Kıbrıs Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, 1974’te kaçırılarak kaybolan baba ve oğulun akıbetine ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediğine hükmederek, devletin aileye 100 bin euro tazminat ödenmesine hükmetti.
HABER MERKEZİ- Kıbrıs Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, 1974’te kaybolan iki Kıbrıslı Rumun dosyasında devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Mahkeme, Loizos Hadjigeorgiou ile oğlu Giorgos Hadjigeorgiou’nun 15 Ağustos 1974’te Strongylos köyünden kaçırılmalarının ardından yürütülen soruşturmanın yetersiz kaldığı sonucuna vardı.
Oybirliğiyle alınan karar, Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nin 2017 tarihli kararını da kaldırdı.
Ailenin Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine açtığı dava 2009’da başlamış, ilk derece mahkemesi ise davayı reddetmişti. Yüksek Mahkeme, bu kararı bozarak aile lehine hüküm kurdu.
MAHKEME: SIRADAN BİR KAYIP DOSYASI GİBİ ELE ALINAMAZDI
Cyprus Mail gazetesinin haberine göre dosyayı önemli kılan noktalardan biri, Hadjigeorgiou ailesinin kaybolma koşulları.
Mahkemeye sunulan tanıklıklara göre silahsız baba ve oğul, 1974 savaşının yaşandığı dönemde Strongylos köyünden kaçırıldı. Ancak dosyadaki deliller, kaçırılmanın Türk ordusu tarafından değil, köyde yaşayan ve o dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olan bazı Kıbrıslı Türkler tarafından gerçekleştirildiğine işaret ediyordu.
Yüksek Mahkeme, olayın yalnızca 1974 çatışmaları sırasında yaşanan genel bir “kayıp” vakası olarak ele alınamayacağını belirtti. Yetkili makamların, olası suçları ve bunlardan sorumlu olabilecek kişileri ortaya çıkarmaya yönelik hedefli, uzmanlaşmış ve kapsamlı bir soruşturma yürütmesi gerektiğine hükmetti.
Karara göre, kaçırmayla bağlantılı olduğu ileri sürülen bazı kişilerin daha sonraki yıllarda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolündeki bölgelere geçtiğine ilişkin bilgiler mevcuttu. Buna rağmen yetkililerin bu bilgiler üzerinden etkili adımlar attığına dair yeterli kanıt bulunmadı.
“CESET BULUNAMADI” GEREKÇESİ GEÇERLi SAYILMADI
Kararın en önemli hukuki boyutlarından biri, devletin soruşturma yükümlülüğünün cesetlerin bulunmasına bağlanamayacağı yönündeki tespit oldu.
İlk derece mahkemesi, iki kişinin kalıntıları bulunmadığı için devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi kapsamındaki etkili soruşturma yükümlülüğünün henüz doğmadığı görüşündeydi. Yüksek Mahkeme ise bu yaklaşımı reddetti.
Mahkeme ayrıca ailelerin onlarca yıl boyunca yakınlarının akıbetine ilişkin bilgi alamamasının AİHS’nin 3’üncü maddesi kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Ailelerin uzun süreli belirsizlik nedeniyle sürekli bir kaygı ve ruhsal acı içinde bırakıldığı belirtildi.
KAYIPLAR KOMİTESİ’NİN GÖREVİ BAŞKA
Karar, Kıbrıs’taki kayıplar konusunda önemli bir ayrım daha yaptı:
Birleşmiş Milletler himayesinde 1981’de kurulan Kıbrıs’taki Kayıp Şahıslar Komitesi (CMP), 1963-64 çatışmaları ile 1974 olaylarında kaybolan toplam 2 bin kişinin akıbetini araştırıyor. Komitenin amacı kayıpların kalıntılarını bulmak, kimliklendirmek ve ailelerine teslim etmek. Ancak CMP’nin kendi tanımına göre komite, kişilerin nasıl öldüğünü belirlemiyor ve ölümden sorumlu taraf ya da kişileri tespit etmiyor.
Komitenin çalışmalarında bugüne kadar 1.081 kişinin kalıntıları tespit edilerek ailelerine teslim edildi. Buna karşın binlerce kişinin akıbetine ilişkin çalışmalar onlarca yıl sonra da sürüyor.
Yüksek Mahkeme de CMP’nin insani amaçlı çalışmalarının devletin ceza soruşturması yapma yükümlülüğünün yerine geçemeyeceğini vurguladı.
YARIM ASIRLIK KAYIPLAR MESELESİ
1974’teki savaş ve adanın fiilen bölünmesinin ardından hem Kıbrıslı Rum hem de Kıbrıslı Türk aileler yakınlarının akıbetini öğrenemedi. CMP’nin resmi listesinde 1963-64 ve 1974 olaylarıyla bağlantılı 1.510 Kıbrıslı Rum ve 492 Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 2.002 kayıp kişi bulunuyor.
Kayıplar meselesi daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de önüne geldi. AİHM, Varnava ve diğerleri/Türkiye kararında 1974’te kaybolan Kıbrıslı Rumların akıbetinin etkili biçimde araştırılmamasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında değerlendirmiş ve Türkiye açısından ihlal tespit etmişti.
100 BİN EURO TAZMİNAT
Yüksek Mahkeme, aile üyelerinin uğradığı manevi zarar için toplam 100 bin euro tazminata hükmetti.
Loizos Hadjigeorgiou’nun eşi ve Giorgos Hadjigeorgiou’nun annesine 25 bin euro, diğer beş başvurucuya ise kişi başı 15 bin euro ödenmesine karar verildi. İlk derece yargılamasına ilişkin masraflar ile istinaf sürecindeki bazı hukuki giderler de ayrıca karşılanacak.
Davacıları temsil eden Phoebus, Christos Clerides & Associates hukuk bürosu, kararın devletin kayboluş vakalarında devam eden soruşturma yükümlülüğünü netleştirdiğini belirtti. Kararın, belirli kişilerin olası cezai sorumluluğuna ilişkin somut bilgilerin bulunduğu başka kayıp dosyaları açısından da sonuçları olabileceği ifade edildi.







