doğrudan etkiliyor. Bazı projeksiyonlara göre yüzyıl sonunda birçok bölgede yılın önemli bir kısmında spor yapmak sağlık açısından riskli hale gelebilir.
Buna karşın petrol ve gaz sektöründen şirketler spor dünyasının en büyük sponsorları arasında yer almaya devam ediyor.







