Yusuf Karadaş
Erdoğan’la 11 yıl boyunca iktidarı paylaşan Gülencilerin 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi, Erdoğan iktidarının ABD ve Batılı emperyalistlerle ilişkilerinde gerilimlerin arttığı bir dönemde ve muhtemelen bu gerilimleri de dayanak haline getirmeyi amaçlayarak gerçekleştirilmişti. Bu darbe girişimi, ABD-AB ve NATO ile ilişkilerdeki gerilimleri arttırmakla kalmadı; ABD’nin YPG/SDG ile iş birliği yaptığı Suriye sahasından başlayarak Erdoğan iktidarının Rusya ve ŞİÖ ekseniyle iş birliği arayışlarını da beraberinde getirdi. Ağustos 2016’da görünüşte IŞİD’e (Irak-Şam İslam Devleti) karşı yapılan ama gerçekte Kürt kantonlarının (Kobanê ve Afrin) birleştirilmesini engellemeyi amaçlayan Fırat Kalkanı operasyonu Rusya’nın “olur”u ile gerçekleştirilmişti. Devamında Türkiye ve Rusya arasında Suriye sahasındaki iş birliği 2017’de Astana’da yapılan görüşmelerle (daha sonra İran’ın dahil olduğu Astana Formatı) yeni bir boyuta taşınmıştı. Aynı dönemde Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alınmasına dair anlaşma da yapılmış (11 Nisan 2017) ve 2019’da bu füze savunma sisteminin ilk parçaları Türkiye’ye getirilmişti. Rusya ile bu askeri ve siyasi iş birliği ekonomik alanda da devam ettirilmiş ve özellikle enerji alanında Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığını arttıran anlaşmalar yapılmıştı-ki 2017 yılında Türkiye’nin Rusya’ya ihracatının 2.73 ve ithalatının ise 19.,51 milyar dolar olması bu bağımlılığı dışa vuruyordu.






