Ender İmrek
İki yılı aşkın bir süredir “Barış ve Demokratik Toplum” adı verilen süreç, tek taraflı bir irade sınavına dönüşmüş durumda. Kürt Hareketi, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan yolda fesih kararını ilan etti, silahların yakılması ritüelini gerçekleştirdi ve şimdi de “Hareket Yönetimi” adıyla yaptığı açıklamada tüm güçlerinin Türkiye sınırları içinden ve sınırın hemen ötesindeki yakın bölgelerden çekildiğini duyurdu. Bu adımlar, kırk beş yıllık çatışmanın bitirilmesinde en somut adımlarından birini oluşturuyor. Karşısında ise hâlâ güven üretecek tek bir hukuki ya da siyasi adım bulunmuyor. Genel kanaat iktidarın, zamanı kendi lehine işletmeye, süreci seçim takvimine endekslemeye ve her türlü bahaneyi değerlendirdiği yönündedir.
Çağrıdan çekilmeye iki yılın bilançosu
Öcalan’ın İmralı’dan yapılan çağrısı, PKK’nin fesih kararı ve silahların yakılmasıyla birlikte yeni bir aşama açmıştı. TBMM’de kurulan komisyon, eksiklerine, muhalefet şerhlerine ve çekincelerine rağmen görüşmeler yürüttü; İmralı ziyareti gerçekleşti. Bunlar, sürecin resmî yüzüydü. Ancak yasa gerektirmeyen adımlar -kayyımların kaldırılması, seçilmiş iradenin tanınması, siyasi tutsakların durumunun ele alınması-iktidar cenahından hiç gelmedi. Aksine, ana muhalefet partisine yönelik sistematik bir hukuksuzluk dalgası yükseldi. Son yerel seçimlerin intikamı alınır gibi belediyeler gasp edildi, başkanlar şantaj, tehdit ve çeşitli yöntemlerle iktidara devşirilmeye çalışıldı. Belediye Meclis üyeleri olmadık baskılarla karşı karşıya kaldı.






