BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

DEM Partili Koçyiğit:

Meclis İzleme Komisyonu 1 Ekim’den sonra kurulabilir

DEM Partili Koçyiğit:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Meclis İzleme Komisyonu’nun 1 Ekim’den sonra kurulmasını beklediklerini belirten DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, komisyon için teknik ve ön hazırlık aşamasına ihtiyaç olduğunun altını çizerek, MGK kararının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.

HABER MERKEZİ – Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında 10 Ağustos tarihinde çerçeve yasanın Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından Takip ve Değerlendirme Kurulu, yasa kapsamında kuruldu. Kurulun ilk toplantısında dört alt komisyonun kurulması kararlaştırıldı.

Peki komisyonların işlevi nasıl olacak, çalışmalarına ne zaman başlayacak, alt komisyonlarda kimler yer alacak?

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, MA’dan Diren Yurtsever‘in sorularını yanıtladı.

‘KOMİSYONLARIN İŞLEVİNİN AÇIKLANMASI GEREKİR’

Meclis’te kabul edilen çerçeve yasanın hayata geçmesi için MGK’nın onay sürecine ihtiyaç olduğunu hatırlatan Koçyiğit, “Artık yasanın hayata geçmesi ve başvuru sürecinin başlamasını bekliyoruz” dedi.

Koçyiğit, komisyonların işlevi hakkında “Sadece 4 alt komisyon kurulduğuna dair bir bilgi var. Bunun dışında bir bilgiye biz de sahip değiliz. Bu komisyonların isminden biraz işlevini anlama imkanımız var, niçin kurulduklarını anlayabiliyoruz. Fakat her birinin rol ve misyonuna dair daha detaylı bir bilgilendirmenin yapılması gerekiyor” açıklaması yaptı.

‘ÖNÜMÜZDE İKİ AŞAMA VAR’

“Önümüzde iki aşama var” diyen Koçyiğit, alt komisyonların toplanarak kendi iş takvimlerini oluşturması ve MGK’nin hızlı bir şekilde silahların bırakıldığını tespit ederek, yasanın yürürlüğe girmesini sağlaması gerektiğine dikkat çekti ve “O aşamadan sonra da silah bırakanlarında, cezaevinde olanların da, Avrupa’da olanların da dönüş sürecinin başlaması gibi bir takvim var önümüzde.

Alt kurulların toplanıp, görev dağılımı yapması ve çalışması önünde hiçbir engel olmadığına dikkat çeken Koçyiğit, “Zaten kısa sürede toplanmaları beklentimiz var. Bu anlamıyla bir MGK onayına ihtiyaç yok. İşi sadece MGK’nın onayından sonraki sürece bırakmamak gerekiyor. Bir teknik hazırlık, ön hazırlık aşamasına da ihtiyaç var” dedi.

DEM PARTİ KOMİSYONLARDA YER ALACAK MI?

DEM Parti’den isimlerin komisyonlarda yer alıp almayacağı konusunda, kurulların teknik hazırlık konusunda da rol oynayacağını belirterek “Bunları henüz tam tartışmış değiliz açıkçası” diyen Koçyiğit, “Aslında devletin, bakanlıkların hazırladığı bir kurul. DEM Parti yer alır mı bir şey diyemiyorum açıkçası” yanıtı verdi ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ama ileriki süreçlerde tabii ki bu artık iş pratiğe döndüğü zaman zaten çok yoğun bir temas süreci başlamış olacak doğalında. Çünkü sahada bazı sorunlarla karşılaşacağız. Bu sorunların muhtemelen birçoğu bize gelecek ve partimiz bu sorunları hızlı bir şekilde muhataplarına ilgili mekanizmalar üzerinden iletecek. Bu anlamıyla sadece bir bürokratik mekanizma değil, aynı zamanda bu bürokratik mekanizmanın da canlı bir iletişim içerisinde olacağı bir dönemin kapısı aralanacak. Ama şu anda sadece kendi kurullarını oluşturmuş durumda bürokrasi ve kendi hazırlığını yapıyor, bize yansıyan bu.”

ÖCALAN KOMİSYONDA YER ALACAK MI?

Abdullah Öcalan’ın komisyonda yer alıp almayacağı konusunda ise Koçyiğit’in açıklaması şöyle oldu:

“Bu konuda kamuoyuna deklare edilmiş ya da İmralı Heyetimiz tarafından deklare edilmiş net bir bilgi yok. Ama daha önceden bu tartışmalar yürürken, süreç gözetildiğinde Silahsızlanma ve Strateji komisyonunda çalışmasını bekliyoruz.”

