BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Türkiye ‘güvenli menşe ülke’ sayıldı

Binlerce kişi için çalışma hakkı ve meslek eğitimini kaybetme riski

Türkiye ‘güvenli menşe ülke’ sayıldı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi “güvenli menşe ülke” kapsamına almasının ardından Almanya’da yürürlüğe giren yeni düzenleme, özellikle iltica sürecindeki ve geçici kalış belgesiyle yaşayan Türkiyeliler için ağır sonuçlar doğuruyor. Çalışma izni, mesleki eğitim ve oturum yolunu etkileyen yeni kuralların ayrıntıları ise birçok kişi tarafından hâlâ bilinmiyor.

HABER MERKEZİ – Almanya’da yaşayan binlerce Türkiye vatandaşını yakından ilgilendiren önemli bir yasal değişiklik sessiz sedasız yürürlüğe girdi. Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi “güvenli menşe ülke” olarak kabul etmesiyle birlikte Almanya’da iltica statüsünde bulunan veya geçici kalış belgesi (Duldung) ile yaşayan çok sayıda kişi, çalışma hakkını ve mesleki eğitim yoluyla oturum alma imkanını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Almanya’dan ‘skandal’ sınır dışı işlemi: Üç bebekleri alınan Kürt çift, Türkiye’ye gönderildi

Hukukçular, özellikle iltica başvurusu devam eden ya da iltica başvurusunu geri çekmeyi düşünen kişilerin ciddi hak kayıpları yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.

EN BÜYÜK TEHLİKE FARKINDA OLMADAN HAK KAYBETMEK

Yeni düzenleme, bütün Türkiye vatandaşlarını kapsamıyor. Alman vatandaşı olanlar, oturum izni bulunanlar veya düzenli çalışma hakkına sahip kişiler açısından doğrudan bir değişiklik söz konusu değil. Ancak iltica başvurusu reddedilenler, iltica başvurusunu geri çekenler veya geçici kalış belgesiyle Almanya’da yaşayan binlerce kişi açısından tablo tamamen değişiyor.

Sorunun en kritik yönü ise birçok kişinin yeni kurallardan haberdar olmaması. Yanlış atılacak tek bir adım, çalışma izninin alınamamasına, devam eden mesleki eğitimin sona ermesine ya da gelecekte oturum alma ihtimalinin ortadan kalkmasına neden olabiliyor.

TÜRKİYE ARTIK ‘GÜVENLİ MENŞE ÜLKE’

Avrupa Birliği’nin (AB) yeni Ortak Avrupa İltica Sistemi kapsamında hazırlanan güvenli menşe ülkeler listesi 12 Haziran 2026’da uygulanmaya başladı.

Listeye Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Kosova, Fas ve Tunus’un yanı sıra Avrupa Birliği’ne aday ülkeler de belirli istisnalar dışında dahil edildi. Bu nedenle Türkiye de güvenli menşe ülke olarak değerlendiriliyor.

Bu sınıflandırma, iltica başvurularının daha hızlı sonuçlandırılmasını öngörüyor ve başvuru sahibinin ülkesinde “bireysel olarak zulüm” veya “ciddi tehlike altında” olduğunu ispat etmesini çok daha güç hale getiriyor.

ÇALIŞMA YASAĞININ ÖNÜ AÇILDI

Asıl değişiklik Almanya İkamet Yasası’nda yapılan düzenlemeyle ortaya çıktı. Yasaya göre güvenli menşe ülke vatandaşı olan ve 31 Ağustos 2015’ten sonra yaptığı iltica başvurusu reddedilen veya geri çekilen kişilere, daha sonra Duldung verilse bile kural olarak çalışma izni verilmiyor.

Aynı risk, hiç iltica başvurusu yapmadan geçici kalış statüsünde bulunan bazı kişiler için de geçerli olabiliyor.

29 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren geçiş düzenlemesiyle birlikte bu hükümler artık Türkiye vatandaşlarını da kapsıyor.

KRİTİK İKİ TARİH

Yeni düzenlemede iki tarih büyük önem taşıyor:

  • 6 Mayıs 2025
  • 11 Haziran 2026

Bu tarihlerden birinde gerekli koşulları taşıyan kişiler geçiş korumasından yararlanabiliyor. Koruma kapsamına girenler şunlar: 6 Mayıs 2025 tarihinde Duldung sahibi olanlar veya 11 Haziran 2026 tarihinde geçerli çalışma izni bulunanlar.

Bu iki şarttan yalnızca birinin sağlanması yeterli kabul ediliyor.

EN BÜYÜK RİSK İLTİCA DOSYASI DEVAM EDENLERDE

En ağır sonuçlarla karşılaşabilecek grup ise iltica süreci henüz sonuçlanmamış kişiler. Örneğin 6 Mayıs 2025 tarihinde iltica başvurusu devam ettiği için Duldung alamamış olan biri, 11 Haziran 2026 tarihinde de çalışma iznine sahip değilse geçiş korumasından yararlanamıyor.

