Hakkı Özdal
Bugün kuruluşunun 25. yılını geride bırakan AKP, devlet içinde belirleyici kırılması 2007 yılındaki olaylar zinciriyle yaşanmış bir sermaye iktidarı mücadelesinin merkez karargâhı oldu. Biçim değiştirerek nihayetinde ülke tarihinde eşi görülmemiş bir tek adam rejimine dönüşen, dolayısıyla bir siyasi parti olarak AKP’nin bile önemini (yapısına da uygun şekilde) ‘‘Saray’ olarak adlandırılan politik merkeze devrettiği alt üst oluş, devlet içindeki güç paylaşımının sermaye sınıfı açısından yeniden dağıtıldığı bir sınıf ekonomik-politik çatışmanın sonucudur. AKP’nin İslamcılığı da başka ülkelerdeki İslamcılıklara benzer şekilde, burjuvazi içindeki bir çatallanmanın doğurduğu, geliştirdiği bir ideolojik kabuktur. AKP’nin atası olarak görülen Milli Görüş hareketinin 1970’lerdeki ortaya çıkışından başlayarak siyasal İslamcılık, tekelci burjuvaziye karşın hem ölçek hem de politik güç olarak daha küçük ve orta sıklette bulunan, devletin (kredi, kota, teşvik gibi) seçici kayırmalarına daha zor erişen, uluslararası pazarlara erişimi sınırlı ya da olanaksız olan sanayici ve tüccarların çıkar birliğini ifade eden bir kapitalist dayanışma siyasetidir.