Abdullah Öcalan’ın özellikle de silahsızlanma sürecinin muhatabı konumunda olduğunu vurgulan Koçyiğit, Öcalan’ın hem devletle hem örgütüyle iletişimi olduğunu ancak bunun koordineli olması gerektiğini belirterek “Yani Sayın Öcalan’ın hem kendi örgütüyle hem dışarı ile ve aynı zamanda devletle de açık, sürekli iletişim halinde olabileceği kanunların kurulması gerekiyor. Bunu nasıl yapacağını, ne şekilde sağlayacaklarını açıkçası bilemiyoruz” dedi. Koçyiğit şöyle konuştu:

‘ÖCALAN’IN KOORDİNE EDECEĞİ BİR BİRİM OLMALI’

“İlk günden beri Sayın Öcalan’ın çalışma ve yaşam koşullarının değiştirilmesi gerekiyor. Bu kadar önemli bir süreci yürütürken onun mevcut koşullarıyla bu süreci yürütmesinin mümkün olmadığını kendisi de belirtiyor, örgütü de belirtiyor. Bu anlamda burada bir değişikliğe gidilmesi gerekiyor. Bu komisyonda çalışırken, beklentimiz en azından kendisine bağlı da bir birim olması yönünde. Yani Sayın Öcalan bir komisyonda çalışacak. Ama aynı zamanda Sayın Öcalan’ın koordine edeceği, yöneteceği bir kurulun olması beklentimiz var.

Sayın Öcalan’ın kilit bir rolünün olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bu nedenle sadece bir komisyonun içinde çalışması değil, aynı zamanda süreci yürütmesi, rolünü oynaması gerekiyor ve bunun içinde kendisine bağlı olarak bir kurulun olması işleri kolaylaştıracaktır. Ama bütün bunlar henüz netleşmiş değil.”

‘SÜREÇTE ÜÇÜNCÜ GÖZ YOK’

Kadınların, baroların, insan hakları örgütlerinin içerisinde olacağı bir mekanizma kurulmasının ihtiyaç olduğunu belirten Koçyiğit, “Bunlar kurulan alt komisyonların bir kurulu olarak da inşa edilebilir. Ya da Meclis kendi komisyonunu bu kapsayıcılıkta kurabilir” dedi.

“Türkiye’de yürüyen sürecin kendi özgüllüğü var” diyen Koçyiğit süreçte üçüncü bir gözün olmadığına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

“Süreci Sayın Öcalan ve devlet yürütüyor. Sivil denetimden azade bir süreç yürüdüğünü ifade etmemiz gerekiyor. Gerçekten toplumsal katılıma açık olması gerekiyor. Sadece bir bürokratik ya da sadece meclisin içerisinde olduğu bir siyasi mekanizmayla bu kadar büyük, devasa ve toplumda çok büyük acılara mal olmuş bir sorunu çok yönlü çözmek, çok yönlü izlemek, çok yönlü raporlamak gerçekten çok mümkün değil. Bu süreci birazcık sivil topluma da, halka da açmak gerekiyor. Onların müdahil olacağı, kadınların müdahil olacağı, söz söyleyebilecekleri, izleyebilecekleri, denetleyebilecekleri, raporlaştıracakları bir mekanizmaya, bir kurula, bir anlayışa ihtiyaç var açıkçası. Bunlardan azade bir sürecin yürümesi, barışın toplumsallaşmasında ciddi eksiklikler içerecektir.

Bu mesele toplumdan yalıtıp, yürütülemez. Ya da bu meseleyi sadece siyasi ayak ve bürokratik ayak ya da devlet mekanizması içerisinde yürütemezsiniz. 86 milyon yurttaşın barışının geleceğini konuştuğumuz bir süreçteyiz. Bu anlamıyla ne kadar çok sürece toplum desteği olursa o kadar çok sağlıklı bir barış inşa edebiliriz. Sivil bir mekanizmanın da olması ve yeri geldiğinde iki tarafla da görüşmesi, iki tarafa da öneriler yapması gibi bir süreç olabilir.”

