Metin Yeğin
Borçluysanız utanmanız gerekir. Bize böyle öğrettiler. Birisine borcunuz varsa gözlerinizi kaçıracaksınız. Telefon çalınca açmayacaksınız. Sokakta alacaklıyı görünce karşı kaldırıma geçeceksiniz. Çünkü borç yalnızca ekonomik bir mesele değilmiş gibi davranılır. Sanki ahlaki bir kusurdur. Borçlu olan becerememiştir, hesabını bilememiştir, ayağını yorganına göre uzatmamıştır.
-“Ayağını yorganına göre uzatsaydın.”
İyi de yorgan gittikçe küçülüyor kardeşim.
Ayağı mı keseceğiz?-
Kira maaşın boyunu aşmış. Market poşeti eskiden taşıması zor olduğu için ağırdı, şimdi parasını ödemesi zor olduğu için ağır. Çocuğun okul masrafı var. Elektrik var. Su var. Doğal gaz var. Telefon var ve bir de yemek yemek gibi çağdışı alışkanlıklarımız… Sonra bütün bunları karşılamak için kredi kartına yükleniyorsun. Ve banka sana ahlak öğretiyor. Burada biraz durmak lazım. Çünkü milyonlarca insan aynı anda borçluysa, bunun açıklaması milyonlarca insanın aynı anda müsrif, beceriksiz ve ahlaksız olması olamaz.
Thomas Sankara 1987’de Afrika ülkelerinin borçlarını tartışırken tam buradan itiraz ediyordu. Borcun ödenip ödenmemesinin bir “ahlak ve şeref meselesi” haline getirilmesini reddediyordu. Daha da açık söyledi: “Biz ödemezsek alacaklılar ölmez. Ama ödersek biz ölürüz.”






