Trump’ın geçen yılki BM Genel Kurulu konuşmasında İran bir ara başlıktı ve barış mesajlarıyla Trump Nobel Barış Ödülü’nü istemişti. Bu yılki BM Genel Kurulu’nda ana gündem İran ve Trump, yedinci ayında süren İran’daki savaşın çıkmazıyla karşı karşıya. Buna rağmen Trump’ın zafer ilan etmesi bekleniyor, ancak tablo farklı gerçeklere işaret ediyor.
HABER MERKEZİ – Birleşmiş Milletler (BM). 81. Genel Kurulu 22 Eylül’de başlıyor ve 190 ülkeden üst düzey katılım olması bekleniyor. Geçen yıl Filistin meselesi ile Gazze’deki savaş ve ABD Başkanı Donald Trump’ın barış mesajları BM’nin 80. Genel Kurulu’nun gündemine damgasını vururken bu yıl ana gündem İran’daki savaş olacak.
Trump, geçen yılki Genel Kurul konuşmasında İran’a görece küçük bir bölüm ayırmıştı ve Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı’na göndermede bulunarak İran’ın nükleer kapasitesine büyük oranda hasar verdiklerini ileri sürmüştü. Trump, “Dünyada başka hiçbir ülke bizim yaptığımızı yapamazdı” diyerek övünmüş, ardından büyük oranda dünya barışına yönelik mesajlar vermişti. Trump, en az 8 büyük savaşı sonlandırdığını ve Nobel Barış Ödülü’nü hakkettiğini ileri sürmüştü.
Bu konuşmadan kısa süre sonra, 29 Eylül 2025’te Trump Gazze Barış Planı’nı duyurdu ve ardından 10 Ekim 2025’te İsrail ile Hamas arasında ateşkes ilan edildi. Gazze’deki savaşı durduran önemli bir gelişme olmakla birlikte, plan hala tam anlamıyla hayata geçmiş değil ve Gazze’de İsrail ile Hamas arasındaki gerilimler sürüyor.
Öbür yandan Trump, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılında devam eden savaşı sonlandıracağını da vaat etmişti, ancak bu konuda da herhangi bir gelişme yaşanmadı, aksine savaş aradan geçen bir yılda özellikle insansız hava araçlarının etkin şekilde kullanılmasıyla daha geniş çaplı hale geldi ve iki ülkenin enerji kaynakları büyük zarar gördü.
Trump’ın özel temsilcileri Zelenskiy ile görüştü | ABD, üçlü müzakere formatına dönmek istiyor
İRAN ANA GÜNDEM OLACAK: MÜTTEFİKLERİN ŞÜPHELERİ VAR
Trump’ın İran’a darbe vurduğunu söyleyip görece önemsizleştirdiği İran ile ilgili BM’nin 80. Genel Kurulu’ndaki konuşması da kısa süre sonra zıt gelişmelerle açığa çıktı. ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş halihazırda bir çıkmaz durumunda ve gerilim sürüyor.
Önümüzdeki hafta BM’de yeniden konuşması beklenen Trump’ın, çıkmazda olan İran’daki savaşı bu kez daha geniş şekilde dile getireceği belirtiliyor. Trump’ın sık sık dile getirdiği gibi İran’a karşı savaşı kazandıklarını ve İran’ı askeri-ekonomik olarak etkisiz hale getirdiklerini söylemesi bekleniyor.
Ancak önce askeri gücü, yönetim kapasitesi ve ekonomik yapısı büyük tahribata uğramasına rağmen İran, önce Hürmüz Boğazı ve ardından Yemen’de desteklediği Husilerin Babu’l Mendeb hamlesiyle ABD’ye karşı kritik avantajlar elde etti ve küresel enerji piyasalarını olumsuz etkileyen bu hamleler, çıkmazdaki savaşta İran’ın en önemli kozları olmaya devam ediyor.
Trump’ın olası zafer konuşmasının BM’ye katılacak ülkelerin temsilcilerini ne derece ikna edeceği de belirsiz. Son altı ayda özellikle enerji fiyatlarında devam eden artış, birçok ülkenin İran’daki savaşla ilgili şüphelerini artırmış durumda.
Öte yandan Husilerin Kızıldeniz kıyılarındaki ilerleyişi, Trump’ı ABD’de büyük ölçüde destek bulmayan savaş konusunda giderek daha da zor bir duruma soktu, ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’a darbe vurdu ve Washington’ın bölgesel ortaklarını koruma yeteneğinin sınırlarını ortaya çıkardı.
Avrupa ve Asya’daki müttefiklerin çoğu, Trump’ın kendilerine danışmadan başlattığı ve ekonomileri için yıkıcı sonuçlar doğuran bu savaşta yardım taleplerini reddetti. Bu nedenle Trump ile NATO müttefikleri ile Avrupalı ortakları arasında İran savaşı sonrasında baş gösteren gerilim sürüyor.
Trump’ın bütün bu olumsuz tablodan sonra Kasım ayındaki ara seçimlerde güç kaybetmesi bekleniyor. Bu da iç siyasette de Trump’ın İran savaşı nedeniyle zor durumda olduğuna işaret ediyor.
TRUMP’IN ZOR İKİLEMİ
Husilerin Kızıldeniz kıyılarındaki ilerleyişi sonrasında başka bir boyut kazanan İran’daki savaş nedeniyle, Reuters haber ajansına göre, Trump şöyle bir ikilemle karşı karşıya: ABD Husi milislerinin ikinci önemli denizcilik koridorunu kapatmasına tahammül edemezken, İran’la olan savaş nedeniyle zaten zor durumda olan ABD ordusu için tehlikeli yeni bir görevi üstlenmek konusunda isteksiz davranıyor.
ABD’li yetkililer geçen hafta Umman’da Husi yetkilileriyle bir araya geldi ve Husilerin Suudi gemilerini hedef aldıklarını ancak ABD gemilerine saldırma niyetlerinin olmadığını söylediği bildirildi. Trump da Husilerle görüşme yaptıklarını açıklamış ve benzer mesajlar vermişti.
Eski Ortadoğu istihbarat yetkilisi Jonathan Panikoff, “ABD’nin açıkça (askeri) kapasite sorunları var, ancak buna rağmen burada hareketsiz kalmanın maliyeti Körfez müttefikleri arasındaki gerilimleri muhtemelen artıracaktır” dedi.
Husilerin bölgesel bir tehdit olarak aniden yeniden ortaya çıkması, Trump’ın çatışmadan çıkış yolu bulma çabalarını daha da karmaşık hale getirdi.
Savaş yedinci ayında devam ederken, ABD yıpratma savaşına saplanmış durumda; Trump ise Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı yoğunlaştırmaya çalışıyor. Zaman çizelgelerinde sürekli değişiklik gösteren Trump, 16 Eylül’de İran savaşı için “umarım sona doğru yaklaşıyoruz” dedi.
Ancak savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden çok sonrasına kadar uzaması muhtemel. Obsidian Risk Advisors’ın yönetici ortağı Brett Erickson, sosyal medya hesabında, “İran, ara seçimlerde ona zarar verebilecek ve onu etkisiz bir lider haline getirebilecek bu kadar büyük bir koz varken, onu bu durumdan kurtarmaya niyetli değil” diye yazdı.