‘TOPLUMSAL BİR HAZIRLIĞA İHTİYAÇ VAR’

Toplumsal hazırlığa da ihtiyaç olduğunun altını çizen Koçyiğit, “Biz barışı konuşuyoruz, geri dönüşleri konuşuyoruz. Ama bu konuda bir toplumsal hazırlığımız var mı? Bu soruyla henüz yanıt oluşturabilmiş değiliz. Gelen insanların ihtiyaçlarından tutalım da onların toplumla yeniden bütünleşme süreçlerine kadar bir dizi ihtiyaç var. Bunların gözetilmesi, konuşulması ve hazırlıklarının yapılması gerekiyor. Meclis Başkanı bizimle görüştüğü zaman da, iktidarla temaslarımız sırasında da sık sık söylüyoruz bunları” açıklaması yaptı.

HÜKÜMETİN YAKLAŞIMI: ‘YOLDA GÖRELİM’

Koçyiğit bu konuda hükümetin tutumunu ise şu sözlerle özetledi:

“Açıkçası biz yasaya kadınlarla ilgili bir başlık koymak için gerçekten çok uğraştık. İmralı heyetimiz de bu konuda görüşmeler yaptı. Komisyon aşamasında da ifade ettik. Ama ne yazık ki karşılık bulmadı. Hükümet kanadında şöyle bir anlayış var; biraz yol alalım, biraz görelim, yolda ihtiyaçları görmek, yolda ihtiyaçları belirlemek üzerinden bir yaklaşım var. Yani evet de denilmiyor, hayır da. Ama bunlar zamanla ilerletilebilecek başlıklar olarak önümüzde duruyor.”

Koçyiğit, bu konuda toplumun da ısrarcı olması gerektiğini, müdahillik başvurularında bulunulması gerektiğini, baroların, insan hakları örgütlerinin, kadın örgütlerinin sürece dahil olabilmek için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

‘SÜRECİN ASLİ MUHATABI MECLİS OLMALI’

Meclis’te kurulacak izleme komisyonu konusunda henüz bir ilerleme olmadığını ve kendilerine bilgilendirme yapılmadığını dile getiren Koçyiğit, sadece kendisine bilgi verilen bir komisyon değil, işlevsel bir komisyona ihtiyaç olduğunu altını çizdi. “Sürecin asıl muhatabı Meclis olmalı” diyen Koçyiğit, 1 Ekim’den sonra bu komisyonun kurulması ve çalışmalarına başlamasını beklediklerini ifade etti.

‘ÖCALAN’IN KAMUOYUNA DİREKT SESLENEBİLECEĞİ KANALLAR AÇILMALI’

Sızdırıldığı iddia edilen Abdullah Öcalan’ın görüşme notları konusundaki soruya Koçyiğit şu yanıtı verdi:

“Bu süreci sabote etmek isteyen çevrelerin hiç boş durmadığını herkesin görmesi gerekiyor. Bu önemli. O anlamıyla olmayanı oldurmuş gibi göstermek ya da var olanı çarpıtmak, manipülasyon yapmak, algı oluşturmak, dezenformasyon gibi aslında bu süreç çok yönlü bir saldırı dalgası altında. Bu tür sabotajlara ya da bu tür yaklaşımlara karşı herkesin uyanık olması gerekiyor. Peki, bunu nasıl engelleyebiliriz? Birincisi kamuoyunun bilmesi gerekeni kamuoyuna anlatmak, yani şeffaflık. İkincisi de Sayın Öcalan’ın kamuoyuna direkt seslenebileceği iletişim kanallarını hızlı bir şekilde açmak. Gerçekten kamuoyunun bilmesinde hiçbir sakınca olmayan, kamuoyunun bilmesinde fayda olan başlıkları kamuoyuna Sayın Öcalan’ın bizzat konuşarak, seslenerek anlatması gerekiyor. Bu imkanların oluşturulması gerekiyor. Bunun olmayışı sorundur. Bu nedenle sorun alanı yaratabilecek başlıkları giderecek düzenlemeler ihtiyaç var.”

Benzer Haberler

Irak’taki IŞİD’lilerin ilk grubu Ankara’ya getirildi:

184 kişilik listede Gar Katliamı'nın firari sanığı da var

Tutuklama, kayyum, işkence, ölüm…

İHD'den 2025 yılı insan hakları ihlalleri raporu

10 personel kayıp

Silivri'de batan geminin konumu tespit edildi

Şiddet görüntüleri ortaya çıkmıştı

Berhan Şimşek, CHP MYK üyeliğinden istifa etti

Oğlu ve gelini de ifadeye çağrıldı

Melih Gökçek: Savcılığa ifade verdim, bu ifadenin gizliliği var

Dört CHP’li AKP’ye geçti

Üsküdar’da sandalye hesabı değişti