Mersin’ Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine yönelik operasyon düzenlendi. Başkan Vahap Seçer ile 2 ilçe belediye başkanı dahil 59 kişi gözaltına alındı. DEM Parti, CHP ve Yeni Parti’den operasyona tepki geldi.
HABER MERKEZİ – Mersin Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 59 kişi gözaltına alındı.
Soruşturma kapsamında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişinin evlerine polis tarafından baskın düzenlendi.
İddiaya göre soruşturma kapsamında 13 ihale, 63 doğrudan temin alımı inceleme altına alındı. Bu kapsamda 330 milyon 945 bin lira kamu zararı tespit edildiği belirtildi.
KILIÇDAROĞLU’NDAN TEPKİ: TÜRKİYE BÖYLE YÖNETİLEMEZ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Seçer ve 2 ilçe belediye başkanının gözaltına alınmasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve şunları dile getirdi:
“Vahap Seçer… Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı. Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim. Bu sabah ne yaptılar? Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına aldılar. Soruyorum: Vahap Seçer kaçacak mıydı? Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi? Nedir bu şafak baskınları? CHP’liysen ifadeye çağrılmak yok. Sabahın karanlığında kapına polis dayanacak, gözaltına alınacaksın. Ama iktidarın çevresindeysen başka bir hukuk var.
Haftalardır Türkiye tarihinin en büyük fon skandallarından birini konuşuyoruz. Yüz binlerce vatandaşın parası fonlarda kilitlendi. Milyarlarca liralık işlemler ortaya çıktı. AK Partili genel başkan yardımcılarının, eski bakanların ve iktidara yakın isimlerin ailelerinin adları bu dosyalarda geçiyor.
Fon skandalının en kritik koltuklarında kimlerin oğullarının, kimlerin damatlarının oturduğu ortaya çıkıyor. İki soru soran var mı? Yok. Savcı çağırıyor mu? Yok.
Bir tarafta, iktidara yakınsan dokunulmazlık; diğer tarafta, muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı. Bunun adı hukuk devleti değildir. Bunun adı adalet değildir. Bu mesele artık yalnızca CHP’nin meselesi değildir. Bu mesele yalnızca Vahap Seçer’in meselesi değildir. Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur. Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet ayakta kalamaz. Hukukun kişiye, partiye, soyadına göre uygulandığı bir ülkede hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Bir ülke böyle yönetilemez. Türkiye böyle yönetilemez.”
YENİ PARTİ’DEN DE TEPKİ GELDİ
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir de Seçer ve 2 belediye başkanının gözaltına alınmasına tepki gösterdi ve “Suçüstü yakalananlar iktidar, şafak operasyonuyla evinden alınanlar muhalefet… AKP artık bu gemiyi yüzdüremiyor. Deniz bitti; şimdi sadece ama sadece ‘su bitti, karaya oturduk’ diyenlere saldırıyorlar” ifadelerini kullandı.
BAKIRHAN VE HATİMOĞULLARI: MERSİN HALKI KİMİ SEÇTİYSE O YÖNETMELİ
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptıkları yazılı açıklama ile Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Seçilmiş kişilerin sabah operasyonlarıyla gözaltına alınmasının münferit bir uygulama olmaktan çıktığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
דKentler değişiyor, isimler değişiyor; fakat yöntem değişmiyor. Sandıkta ortaya çıkan halk iradesi, yargısal süreçler üzerinden sürekli olarak baskı altına alınıyor. Defalarca belirttiğimiz üzere, yönlendirilmiş yargılamalar demokratik ve siyasi rekabeti engelleyemez. Suç isnadı başka şeydir; seçilmiş yöneticilerin daha yargılama dahi başlamadan kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesi, gözaltı ve tutuklama yapılması, halkın iradesinin fiilen işlemez hale getirilmesi başka şeydir.”
Biz bu yöntemi çok iyi tanıyoruz. Kayyımlarla belediyelerimize el konulurken de aynı anlayışla karşılaştık. Halkın seçme hakkı tanındı ama seçtiği kişinin yönetme hakkı tanınmadı. Bir yerde seçme ve seçilme hakkı çiğneniyorsa bunun sınırı orada kalmaz.
Türkiye’nin ihtiyacı yeni gerilim hatları açmak değil; demokratik siyasetin alanını büyütmek, hukuka güveni yeniden kurmak ve toplumsal barışı güçlendirmektir. Seçilmişlere yönelik her müdahale, zaten ağır biçimde aşınmış olan siyaset, demokrasi ve hukuk ilişkisini daha da sorunlu hale getirmektedir. Halkın iradesi ancak sandık sonucu beğenildiğinde geçerli olacaksa bunun adı demokrasi değildir. Mersin halkı kimi seçtiyse Mersin’i o yönetmelidir. Halkın iradesine saygı gösterilmeli, yargı siyasi hesaplaşmaların alanı olmaktan çıkarılmalıdır.”







