Nuray Sancar
İki AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan ve Nihat Zeybekçi’nin adlarının öne çıktığı fon skandalı ile ilgili malumat peyderpey ortaya döküldükçe oyuna dahil olan partililerin çokluğu dikkat çekiyor. Birinin oğlu, birinin eşi, ötekinin kayınçosu, yengesi, yeğeni, kardeşi, diğerinin kankası, filanca kurulun başkanı ve avanesi derken, bu son ponzi ağı vatandaştan alıp aileyi zenginleştirmek için oluşmuş görünüyor. Para akışlarını denetlemek için kurulmuş SPK’nin yönetim kurulunda adı görünen adalet bakanının eşi ile birlikte tablo tamamlanmış durumda.
Mevduatların, şirket kârlarının, kaynağı belirsiz birikimlerin, kara sermayenin, vatandaşın başını sokacak bir ev almak hayaliyle yıllarca istiflediği paranın katlanması hayaliyle yatırdığı ve sonuçta akın karayı, temizin kirliyi yıkadığı ponzi-fonzi saadet zinciri yeni bir olay değil. Özal dönemindeki EkoYatırım, Banker Kastelli gibi halktan yüksek fayda vaadiyle para toplayan finans kuruluşlarının fazla şişen balonunun hızla patladığı unutuldu. Hadi bunlar unutuldu, ama yakın zamanda genç yaşında kurduğu Çiftlikbank’ın vurgununa uğrayıp yüksek faiz vaadiyle kandırdığı insanların paralarıyla Uruguay’a kaçan, Tosuncuk lakaplı Bursalı Mehmet Aydın’ın yeni hikayesi de ders olmamış görünüyor.






