Hicri İzgören
Artık sözün bittiği yerde değil; sözün kurşuna, tetiğin kurala dönüştüğü; bıçağın çoktan kemiğe dayandığı değil, kemiği yarıp geçtiği yerdeyiz…
Türkiye’de her gün gazetelerin 3. sayfalarında, sosyal medya akışlarında ve akşam haberlerinde aynı acı cümlenin farklı isimlerle tekrarlandığına şahit oluyoruz: ‘Bir kadın daha katledildi.’
Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin boyutunu gösteren veriler, sorunun yapısal niteliğini ve tırmanan tehlikeyi gözler önüne sermektedir. Raporlar gerçekten ürkütücü: En tehlikeli alan kendi evleri. Katledilen kadınların ortalama %61’i en güvenli olmaları gereken yerlerde, yani kendi evlerinde öldürülmüştür. Kadınların yaklaşık %80’i eşleri, eski eşleri, sevgilileri, babaları veya yakın aile ferdi olan erkekler tarafından katledilmektedir.
Raporlanan vakaların büyük çoğunluğunda gerekçe; boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, ayrılmak veya kendi hayatına dair karar almak istemesidir.






