Hicri İzgören
Toplumsal değişimler, değişen şartlar zihnin de kabuk değiştirmesini zorunlu kılar. Türkiye’nin içinden geçtiği bu yeni eşik, tam da böyle bir kırılma noktasına işaret ediyor. Siyasi ve sosyal atmosferdeki her yeni safha, eski ezberlerin yetersiz kaldığı bir dönemeçtir. Ancak en zorlu dönüşüm yılların biriktirdiği bagajları, kalıplaşmış önyargıları ve kutuplaştırıcı zihin kodlarını tasfiye edebilmektir
Yıllardır toplumsal hafızaya kazınan savunmacı, çatışmacı ve ‘öteki’ üzerinden kendini tanımlayan dil, yeni dönemin taşıyıcısı olamaz. Yeni bir dönemin ilk harcı, yapıcı ve onarıcı bir üslup kurmaktır.
Zihinsel değişim, geçmişi yok saymak değil; geçmişin getirdiği yükleri ortak bir geleceği inşa etmek adına yapıcı bir bilince dönüştürmektir. İğneyi başkasına batırmadan önce, toplumsal vicdanın sesine kulak vermek gerekir.
Gündelik siyasete ya da dönemsel rüzgârlara göre şekil alan tutumlar güven üretmez. Kalıcı bir dönüşüm, ilkelere, temel insan haklarına ve adalete dayalı bir omurga gerektirir.