İltica başvurusunun daha sonra reddedilmesi halinde ise çalışma yasağıyla karşılaşabiliyor. Bu nedenle özellikle dosyası hâlâ sonuçlanmamış binlerce Türkiyeli açısından yeni düzenleme ciddi risk taşıyor.

MESLEK EĞİTİMİ ARTIK GARANTİ DEĞİL

Almanya’da çok sayıda kişi, mesleki eğitim (Ausbildung) yoluyla oturum hakkı kazanmayı hedefliyor. Ancak yeni düzenleme bu yolu da zorlaştırıyor.

Çünkü çalışma yasağı kapsamına giren kişilere mesleki eğitim nedeniyle verilen geçici kalış hakkı (Ausbildungsduldung) veya eğitim amacıyla oturum izni de verilmeyebiliyor. Başka bir ifadeyle, kişinin elinde imzalanmış bir Ausbildung sözleşmesi bulunması artık tek başına yeterli olmayabiliyor.

Hatta kişi eğitimine başlamış olsa bile, iltica başvurusu reddedildikten sonra çalışma yasağı kapsamına girerse eğitimini tamamlayamama riskiyle karşılaşabiliyor.

İLTİCA BAŞVURUSUNU GERİ ÇEKMEK ÇÖZÜM OLMAYABİLİR

Uzmanlar, iltica başvurusunu geri çekmeyi düşünenleri de uyarıyor. Çünkü birçok kişinin düşündüğünün aksine, başvurunun geri çekilmesi çalışma izni almayı kolaylaştırmıyor.

Tam tersine, güvenli menşe ülke düzenlemesi nedeniyle çalışma yasağının uygulanmasına yol açabiliyor ve hem çalışma hem de mesleki eğitim üzerinden oturum alma imkanını tamamen ortadan kaldırabiliyor.

Hukukçular, herkes için geçerli tek bir sonucun bulunmadığını vurguluyor. Kişinin; iltica başvurusunun tarihi, 6 Mayıs 2025’teki hukuki statüsü, 11 Haziran 2026 tarihinde çalışma izninin bulunup bulunmadığı, mevcut çalışma izninin kapsamı ayrı ayrı incelenmeden kesin bir değerlendirme yapılması mümkün değil.

İŞ GÜCÜ AÇIĞINA RAĞMEN ÇALIŞMA YASAĞI

Yeni düzenleme, Almanya’nın yıllardır dile getirdiği iş gücü açığı tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Ülkede sağlık, gastronomi, sanayi ve birçok teknik meslekte ciddi personel ihtiyacı bulunurken, yıllardır Almanya’da yaşayan, Almanca öğrenen, çalışan, vergi ödeyen veya meslek eğitimi yapan kişilerin yalnızca vatandaşlıkları nedeniyle çalışma hakkını kaybetme ihtimali eleştirilere neden oluyor.

Entegrasyon politikaları açısından da tartışma yaratan düzenleme, kişinin Almanya’daki çalışma geçmişi veya toplumsal uyumu yerine vatandaşı olduğu ülkenin “güvenli” kabul edilmesini belirleyici unsur haline getiriyor.

KİMLER DİKKATLİ OLMALI?

Yeni düzenleme özellikle şu grupları yakından ilgilendiriyor:

  • İltica başvurusu hâlâ devam eden Türkiye vatandaşları,
  • İltica başvurusu reddedilen ve Duldung alanlar,
  • İltica başvurusunu geri çekmeyi düşünenler,
  • Ausbildung yaparak oturum almayı planlayanlar,
  • Geçici kalış belgesiyle çalışan veya çalışmayı planlayanlar.

Bu gruplarda bulunan kişilerin bireysel durumlarını değerlendirmeden iltica dosyalarıyla ilgili karar almamaları ve mümkünse uzman bir göç hukuku avukatından veya yetkili danışmanlık merkezlerinden hukuki destek almaları önem taşıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin “güvenli menşe ülke” ilan edilmesi yalnızca iltica başvurularının daha hızlı sonuçlandırılması anlamına gelmiyor. Yeni sistem, binlerce Türkiyelinin çalışma hayatını, mesleki eğitimini ve Almanya’da kalıcı bir gelecek kurma ihtimalini doğrudan etkileyebilecek kapsamlı sonuçlar doğuruyor. En büyük risk ise, birçok kişinin bu değişikliklerden haberdar olmadan hak kaybına uğrama ihtimali.

Benzer Haberler

DEM Parti’den ihraç edilmişti

Belediye başkanvekiline yumurtalı protesto

Bahçeli, Öcalan için çağrıda bulundu

Umut hakkı nedir, olmaması neden yasak?

İzmir Büyükşehir ve Avcılar belediyelerine operasyon:

Veli Ağbaba'nın ağabeyi ve 14 kişi gözaltında

Devlet Bahçeli’den çağrı:

Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalı