Akademisyen Zeynep Kıvılcım, savaş ve çatışmalar nedeniyle Türkiye’ye gelen göçmen ve mültecilerin barış sürecinin dışında tutulmaması gerektiğini söyledi. Kıvılcım, göçmenlere yönelik ırkçılığın toplumsal barışın önündeki en önemli engellerden biri olduğunu vurguladı.
HABER MERKEZİ – Ortadoğu’da yıllardır süren savaş ve çatışmalar milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarcasının ise yerinden edilmesine yol açarken, Türkiye’deki barışın nasıl kurulacağı tartışılıyor.
JINNEWS’den Melek Avcı’nın haberine göre, Barış Akademisyeni ve hukukçu Zeynep Kıvılcım, göçmen ve mültecilerin barış süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Kıvılcım, Türkiye’nin hem kendi içindeki çatışmalar hem de bölgedeki savaşlar nedeniyle büyük bir yerinden edilme deneyimi yaşadığını belirterek, Türkiye’de yaşayan göçmen ve mültecilerin barış tartışmalarının öznesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
“IRKÇILIK OLAN YERDE BARIŞ OLMAZ”
Göçmenlere yönelik ayrımcılığın giderek fiziksel saldırılara ve linç girişimlerine kadar vardığını söyleyen Kıvılcım, bu durumun toplumsal barış açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Göçmen işçilerin emek sömürüsüyle karşı karşıya kaldığını, bazı bölgelerde ise göçmenlerin ev ve iş yerlerine yönelik saldırılar yaşandığını belirten Kıvılcım, “Irkçılık olan yerde barış olamaz” dedi.
Kıvılcım, göçmen ve mültecilerin karşılaştığı şiddet ve hak ihlallerinin de doğrudan bir barış meselesi olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
“SÖZ SÖYLEMELERİNE İMKAN SAĞLANMALI”
Göçmen ve mültecilerin resmi süreçlerde özne olarak yer alması konusunda umutlu olmadığını belirten Kıvılcım, buna karşın medya, sendikalar ve sivil toplum alanında bu kişilerin sözlerini duyurabilecekleri alanların oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Göçmenlerin demokratik etkinliklere katıldıklarında gözaltı ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalabildiğini belirten Kıvılcım, güvenli ortamlarda kendi görüşlerini aktarabilmelerinin önünün açılması gerektiğini söyledi.
“ADALET OLMADAN BARIŞ OLMAZ”
Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini vurgulayan Kıvılcım, savaş döneminde işlenen suçlarla yüzleşilmesi ve hakikatin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
Kıvılcım, cezasızlığın sona ermesinin yanı sıra yerinden edilen insanların ekonomik ve sosyal haklarının da ele alınması gerektiğini söyledi.
Çatışma döneminde yaşanan mülksüzleştirme ve zorunlu göçlerin de barış sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kıvılcım, özellikle kadınların barışın yeniden kurulmasında üstlendiği emeğe dikkat çekti.
“GÖÇMENLERE DE SÖZ HAKKI TANINMALI”
Kıvılcım, Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü konusunda da kararın kendileri tarafından verilmesi gerektiğini belirtti.
“Suriyeliler evine dönsün” yaklaşımı yerine, göçmenlere nerede ve nasıl yaşamak istediklerinin sorulması gerektiğini savunan Kıvılcım, özellikle kadınların görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Kıvılcım, toplumsal barışın adalet sağlanarak, işlenen suçlarla yüzleşilerek ve göçmen ile mültecilerin kendilerini ifade edebilecekleri alanlar oluşturularak kurulabileceğini ifade etti.







