ABD ile İran arasında Haziran ayında duyurulana ancak çöken mutabakat zaptını canlandırmak ve Hürmüz Boğazı nedeniyle yaşanan ihtilafı aşmak için devam eden görüşmelerde herhangi bir sonuç ortaya çıkmış değil. Taraflar şartlarında ısrarcı ve hesapların Kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlere göre yapıldığı belirtiliyor.
HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan ve bölgesel düzeyde yaşanan savaş, halihazırda 8 Nisan’dan sonra ilan edilen ateşkes ve 18 Haziran’da ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptı sonrasında görece daha düşük düzeydeki gerilimlerle sürüyor. Mutabakat zaptının öngördüğü 60 günlük sürede tarafların Hürmüz Boğazı, İran’ın nükleer programı, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı ambargo, İran’ın el konulan varlıkları gibi kritik başlıklarda müzakereler yürütmeleri bekleniyordu. Ancak bu sürenin dolmasına birkaç gün kalırken, mutabakat zaptı sonrasında Hürmüz Boğazı’nda taraflar arasında karşılıklı çatışmalar yaşandı ve bu da savaşın sonlandırılmasına dair kalıcı bir çözüm konusundaki beklentilerin gittikçe zayıflamasına yol açtı.
Hürmüz’de gerilim sürüyor | ABD-İran mutabakatı belirsizlikte: Tam teşekküllü savaşa dönüş olur mu?
ABD ile İran arasında çöken mutabakat zaptının yeniden canlandırılmasını sağlayabilecek olası bir yeni anlaşma için Pakistan ve Katar gibi arabulucu ülkelerin çabaları da sürüyor. Ancak taraflar, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere kritik başlıklarda tutumlarında ısrar ediyor. İran, boğazın savaştan önceki durumunun artık geçerli olamayacağını, yeni belirlenecek statüde egemenliğinin tanınmasını ve ücretli geçişin kabul edilmesini istiyor. ABD ise bunu reddediyor. İran’ın nükleer programı konusunda da fikir ayrılığı devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlerden önce İran ile bir anlaşmaya varmak ve böylece seçimlere bir “zafer müjdesi” ile girmek istediği belirtiliyor. İran’ın ise Trump’ın elini zayıflatmak ve seçimlerde kaybetmesine etki etmek için gerilimi kontrollü şekilde tırmandırmaya devam edeceği belirtiliyor.
GÖRÜŞMELERDE HİÇBİR İLERLEME YOK
Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir İranlı kaynağa göre, İran ve ABD, savaşa kalıcı bir son verme konusunda anlaşmaya varma çabalarında hâlâ anlaşmazlık içinde. Aynı kaynak, Haziran ayında varılan mutabakat zaptını yeniden canlandırmak ve uygulanması için bir zaman çerçevesi belirlemek amacıyla yapılan görüşmelerde hiçbir ilerleme kaydedilmediğini söyledi.
Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Salı günü bölgedeki gemilere yönelik yeni saldırıların ardından İran liderlerine karşı bir kez daha sert eleştiriler yöneltmesi ve krize çözüm umutlarına bir darbe daha vurmasıyla aynı zamana denk geldi.
Haziran ayında varılan mutabakat zaptı, “tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini” öngörüyordu; ancak Trump’ın 7 Temmuz’da İran ile ateşkesin “bittiğini” söylemesi ve İran Dışişleri Bakanlığı’nın bir hafta sonra “askıya alındığını” açıklamasıyla mutabakat zaptı hızla bozuldu.
ABD, İran’ı hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı denizcilik yolunun yeniden açılmasına ilişkin anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçluyor. Tahran ise Washington’ın, İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması da dahil olmak üzere taahhütlerinden caydığını savunuyor.
Trump dün ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu söyledi. Trump, yaptığı açıklamada, “İran sadece konuşuyor, icraat yok. Ortadoğu’nun zorbası artık değil” dedi.
Çatışma boyunca Trump, gerilimi tırmandırma tehditleri ile barış anlaşmasının yakın olduğu yönündeki iddialar arasında gidip geldi.
İran tarafı ise su yolunu yönetmek için kurduğu Basra Körfezi Boğazı İdaresi, boğazın hala kapalı olduğunu ve şartları kabul edilene kadar yeniden açılmayacağını duyurdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de sosyal medya hesabından Trump’a yanıt verdi. Erakçi, “ABD, istihbarat hataları nedeniyle uzun süredir yanlış hesaplamalar yapıyor. Bunun örneği: İran’a karşı savaş. Şimdi de Hürmüz Boğazı’nda daha büyük bir yanlış hesaplama” değerlendirmesinde bulundu.







