Yemen hükümeti ve onu destekleyen Suudi Arabistan ile Husiler arasında çatışmalar sürüyor. Kızıldeniz kıyılarındaki son gelişmeler, Hürmüz Boğazı ile birlikte küresel enerji piyasalarını sarstığı gbi, Yemen’de daha önce yaşanan dramatik olayların tekrarlanabileceği endişesini doğruyor. 2015-2022 arasında yüzbinlerce kişi ölmüş, yüzbinlercesi de göç etmek zorunda kalmıştı.
HABER MERKEZİ – Yemen, son haftalarda ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın önemli bir cephesi haline gelmiş durumda. 2014’ün sonlarından bu yana Yemen’in başkenti Sanaa ve Kızıldeniz kıyısındaki kritik noktaları kontrol eden İran destekli Husi milisleri ile Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan arasında gerilim devam ediyor.
Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb | Husiler boğazda: ABD-İran savaşında dengeler sarsıldı
Husiler 10 Eylül’de Muha ve Dhubab kentlerini, ardından Perim Adasını ve Kızıldeniz’i Aden Körfezine bağlayan Babu’l Mendeb Boğazı’na erişim sağlayan hatları kontrol altına aldı. Bu yeni gelişmeler, sahadaki kontrol haritasını önemli ölçüde değiştirdi.
Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndaki krizden sonra önemli ölçüde petrol ihracatını Babu’l Mendeb üzerinden gerçekleştiriyordu. Küresel petrol ihracatının yüzde 7’si ve Suudi Arabistan’ın ise petrol ihracatının yüzde 70’nin gerçekleştiği Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki yeni kriz, hem İran’daki savaşta yeni bir cephenin açılması hem de küresel petrol krizinin derinleşmesi anlamına geliyor.
HUSİLER İLE YEMEN HÜKÜMETİ VE SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
Husiler ile Yemen hükümeti ve onu destekleyen Suudi Arabistan arasında çatışmalar devam ediyor.
Husi kontrolündeki televizyon kanalları, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısına yakın Suudi sınırına bitişik Haccah vilayetinde ve daha güneyde, iç kesimlerdeki Taiz civarında hava saldırıları düzenlediğini bildirdi.
Yemen ordusuna bağlı Taiz Cephesi Basın Merkezinden yapılan yazılı açıklamada da, Vaziyye’de İran destekli Husilerle yaşanan çatışmalarda Husilere ait 6 askeri araç ve 2 tankın imha edildiği belirtildi.
Açıklamada, hükümet güçlerine ait savaş uçaklarının da sahadaki birliklere destek amacıyla Husilere ait askeri araçları ve toplanma noktalarını hedef aldığı kaydedildi.
Çatışmalar ve hava saldırıları sonucunda 30 Husinin öldüğü aktarılan açıklamada, yaklaşık 60’ının da yaralandığı ifade edildi.
Bu arada Husi milisleri, Suudi Hava Kuvvetlerinin son günlerde yüzlerce hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Dün Husi milisleri, bir Suudi F-15 savaş uçağını düşürdüklerini iler sürdü.
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto ise, Suudi Arabistan’ın Taif Hava Üssü’ne yönelik hava saldırısında, burada konuşlu İtalya Hava Kuvvetlerinin Eurofighter F2000 savaş uçağının vurulduğunu bildirdi.
Husi lideri Abdül Malik el-Husi ise, kemerinde geleneksel bir hançerle yaptığı televizyon konuşmasında, “Suudilerin ülkemize uyguladıkları abluka ve işgale son vermelerini ve bize karşı saldırganlıklarını durdurmalarını istiyoruz. Bu bizim talebimizdir!” dedi. El-Husi’nin arkasındaki duvarda “Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm, Yahudilere lanet olsun, İslam’a zafer” sloganlarının yer alması dikkat çekti.

100 BİNDEN FAZLA KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ: YEMEN YIKIMI YAŞAMIŞTI
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son çatışmalar nedeniyle 100 binden fazla Yemenlinin yerinden edildiğini ve bunların çoğunun Yemen içinde olduğunu belirtiyor. Yemen’deki son gelişmeler, daha önce yaşanan dramatik gelişmelerin yeniden yaşabileceği endişesini doğurdu.
Husiler ile Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon arasındaki savaş, her ne kadar doğrudan dahil olmadıysa da, İran’ın bölgesel güç hesaplarıyla yakından ilgiliydi. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ile İran arasındaki güç çekişmesinin önemli merkezlerinden biri haline gelen Yemen’de sonuç yıkıcı oldu.
