Cumartesi Anneleri eyleminde, Ardahan’da 1980’de gözaltına alınan ve bir süre sonra ailesine ‘Firar etti, bir daha sormayın’ denilen Cemil Kırbayır’ın akıbetini soruldu. 2011 sonrası başlatılan ve zamanaşımından düşürülen soruşturmada, gözaltında katledilip cenazesinin kaybedildiği açığa çıkarılan Kırbayır’ın faillerinin yargılanması talep edildi.
HABER MERKEZİ – Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin bin 121’incisini İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Okçu köyünde gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu. Eyleme katılanlar, ellerinde katledilen ve kaybettirilenlerin fotoğrafları ile karanfiller taşıdı.
Kayıp yakını İkbal Eren, Kırbayır dosyasında devletin etkin bir soruşturma yürütmediğini hatırlattı. Kırbayır’ın öyküsünü şöyle anlattı: “26 yaşındaki Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Önce Göle’deki 247’nci Piyade Alayı’na götürüldü ve burada yaklaşık bir hafta tutuldu. Ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan da gözetim evi olarak kullanılan Kars Eğitim Enstitüsü’ne sevk edildi. Ailesi, Cemil’in gözaltında tutulduğu süre boyunca onu görebilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bu merkezlere gidip geldi. Ancak 8 Ekim’den sonra gittiklerinde, ‘Oğlunuz firar etti, bir daha onu sormaya gelmeyin’ cevabını aldılar. O günden sonra Cemil’den bir daha haber alınamadı. Baba İsmail Kırbayır’ın ve Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) yaptığı suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Devlet, Cemil’in akıbetini ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütmedi. Kırbayır ailesi Cemil’i aramaktan vazgeçmedi.”
ANNENİN VASİYETİ: BEN ÖLMEDEN OĞLUMU BULUN
Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın ise oğlunun akıbetini sormak için yıllarca mücadele ettiğini hatırlatan İkbal Eren, “5 Şubat 2011 tarihinde, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşen 103 yaşındaki Berfo Anne, yaşadıklarını anlattı ve tek bir talepte bulundu; ‘Ben ölmeden oğlumu bul.’ Bu buluşmanın ardından Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon, döneme ilişkin belgelere ulaştı; Cemil Kırbayır’ı sorguda gören tanıklarla, sorgulamayı yapan emniyet ve MİT mensuplarıyla görüştü. Titiz bir çalışmanın ardından 350 sayfalık bir rapor hazırlandı. Raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkence sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninin, ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı tespit edildi. Böylece Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği, devletin kendi kurduğu Meclis Araştırma Komisyonu tarafından ortaya konuldu. Komisyon ayrıca Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve dosya yeniden açıldı. Tam da burada, hakikate ve adalete ulaşma umudu yeniden doğmuşken, devletin cezasızlık pratiği bir kez daha devreye girdi. Uzun bir belirsizlik döneminin ardından 25 Şubat 2020 tarihinde Adalet Bakanlığı Yargıtay’a başvurarak dosyada zaman aşımı bakımından ‘kanun yararına bozma’ kararı verilmesini talep etti. Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece Cemil Kırbayır’ın kaybedilmesine ilişkin ceza soruşturmasının önü zaman aşımı gerekçesiyle kesildi. Oysa devletin görevi, kendi ihmalleri nedeniyle geçen zamanı gerekçe göstererek adaletten vazgeçmek değil, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmektir” diye konuştu.
‘BERFO ANNEMİZİN BIRAKTIĞI YERDEN…’
Cemil Kırbayır’ın akıbeti bulunana kadar mücadelelerine devam edeceklerini vurgulayan İkbal Eren, şöyle devam etti:
‘ZAMAN AŞIMI KULLANILARAK CİNAYETLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR’
Kırbayır ailesi avukatlarından İHD MYK üyesi Eren Keskin ise “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Birleşmiş Milletler (BM) Gözaltında Kayıplara Karşı Sözleşmeyi imzalamıyor. Çünkü imzalarsa zaman aşımı durumu ortadan kalkacak. Devlet zaman aşımını bir örtbas aracı olarak kullanıyor, zaman aşımını kullanarak bu tür faili meçhul cinayetlerin, faili bulunabilecek cinayetlerin üstünü örtüyor” dedi.
‘BAŞBAKAN SADECE BAŞ SAĞLIĞINDA BULUNDU’
Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır da eylemde söz aldı. Kırbayır, şunları söyledi: “Devletin gözaltında kaybettiği insanların aileleri, ne çekti, hangi travmaları yaşadı? Her canlı dünyaya gelir, ölümle yüzleşir ama bizim ki farklı bir durum. Benim kardeşim katledildi. Ölüm onların kucağına verildi, bunlardan biri de kardeşimdi. O dönem komutana, ‘Kardeşimi 13 Eylül’de sizin aldığınıza dair duyum aldım’ dedim. Komutan, ‘Senin kardeşin anarşisttir’ dedi. Kars’ta mücadele ettim kaymakam beni çağırdı. ‘Sürgün edildin, bundan sonraki hayatını Karaman’da sürdüreceksin’ dediler. Bu dönemde babam ve bir diğer kardeşimi kaybettim. Annem ‘Oğlumu istiyorum, bulun’ dedi. Dönemin başbakanı ile görüşme yapıldı. Sadece baş sağlığında bulundular. Hiçbir sonuç alınmadı.”







