BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

15 Nisan Şam toplantısı

Kürtler hangi bakanlıklarda?

15 Nisan Şam toplantısı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

15 Nisan’da Şam’da gerçekleşen görüşmeden geriye kalan en çarpıcı unsur, Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’in, Suriye Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde çekilmiş fotoğrafı oldu. Karşılarında Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ve Dışişleri Bakanı Şeybani oturuyor. Peki bu kare bize neyi anlatıyor? Şam ile Qamişlo arasında gerçekten ne tür bir süreç işliyor?

Tuncay DOĞAN

15 Nisan’da Şam’da gerçekleşen görüşmeden geriye kalan en çarpıcı unsur, Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’in, Suriye Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde çekilmiş fotoğrafı oldu. Karşılarında geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ve Dışişleri Bakanı Esad Şeybani oturuyor. Bu kare, kuşkusuz diplomatik bir temasın görsel kaydı. Ama onunla sınırlı değil; aynı zamanda tarafların eşit pozisyonda sunulduğu, hiyerarşiyi dışlayan sembolik bir mesaj taşıyor. Üstelik fotoğrafın doğrudan Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yayımlanması, bu sembolizmi daha da güçlendiriyor.

Peki bu kare bize neyi anlatıyor? Şam ile Kamışlo arasında gerçekten ne tür bir süreç işliyor? Sıkça kullanılan ancak çoğu zaman yanlış yorumlanan “entegrasyon” kavramı, sahada neye karşılık geliyor?

KULİSTEN SAHAYA: ZORLU AMA BELİRLEYİCİ BİR SÜREÇ

Son dönemlerde hem Şam yönetiminin temsilcileri hem de Kuzeydoğu Suriye aktörlerinin uluslararası temasları dikkat çekici bir yoğunluk kazandı. Özellikle Münih Güvenlik Konferansı, Paris ve Londra’daki görüşmeler sırasında yapılan açıklamalar ve kulis tartışmaları, sürecin çok katmanlı doğasına işaret ediyor.

Aynı şekilde, İlham Ahmed ve YPJ Komutanı Rohilat Afrin’in Avrupa temasları sırasında dile getirilen görüşler de bu tabloyu tamamlıyor. Yerelde yürütülen temaslarla birlikte değerlendirildiğinde, Suriye’nin yalnızca bir “entegrasyon” değil, daha geniş kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine girdiği görülüyor. Bu, salt Kürtleri değil etnik ve dini yapılarıyla tüm Suriye’yi, hatta sadece günümüzü de değil geleceğini de ilgilendiriyor. Yani bu süreç, basit bir siyasi uzlaşının ötesinde, bir “eşik” niteliği taşıyor:

Başarılması halinde tüm taraflara kazanç sağlayacak,

Başarısız olması durumunda ise daha derin ve kanlı bir çatışma riskini barındıran kritik bir dönemeç.

15 YILLIK YIKIMIN ARDINDAN: SİSTEM ARAYIŞI

Yaklaşık 15 yıldır süren iç savaş, ayaklanmalar ve vekalet savaşları, Suriye’yi ekonomik, sosyal ve kurumsal açıdan çöküş noktasına getirdi. Eğitimden sağlığa, ticaretten altyapıya kadar neredeyse tüm alanlar ağır hasar gördü.

Bugün gelinen noktada temel ihtiyaç, yalnızca ateşkes ya da güvenlik değil; işleyen bir devlet yapısı ve sürdürülebilir bir sistemin kurulması meselesi.

Bu bağlamda hem yerel aktörler (Araplar, Kürtler ve diğer toplumsal yapılar) hem de sürece başından beri dahil olan uluslararası güçler – özellikle Fransa, İngiltere ve ABD – bir “sistem arayışı” içerisinde diyebiliriz. Dikkat çekici yönlerinden biri, merkezi istikrar kapsamında Rojava’nın özerk ya da özel statüsünün kabul edilerek yasal güvencelere kavuşturulması.

TEMEL SORU: NASIL BİR SURİYE?

Yürütülen tartışmaların odağında oldukça somut sorular yer alıyor:

  • Suriye nasıl bir siyasal sistemle yönetilecek?
  • Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık dengesi nasıl kurulacak?
  • Parlamento yapısı ve temsiliyet modeli ne olacak?
  • Eyalet ve yerel yönetimlerin yetki sınırları nasıl çizilecek?
  • Anayasa hangi temel ilkeler üzerine kurulacak?
  • Adalet, eğitim ve sağlık sistemleri nasıl yeniden inşa edilecek?

Bu sorulara verilecek yanıtlar, yalnızca siyasi yapıyı değil, ülkenin gelecekteki toplumsal sözleşmesini de belirleyecek ve dolayısıyla tüm taraflarca destek ve onay görmesi hayati önemde.

