Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay hakkındaki açıklamaları nedeniyle tazminat ödemesine karar verilen YENİ Parti Lideri Özgür Özel’in ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararın gerekçesinde ifade özgürlüğü hakkı ile davacının şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge kurulmadığına vurgu yapıldı.
HABER MERKEZİ – Anayasa Mahkemesi, bir konuşmasındaki ifadeler nedeniyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a 10 bin TL manevi tazminat ödemesine karar verilen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin Özel’in ifade özgürlüğünü ihlal eden bir karara hükmettiğine, bu nedenle Özel’e 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Özgür Özel, 2020’de Meclis’te düzenlediği bir basın toplantısında Fuat Oktay’ın geçmiş yıllarda Türk Telekom’da yönetim kurulu üyeliği ve YİMPAŞ Holding’e bağlı YİMPAŞ Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Ticaret AŞ’de üst düzey yöneticilik yaptığını anımsatarak, “YİMPAŞ’ta suç işlediniz. Şansınıza iktidar oldunuz örtbas oldu, kurtuldunuz. Ama gün gelir onun da hesabı sorulur. Türk Telekom’da suç işlediniz. Hepimizin vergilerini Hariri ailesine peşkeş çektiniz. Gün gelir hesabı sorulur” demişti.
Özel’in bu sözleri üzerine Oktay, 150 bin TL tutarlı manevi tazminat davası açmış, Bölge Adliye Mahkemesi Özel’in Oktay’a 10 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE İTİBAR DENGESİ KURULMADI
Özel, karar üzerine ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi kararında, Özel’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve Özel’e 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Yüksek Mahkeme, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine de karar verdi.
Kararın gerekçesinde şöyle denildi:
Nitekim davasının bir zamanlar yönetim kurulunda yer aldığı anlaşılan bir şirketin bazı yolsuzluklara karıştığı yönünde çeşitli iddiaların olduğu, buna yönelik çeşitli yayın organlarınca yapılan haberlerin bulunduğu yönündeki başvurucunun savunmalarının yargı mercilerince değerlendirilmediği de dikkate alındığında, başvurucunun açıklamalarının sebepsiz ve tümüyle keyfi ve kişisel bir saldırı oluşturduğunu kabul etmek mümkün görünmemektedir. Başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge kurulduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26’ncı maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.







