BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Erdoğan’dan açıklama:

'Bölge ülkeleri daha fazla sorumluluk üstlenmeli'

Erdoğan’dan açıklama:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Anlaşması’nı günübirlik gelişmelere verilen bir tepki olarak görmediklerini belirterek, “Artık bölge ülkeleri kendi güvenlikleri, kendi istikrarları ve kendi geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumundalar” dedi. 

HABER MERKEZİ – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra merkezli Şarku’l Avsat gazetesinin dış politikaya yönelik sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

MEKKE ANLAŞMASI: TARAF ÜLKE SAYISINI ARTIRMAKTAN ÇEKİNMİYORUZ

Gazetecinin “Üçlü Mekke Anlaşması fikri nasıl ortaya çıktı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmeler etkili oldu?” sorusunu yanıtlayan Erdoğan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduklarını belirterek, “Son dönemde yaşananlar, kardeş ve dost ülkeler arasındaki dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye olarak, anlaşmazlıkların derinleşmesini değil, diyalog ve istişare kanallarının güçlendirilmesini savunduk. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek perspektifi ile mümkün. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da işte bu anlayışın bir sonucu. Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihi bir sorumluluk üstlendik.” diye konuştu.

‘GÜNÜBİRLİK GELİŞMELERE VERİLMİŞ BİR TEPKİ DEĞİL’

Erdoğan, “Anlaşma, ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı mıdır, yoksa üçlü koordinasyon fikri daha önceden gündemde miydi?” sorusu üzerine, iki ülke arasındaki gerilimin seyrinin elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli olduğuna dikkati çekti.

“Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur” açıklamasını yapan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır.  Dolayısıyla Mekke’de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz.”

“BİRİMİZİN GÜVENLİĞİ HEPİMİZİN GÜVENLİĞİ”

Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ortak bir savunma yaklaşımını temel aldığına işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma işbirliğimizi ilerletecek, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı. Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askeri bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir. Anlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir”, dedi.

“GÜVENLİK VE EKONOMİK KALKINMA AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Körfez bölgesinin güvenliğinin yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek şunları kaydetti:

“Siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da atbaşı ilerlediğini hep ifade etmişimdir. Avrupa yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik, sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldi, biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz. Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olması mümkün değil. Körfez’in istikrarı, aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından da stratejik bir meseledir. Körfez’in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifimizden ayrı görmüyoruz. Bu nedenle üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.”

SURİYE AÇIKLAMASI: ‘TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDECEK YAPILARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ’

Suriye’deki değişim sürecine ilişkin soru üzerine Erdoğan, “Suriye’de yaşanan değişim sürecini, Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyoruz” cevabını verdi.

Erdoğan, Türkiye olarak en başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduklarını vurguladı.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye’nin milli güvenliği de o derece önemli. Sürecin en başından beri arzumuz, Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde güven ve huzur içerisinde yaşayabilmesidir. Suriye, esasen Aralık 2024’ten bu yana ülkede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katetmiştir. Bu sonucun alınmasında tabiatıyla bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükümetinin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olmuştur.

Bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükümeti, sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanmak suretiyle ilave çatışmaların dışında kalma maharetini de göstermektedir. Bugün Suriye’nin normalleşmesi esasen tüm bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu haline gelmiştir. İstikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye’nin adı artık bağlantısallık ve kalkınma projeleri ile anılmaya başlamıştır. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye’nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir.”

Benzer Haberler

Rojin Kabaiş soruşturması

Kamu yetkilileri için soruşturma talep edildi

11 yıl sonra dosya açıldı

Fenerbahçe otobüsüne saldırı: 1 kişi tutuklandı

Katliamın yaşandığı Digor’dan çağrı:

'Barış yüzleşme ile mümkün olur'

Mazlum Abdi duyurdu:

Geri dönüşlerle ilgili anlaşmaya varıldı

AKP’nin kuruluş yıl dönümü

Erdoğan 3 vekil ve 7 belediye başkanına rozet taktı

‘Daha nice yıllar’ siyasette olacak

Erdoğan: Bu ülkede anneler artık ağlamayacak

Bilici’nin istifası zora sokmuştu

CHP’li Kasap Yeni Yol Grubu’na katıldı

Çerçeve yasa kaç dosyayı etkileyecek?

Bakırhan: Ekim’de daha somut adımlar atılacak