İngiltere merkezli Silah Ticaretine Karşı Kampanya’nın (CAAT) Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerinden derlediği sonuçlara göre;
Mart 2015’te başlayan Yemen savaşının 2021 yılı sonuna kadar doğrudan ve dolaylı nedenlerle 377 bin kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. Bunlardan 154 bini doğrudan silahlı çatışmalardan kaynaklanırken, geri kalan yaklaşık 223 bini (yüzde 59) ise hastalık, açlık ve yeterli tıbbi bakım eksikliği gibi dolaylı nedenlerden kaynaklandı. Dolaylı ölümlerin büyük çoğunluğunun 5 yaşın altındaki çocuklar olduğu düşünülüyor. Yaklaşık 15 bin sivil doğrudan askeri müdahale sonucu öldürüldü; bunların çoğu Suudi liderliğindeki Koalisyonun hava saldırılarında hayatını kaybetti.
CAAT’a göre, insanlığa karşı suçları da kapsayan bu yıkıcı tablodan tek bir güç değil, en çok Suudi Arabistan ve Husiler olmak üzere çok sayıda güç sorumlu:
“Çatışmanın tüm tarafları – Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, başkent Sanaa da dahil olmak üzere ülkenin büyük bir bölümünü kontrol eden Husi savaşçıları, uluslararası alanda tanınan Yemen Cumhurbaşkanı Hadi hükümetine bağlı güçler, BAE tarafından desteklenen güney ayrılıkçı güçleri, Husi karşıtı güçlerin bir parçası olarak Suudi Arabistan tarafından silahlandırılan ve eğitilen çeşitli milisler, insansız hava aracı saldırıları yoluyla ABD güçleri ve El Kaide ile IŞİD gibi gruplar – çok sayıda sivilin öldürülmesinden sorumluydu.”
Lübnan’dan beter: Vekil güç, yıkım, yüzbinlerce ölüm | Yemen, İran savaşında yeni cephe mi olacak?
×
İRAN’DAKİ SAVAŞTA DENGELERİ SARSAN YEMEN
Yemen’de 2014’ün sonlarından beri Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti ile İran destekli Husi milisleri arasında çatışmalar yaşanıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun aktif olarak dahil olduğu savaş 2022’de varılan ateşkesle görece sakin bir döneme girmişti. Ancak İran’daki savaşla birlikte Yemen’de gerilim ve çatışmalar yeniden baş gösterdi. Temmuz ayında İran ile görüşmelerin tıkanması ve 18 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptının çökmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesin sona erdiğini duyurmasıyla Babu’l Mendeb Boğazı da yeniden gündeme gelmeye başladı. İran destekli Husiler, İran’a yönelik ABD deniz ablukası nedeniyle Babu’l Mendeb Boğazı’nda gemi geçişlerini durduracağını duyurdu. Bu hamle, İran’ın şartlarını kabul ettirmek için Hürmüz’de uyguladığı stratejinin Suudi Arabistan’ın öbür yakasında da devreye girmesi anlamına geliyordu.
Husi milislerinin Hürmüz Boğazı’nın karşısındaki Arap Yarımadası’ndaki su yolunun kontrolünü ele geçirmesi, destekçileri İran’a ABD ile olan savaşta kritik bir avantaj sağlayabilir ve bu, ikinci büyük transit koridorundan yapılan tedarikleri azaltarak petrol fiyatlarının fırlamasına neden olabilir.
Bu durum, Trump’ın Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti’nin seçim şansını zedeleyen savaştan çıkış yolu bulmasını da zorlaştırabilir.
ABD HUSİLERİ VURDU, ANLAŞMA İLAN ETTİ, AMA İRAN’DAN SONRA YENİ BİR DURUM VAR
Husilerle sadece Suudi Arabistan çatışmadı. 2023’ten sonra İsrail birçok kez Husileri bombaladı ve aralarında Husi hükümetinin başbakanı ve genelkurmay başkanının da olduğu çok sayıda üst düzey yetkilisini öldürdü. Coğrafi mesafe nedeniyle de Husilerin, Hizbullah veya Hamas kadar, İsrail’i tehdit edebilme kapasitesini engelliyor.
Başbakanları da vurulmuştu | Husiler: Genelkurmay Başkanımız öldürüldü
ABD de Husileri bombaladı. En şiddetli saldırılar ise Mayıs 2025’in başında görüldü. Ancak 6 Mayıs’ta ABD Başkanı Trump, Husiler ile ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu. Trump, Yemen’deki Husilerin artık savaşmak istemediklerini kendilerine ilettiklerini belirterek “Biz de buna saygı duyacağız ve onları bombalamayı durduracağız. Teslim oldular, artık gemileri havaya uçurmayacaklarını söylüyorlar” ifadelerini kullanmıştı.
Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Somaliland ve Eritre daha da ‘kıymetli’