OLASI MODEL: MERKEZİ AMA ÇOĞULCU BİR YAPI

Elde edilen bilgiler, Suriye için tamamen merkeziyetçi ya da tamamen federal bir modelden ziyade, merkezi yapıyı koruyan ancak çoğulculuğu içeren bir sistem üzerinde çalışıldığını gösteriyor.

  • Bu çerçevede öne çıkan unsurlar şöyle:
  • Cumhurbaşkanlığı sistemi korunacak,
  • Başbakanlık kurumu güçlendirilecek,
  • Çoğulcu bir anayasa hazırlanacak,
  • Parlamento temsiliyeti genişletilecek,
  • Eyalet ve şehirlerin meclise katılımı yeniden düzenlenecek,
  • Valilerin yetki ve sorumlulukları gözden geçirilecek.

Bu modelin temel amacı, farklı etnik ve siyasi yapıların sisteme dahil edilmesini sağlamak.

GÜÇ PAYLAŞIMI SENARYOSU

Kulislerde konuşulan ve henüz resmiyet kazanmayan olası siyasi tablo ise dikkat çekici:

  • Cumhurbaşkanı görevini sürdürecek, yardımcısının Kürt olması öngörülüyor
  • Başbakanlık geçici Şam Yönetimi‘nde kalacak
  • Dışişleri Bakanlığı Kürtlere verilecek
  • Diğer bakanlıklarda Kürt-Arap dengesi gözetilecek
  • Parlamento yapısı yeniden düzenlenecek
  • Vatandaşlık ve kimlik konuları anayasal çerçevede ele alınacak

Bu tablo, klasik güç paylaşımı modellerini andırmakla birlikte, Suriye’nin çok katmanlı toplumsal yapısına uyarlanmış bir formül olarak öne çıkıyor.

ULUSLARARASI DESTEK: SESSİZ AMA BELİRLEYİCİ

Sürecin yalnızca yerel aktörler arasında ilerlemediği de açık. Edinilen bilgilere göre; Paris, Berlin, Londra ve Washington prensipte bu çerçeveyi destekliyor

Bazı bölgesel güçler de sürece itiraz etmiyor, dolayısıyla kerhen olur vermiş gibi görünüyor.

Batılı aktörler, hem Şam’ı hem de Kürt tarafını cesaretlendiren bir rol üstleniyor.

Bu durum, sürecin uluslararası meşruiyet kazanma ihtimalini artırırken, aynı zamanda dış dengelere bağımlılığını da ortaya koyuyor.

15 NİSAN GÖRÜŞMESİ: SOMUT BAŞLIKLAR

Şimdi gelelim başta değindiğimiz 15 Nisan Şam görüşmesine. Görüşmede Kürt tarafını Mazlum Abdi ve İlham Ahmed temsil ederken, Şam adına Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve özel temsilci Ziyad El-Ayiş yer aldı. Şam’da gerçekleşen son görüşmede taraflar şu başlıklar üzerinde durdu ve bazı kararları ortaklaştırdı:

  • Haseke’de bakanlık temsilcileriyle komisyonlar kurulması kararlaştırıldı.
  • Sınır kapılarının (Nusaybin dahil) yeniden açılması gündeme alındı ve kısa sürede bu işlem tamamlanacak.
  • Sınır yönetiminde karma model üzerinde duruluyor.
  • Kadın Koruma Birimleri’nin (YPJ) statüsü için özel bir formül aranıyor (Tartışmalar devam ediyor)
  • Suriye genelinde kamu kurumlarında görev alacak isim listeleri merkezi yönetime sunulacak
  • Eğitim diplomalarının tanınması ve eğitim müfredatı için mekanizma kurulacak
  • Petrol ve ekonomik kaynakların kullanımı için özel çalışma yürütülecek

Bu başlıklar, sürecin yalnızca siyasi değil; güvenlik, ekonomi ve toplumsal alanları da kapsayan geniş bir çerçevede ilerlediğini gösteriyor.

SONUÇ: SALT ENTEGRASYON DEĞİL, YENİDEN KURULUŞ

Ortaya çıkan tablo, “entegrasyon” kavramının dar anlamını aşan bir sürece işaret ediyor. Bu, sadece basit bir yetki paylaşımı ya da idari uyum değil. İleriyi düşünen, Suriye’nin yeniden inşasını hedefleyen kapsamlı bir siyasal ve yapısal dönüşüm girişimi.

Başarıya ulaşması halinde ülkeye istikrar ve nefes aldırma potansiyeli taşıyan bu süreç, aynı zamanda başarısızlık halinde yeni bir çatışma dalgasını da tetikleyebilecek kırılgan bir dengede ilerliyor.

Kısacası Suriye, bugün yalnızca bir uzlaşma değil, kendi geleceğini tanımlayacağı tarihi bir eşikte bulunuyor.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz