Figen Yüksekdağ, çerçeve yasa ve barış sürecine yönelik eleştirilerin olabileceğini ancak sol ve sosyalist hareketlerin sürece müdahil olarak sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Yüksekdağ, “Büyük dönüşümler, sadece eleştirerek değil, mücadeleye katılarak mümkün olur” dedi.
HABER MERKEZİ – Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, İlke TV’ye “çerçeve yasa” ile ilgili açıklamalarda bulundu.
İlke Tv Genel Yayın Yönetmeni Sevda Çetinkaya, cezaevinde ziyaret ettiği Yüksekdağ’a Kürt sorunun çözümü için devam eden süreç ve çerçeve yasaya ilişkin görüşlerini sordu.
‘Çerçeve yasa’dan kimler yararlanacak, kimler serbest kalabilir, sorusuna Figen Yüksekdağ, “İnanın konuşmadık bunu ama bir kutlama yaptık. Çünkü iki kadın mahpus arkadaşımızın tahliye tebligatı geldi sohbet sırasında. Cezalarının infazını tamamlayan Sona ve Gazel’e İdare ve Gözlem Kurulu tahliye tarihlerini tebliğ etti. Güldük, oynadık, zılgıtlar çektik” diye cevap verdi.
ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN YASAYA GEREK YOK
Kendisi ve Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararlarını da hatırlatan Yüksekdağ, şunları söyledi:
“Bizler zaten haksız ve hukuksuz yere içerdeyiz Siyasi faaliyetlerimizden yargılandık ve ceza aldık. Benim hakkımda da Selahattin Demirtaş hakkında da AİHM kararları var. Çerçeve yasaya gerek yok ki bizim özgürlüğümüz için. Ama bu çerçeve yasanın benim de Selahattin beyin de haksız yere cezaevinde tutulan siyasi mahpusların tahliyesinden çok daha büyük ve tarihi bir anlamı var.”
Çerçeve yasanın içeriğine dönük gelen eleştirileri haklı bulduğunu ancak Kürt Kürt meselesinin Türkiye’de ilk kez doğrudan bir yasal düzenlemenin konusu haline gelmesi bakımından yasanın önemli olduğunu vurgulayan Yüksekdağ’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle:
KÜRT MESELESİ İLK KEZ BİR YASAL DÜZENLEMENİN KONUSU HALİNE GELDİ
Asla unutulmaması gereken bir şey var ama. Kürt meselesi Türkiye’de ilk kez doğrudan bir yasal düzenlemenin konusu haline geldi, tarihi bir eşik bu. 1921 Anayasası belgeleri ve o dönem Kürtleri inkar etmeyen anlayışın terk edilmesinden 100 yıl sonra bugün Kürtleri hukuk içine almanın yolunu açacak bir yasal bir düzenlemeyi konuşuyoruz. Bunun arkasında çok büyük, çok zahmetli ve çok bedeller ödenmiş bir mücadele var. Gelinen bu aşama kendiliğinden ortaya çıkmadı.
BÜYÜK DÖNÜŞÜMLER SADECE ELEŞTİREREK DEĞİL MÜCADELEYE KATILMAKLA MÜMKÜN
Sol ve sosyalist hareketlerin elbette eleştiri hakkı var. Ama sosyalist bir iddianız varsa, eleştirdiğiniz kadar bu sürece müdahil olmalı, sorumluluk almalı, çaba göstermelisiniz. Büyük dönüşümler, sadece eleştirerek değil, mücadeleye katılarak mümkün olur. Çerçeve yasa teklifinde de barış sürecinde de en başından beri yaşanan ne kadar eksik varsa bu demokratik siyasetin eksiğidir, hepimizin eksiğidir, mücadelenin eksiğidir.
Evet, bu bir başlangıç. Ama hızla onu bir başlangıç olmaktan çıkarmak, daha kapsamlı demokratik ve hukuki düzenlemelerle tamamlamak gerekir.”






