BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

“Jin, jiyan, azadî” siyasete taşınıyor

İran Devrimci Kadın Konseyi kuruldu

“Jin, jiyan, azadî” siyasete taşınıyor

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

İranlı kadın aktivistler, toplumsal mücadelelerde kazandıkları ağırlığı siyasi karar mekanizmalarına taşımak amacıyla Devrimci Kadınlar Konseyi’ni kurdu. Konsey, kadınların yalnızca temsil edilmesini değil, siyasi gündem ve kararlar üzerinde belirleyici bir güç olmasını hedefliyor.

HABER MERKEZİ- İran’da kadınların yıllardır sokakta büyüttüğü mücadele, bu kez siyasal bir örgütlenmeye dönüşüyor. “Jin, jiyan, azadî” hareketiyle ülke sınırlarını aşan kadın mücadelesinin ardından İranlı aktivistler, Devrimci Kadınlar Konseyi’nin kuruluşunu ilan etti. Yeni yapı, kadınların toplumsal hareketlerdeki etkisiyle siyasi karar alma mekanizmalarındaki sınırlı ağırlığı arasındaki açığı kapatmayı amaçlıyor.

Konsey kendisini demokratik, çoğulcu, kapsayıcı ve feminist bir ağ olarak tanımlıyor. Ancak hedefi yalnızca daha fazla kadının siyasette görünmesi değil. Kurucular, kadınların gündemi belirleyen, karar alan, kaynakların nasıl kullanılacağına söz söyleyen ve siyasi yapılar üzerinde gerçek etki kurabilen bir güç haline gelmesini istiyor.

Bu nedenle Konseyin en dikkat çekici taleplerinden biri, karar alma mekanizmalarında kadınların en az yüzde 50 oranında temsil edilmesi.

“TOPLUMSAL GÜÇ SİYASİ GÜCE DÖNÜŞMEDİ”

Konseyin temelleri 2 Nisan’da beş kadın aktivistin girişimiyle atıldı. Kurucular Samanah Savadî, Sanam Devletşahi, Mina Hani, Naime Dustdar ve Yasemin Fehbed.

Kuruculardan Mina Hani, kadınların İran’daki toplumsal mücadelelerin ön saflarında yer almasına rağmen bu etkinliğin siyasi alanda karşılığını bulamadığını söylüyor. Hani’ye göre “Jin, jiyan, azadî” hareketi kadınların toplumdaki gücünü açık biçimde ortaya koydu. Ancak kadınlar, ülkenin geleceğine ilişkin kararların alındığı yapılarda hâlâ ya yeterince yer almıyor ya da sembolik bir temsille sınırlı kalıyor.

Devrimci Kadınlar Konseyi tam da bu boşluktan doğuyor.

FARKLI MÜCADELERLERDEN KADINLARIN BULUŞMASI

JİNHA‘da yer alan habere göre, Konseyin içinde siyasi ve sivil aktivizmden gazeteciliğe, çevre çalışmalarından insan haklarına, etnik ve kültürel haklardan LGBTİ+ haklarına kadar farklı alanlarda çalışan kadınlar bulunuyor.

Bu çeşitlilik bilinçli bir tercih. Konsey, İran kadın hareketinin farklı kuşaklarını ve farklı mücadele deneyimlerini aynı siyasi zeminde buluşturmayı hedefliyor.

Kuruluş dönemi üyelerinden Melika Zer ise Konseyin İran’daki kadınların tamamını temsil ettiği iddiasında olmadığını belirtiyor. Üyelik sürecinin yeni katılımlara açık olacağı vurgulanıyor.

Konsey, “devrimci” kavramını yalnızca siyasi iktidarın değişmesiyle sınırlamıyor. Bu ifadeyi ataerkil ve erkek egemen iktidar ilişkilerinde köklü bir dönüşüm talebiyle ilişkilendiriyor.

HEDEF KADINLARI SİYASİ AKTÖRE DÖNÜŞTÜRMEK

Çoğulcu feminizm, katılımcı demokrasi, iktidarın merkezsizleştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, geçiş dönemi adaleti ve kültürel-dilsel haklar kuruluş ilkeleri arasında yer alıyor. Yaşam hakkının savunulması ve idam cezasına karşı çıkılması da Konseyin temel talepleri arasında.

Bu yaklaşım, Konseyin kendisini yalnızca kadın hakları alanında çalışan bir örgüt olarak değil, İran’ın geleceğine ilişkin daha geniş bir siyasi tartışmanın parçası olarak konumlandırdığını gösteriyor.

