Türkiye’de bazı yatırım fonlarının geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla başlayan satış dalgası, yoğunlaşmış yatırımlar ve yüksek kaldıraç kullanımının yarattığı kırılganlıkları yeniden gündeme getirdi. Financial Times, benzer risklerin ABD gibi büyük sermaye piyasalarında da bulunduğuna dikkat çekiyor.
HABER MERKEZİ- Türkiye’de yatırım fonlarının yatırımcılardan gelen geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanmasıyla başlayan kriz, Borsa İstanbul’da sert satışlara yol açtı. BIST 100 endeksi hafta içinde yüzde 8’den fazla geriledi. Krizin merkezinde ise bazı portföy şirketlerinin düşük işlem gören hisselerde büyük ve yoğunlaşmış pozisyonlar oluşturması bulunuyor.
Ekonomim gazetesinde analizine yer verilen Financial Times‘a göre mesele yalnızca Türkiye’deki fon sektörünün nasıl denetlendiğiyle sınırlı değil.
Varlıkların kolayca nakde çevrilemediği, yüksek kaldıraç kullanılan ve yatırımın birkaç hisse üzerinde yoğunlaştığı piyasalarda benzer mekanizmalar başka ülkelerde de sorun yaratabilir.
ARCHEGOS HALA GÜNCEL BİR ÖRNEK
Financial Times, Türkiye’deki gelişmeleri 2021’de ABD’de yaşanan Archegos Capital Management çöküşüyle karşılaştırıyor.
Bill Hwang tarafından yönetilen Archegos, borçlanarak ABD ve Asya’daki az sayıda medya ve teknoloji şirketinde çok büyük pozisyonlar oluşturmuştu. Hisseler yükselirken strateji başarılı görünüyordu. Ancak pozisyonların büyüklüğü, fiyatlar tersine döndüğünde önemli bir probleme dönüştü.
Archegos’un elindeki varlıkları hızla satması mümkün değildi. Büyük satışlar fiyatları daha da aşağı çekecek, bu da teminat açıklarını büyütecekti. Sonuçta fon çöktü ve bazı büyük bankalar milyarlarca dolarlık zararlarla karşı karşıya kaldı.
BİREYSEL YATIRIMCILAR BELİRLEYİCİ
Türkiye’deki krizin bir başka boyutu da bireysel yatırımcıların borsaya yoğun ilgisi.
Yüksek enflasyon döneminde hisse senetleri, tasarruf sahipleri açısından paranın değer kaybına karşı korunma araçlarından biri haline geldi. Borsa yükseldikçe yatırımcı ilgisi arttı. Kaldıraçlı işlemler ise yükselişi olduğu kadar düşüşü de hızlandırabilecek bir mekanizma oluşturdu.
Satışlar başladığında teminat tamamlama yükümlülükleri yeni satışları tetikleyebiliyor. Bu nedenle fiyatlardaki ilk düşüş, yatırımcıların pozisyonlarını kapatmak zorunda kalmasıyla daha geniş bir satış dalgasına dönüşebiliyor.
Türkiye’de sermaye piyasası düzenleyicisinin marjin işlemlerindeki teminat koşullarını geçici olarak gevşetmesi de bu baskıyı sınırlamaya yönelik adımlardan biri oldu. Reuters’a göre hisse senedi işlemlerindeki asgari teminat oranı yüzde 35’ten yüzde 20’ye indirildi.
AYNI SORUN ABD İÇİN DE GEÇERLİ
Financial Times’a göre bu tür kırılganlıklar yalnızca gelişmekte olan piyasalara özgü değil.
ABD’de de bireysel yatırımcıların güçlü ilgisi ve yükselen kaldıraç, hisse fiyatlarının rekor seviyelere taşınmasına katkıda bulunuyor. ABD’de kredili menkul kıymet borcu ağustos sonunda yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşmıştı; bu rakam hazirandaki rekorun hemen altında bulunuyor.
Böyle bir ortamda yatırımcıların aynı yönde pozisyonlanması, piyasanın yükseliş döneminde kazançları büyütürken ters yönde hareketlerde kayıpları da hızlandırabilir.
ABD teknoloji sektöründeki şirketler arasındaki karşılıklı yatırımlar ve döngüsel finansman düzenlemeleri de benzer bir başka risk alanı oluşturuyor. Bir şirketin veya fonun değerlemesi başka bir şirketin yatırımıyla destekleniyorsa, fiyatlardaki düşüş zincirleme etkiler yaratabilir.
×
TÜRKİYE’DE SORUŞTURMA GENİŞLİYOR
Sermaye Piyasası Kurulu, bazı fonların düşük işlem hacimli hisselerdeki olağandışı fiyat hareketlerine katkıda bulunduğuna ilişkin incelemeler yürütüyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında bazı portföy şirketlerinin yöneticileri gözaltına alınırken, bazı şüpheliler hakkında tutuklama ve yurtdışına çıkış yasağı gibi adli tedbirler uygulandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise 18 Eylül’de yaşanan sorunların piyasanın sınırlı bir bölümünde yoğunlaştığını ve sistemik bir kriz anlamına gelmediğini söyledi. Şimşek’e göre Türkiye’de 2 bin 38 yatırım fonu bulunuyor ve tasfiye sürecine alınan 131 fon, sektörün büyüklüğünün yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor.
Merkez Bankası da piyasadaki likidite baskısını hafifletmek amacıyla repo fonlamasını 300 milyar liraya çıkardı ve bankaların gecelik piyasadaki borçlanma limitlerini yükseltti.







