Bekir Ağırdır
Artık herkesin elinde bir kamera ve mikrofon var. Belki de son kırk, elli yılın en büyük toplumsal değişimlerinden biri bu kadar basit bir cümlede saklı.
Bir zamanlar gördüğümüz dünyayı bize başkaları anlatıyordu. Devlet, Milli Eğitim Bakanlığı, gazeteci, siyasetçi, şirket, uzman, öğretmen anlatıyordu. Bilginin üreticileri, sahipleri ve dağıtıcıları belliydi. Kimin konuşacağı, kimin dinleyeceği de aşağı yukarı belliydi.
Bugün o eski konuşma yetkisi ve gücü olanlarla dinleyenler hiyerarşisi terse döndü. Seçmen konuşuyor, müşteri konuşuyor, çalışan konuşuyor. Öğrenci, hasta, tüketici, okur, izleyici, komşu anlatıyor. Üstelik yalnızca anlatmıyor da çekiyor, kaydediyor, gösteriyor, yayıyor.
Kimin tanık, kimin yayıncı, kimin haber kaynağı, kimin gözlemci olacağı önceden belli değil. Bu değişim teknolojik sıçramanın sonucu. Elimizdeki mobil cihazlar sayesinde bilgi, haber, deneyim anonimleşiyor.
Bu teknolojik sıçramaya bir başka büyük toplumsal değişimi ekleyelim. Göç, kentleşme ve metropolleşme tüm ilişki biçimlerini, gündelik pratikleri değiştiriyor. Milyonlarca insan artık monolitik küçük dünyalarda yaşamıyor. Hayat farklı sınıfların, kimliklerin, hayat tarzlarının, inançların, değerlerin ve deneyimlerin sürekli birbirine değdiği kalabalıkların içinde akıyor.






