4 Kasım 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Özgür Müftüoğlu OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda bir hazırladığı PISA 2025 raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye 2025’te 2022’ye göre fen puanını 18, okuma puanını 16, matematik puanını 9 puan arttırarak fen alanında 14’üncü, okumada 13’üncü, matematikte 23’üncü oldu.

Özgür MÜFTÜOĞLU

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda bir hazırladığı PISA 2025 raporu yayımlandı. Rapora göre Türkiye 2025’te 2022’ye göre fen puanını 18, okuma puanını 16, matematik puanını 9 puan arttırarak fen alanında 14’üncü, okumada 13’üncü, matematikte 23’üncü oldu. Milli Eğitim Bakanı, PISA 2025 raporunda Türkiye’nin durumundaki olumlu gelişmeyle övünürken aynı raporda Türkiye’deki sosyo-ekonomik eşitsizliklerin eğitime yansımalarını içeren bulguları ise görmezden geldi. Oysa rapordaki en dikkat çekici bulguların başında Türkiye’de öğrencilerin içinde bulundukları “çok boyutlu yoksunluk” geliyor. Raporda maddi yoksunluk belirlenirken sağlıklı ve yeterli beslenme, uygun ve yeni kıyafet gibi temel ihtiyaçlar ile banyo veya duş gibi ev olanaklarındaki eksiklikler; sosyal yoksunluk kapsamında ise, ücretli boş zaman etkinliklerine katılma, açık hava ekipmanlarına ve ev içi oyun araçlarına erişme olanakları dikkate alınmış.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Anasayfa