Alper Kaya
Aylar boyunca statüsü belirlenmediği için kulüpleri ciddi bir muammaya sokan Profesyonelliğe Geçiş Ligi’nin (PGL) statüsü geçtiğimiz haftalarda nihayet açıklanmış; bu statüye dair de geçen hafta bu satırlarda “Profesyonelliğe Geçiş Ligi statüsü bize ne söylüyor?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıda hem statüyü özetlemiş hem de finalde “Dolayısıyla, kağıt üzerinde artıları eksilerinden daha iyi bir statü olduğunu söyleyebiliriz. Ancak uygulamada nelerle karşılaşacağız, onu da 2026-2027 sezonu başladığında hep birlikte göreceğiz…” ifadelerine yer veriştim.
Eskilerin tabiriyle, daha yazının mürekkebi kurumadan Profesyonelliğe Geçiş Ligi’ndeki ilk skandala tanık olduk.
İstanbul temsilcilerinden İFA Spor Kulübü, zehir zemberek bir duyuru yayımlayarak kulüplerin kura haklarının ellerinden alınarak, hangi kriterlere göre gruplara yerleştirildiklerinin açıklanmadığı ifşası ve sonrasında sorduğu sorular doğrusu nokta atışı tespitler içeriyordu.
İFA tarafından yapılan paylaşımda İstanbul’dan 16 takımın yer aldığı PGL organizasyonunda 12 takım aynı gruba düşerken dört takımın başka bir gruba verildiği, Trakya bölgesine yakın olan Beylikdüzü’nün aksine, Levent Spor ve Göktürk gibi takımların diğer grupta yer almasının ‘mesafe’ bahanesini de bertaraf ettiği belirtilerek; kura haklarının elinden alınması ve kriterlerin açıklanmadığı gruplandırmayı reddettikleri beyanıyla paylaşım sona ermişti.