Konsey, kuruluşunu ilan ederken üyelik sürecini de başlattı. Kurucuların yapının gelecekteki yönetiminde kalıcı bir ayrıcalığa veya veto hakkına sahip olmayacağı açıklandı.

Koordinasyon komitesi üyelerin oylarıyla belirlenecek. Yeni katılan kadınlar da yönetimin oluşumunda söz sahibi olabilecek.

Kuruluş dönemi üyelerinden Pervane Hüseyni, üyeliğin yalnızca Konseye katılmak anlamına gelmeyeceğini, yeni üyelerin seçim süreçlerine de dahil olacağını belirtti.

Konsey, siyasi partiler, ittifaklar ve çeşitli kurumlarla görüşmeler yaparak kadınların taleplerinin somut siyasi değişikliklere dönüşmesini hedefliyor. Uluslararası alanda ise İranlı kadınların örgütlü ve bağımsız seslerinden biri olmayı amaçlıyor.

İran’da kadınlara yönelik baskıların sürdüğü bir dönemde ortaya çıkan bu yeni örgütlenme, 2022’de Mahsa Jina Amini’nin ölümüyle ülke çapında büyüyen “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketinin ardından kadınların toplumsal protestolardaki rolünü siyasi bir güce dönüştürme arayışının yeni bir örneği olarak ortaya çıkıyor. İran’da kadınların sistematik baskıyla karşı karşıya olmaya devam ettiği, uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına da yansıyor.

×

KADIN AKTİVİST VE GAZETECİLER REJİM CENDERESİNDE

İran’da Mahsa Jina Amini’nin 16 Eylül 2022’de “ahlak polisi” gözetiminde hayatını kaybetmesinin ardından başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları, kadınların öncülüğünde ülke geneline yayıldı. Güvenlik güçlerinin müdahalesinde yüzlerce kişi öldürüldü, binlerce kişi gözaltına alındı. Birleşmiş Milletler’in bağımsız araştırma misyonu, protestolar sırasında devletin ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu sonucuna vardı.

Protestoların bastırılmasının ardından baskı sona ermek yerine sokaktan cezaevlerine ve mahkeme salonlarına taşındı. Kadın hakları savunucuları, aktivistler, gazeteciler ve protestolara destek veren sanatçılar tutuklandı; uzun hapis cezaları, kırbaç ve seyahat yasakları gibi cezalarla karşı karşıya kaldı. BM’nin 2024 değerlendirmesinde, yetkililerin kadınların temel haklarını daha fazla kısıtladığı ve kadın aktivizminin kalan kanallarını da bastırmaya yöneldiği belirtildi.

Gazeteciler de baskının başlıca hedeflerinden biri oldu. Amini’nin ölümünü ilk haberleştiren gazeteciler Nilufar Hamedi ve Elaheh Mohammadi, Eylül 2022’de tutuklandı. İlk yargılamada toplam 25 yıl hapis cezasına çarptırılan iki gazetecinin cezaları temyizde ayrı ayrı altı yıla indirildi.

Baskı 2025 ve 2026’da da sürdü. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2025 boyunca İran makamlarının kadın aktivistler, insan hakları savunucuları ve muhaliflere yönelik keyfi gözaltı ve ağır cezaları artırdığını bildirdi. Mart 2025’te 11 kadın hakları ve siyasi aktivist hapis cezalarına çarptırıldı.

Son dönemde gazetecilere yönelik davalar da sertleşti. İranlı foto muhabiri Yalda Moaiery, protestoları ve İranlı kadınların yaşamını belgeleyen çalışmaları nedeniyle daha önce de hapsedilmişken, Ağustos 2026’da “düşman devletlerle işbirliği” suçlamasıyla 15 yıl hapse mahkûm edildi. Davada savunma haklarının ciddi biçimde kısıtlandığı ve ekipmanlarına el konulduğu bildirildi.

 

Benzer Haberler

Dilek İmamoğlu: Tutuksuz yargılama esas olmalı

İBB davası: İmamoğlu'nun savunması engellendi

TÜİK açıkladı:

Nüfus 6 ayda 228 bin arttı

Siyaset bilimci Arzu Yılmaz:

 Türkiye’nin Kürtlerle ittifakı sınanıyor

Uzmanlardan farklı yorumlar geldi

İstanbul'da gece boyu 51 sarsıntı

Pervin Buldan:

Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu’nda görev alacak

DBP’li Uçar’dan çerçeve yasa açıklaması:

'Görevimiz hem denetlemek hem tamamlamak'

Üyelerin oylarıyla belirlenecek

Yeni Parti'de kongre takvimi belli oldu