BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Sardar Aziz yazdı

ABD ile Şii grupların farklı hesapları: Zeydi neden Washington'a gitti?

Sardar Aziz yazdı

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Sardar Aziz

Irak’ın yeni Başbakanı Ali El-Zeydi iktidardaki Şii koalisyonu için ne ifade ediyor? Mevcut Trump yönetimi için ne ifade ediyor? İran için ne ifade ediyor ve belki de daha az önemli olarak, Irak halkı için ne ifade ediyor?

Irak’ın yeni başbakanı Ali el-Zeydi, Washington gezisinden önce Washington Post’ta “Neden Washington’a Geliyorum?” başlıklı bir makale yayımladı. Tipik bir halkla ilişkiler hamlesi olan bu yazı, iyimserlik ve vaatlerle dolu. Amerika Birleşik Devletleri ile yeni bir başlangıç ​​vaat ediyor.

Saddam sonrası Irak-ABD ilişkilerinde bu tür yeni başlangıç ​​vaatleri yeni bir şey değil. Örneğin, 2011’de dönemin Irak Başbakanı Nuri el-Maliki Washington’ı ziyaret ettiğinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin “son Amerikan askerinin ayrılmasıyla sona ermeyeceğini… daha yeni başladığını” belirtmişti.

El-Zeydi yazısında aynı fikir ve dileklerini tekrarlayarak şunları belirtti:

“Irak halkına da kesin bir söz verdim ki, Koalisyon güçlerinin Irak’taki misyonunun sona erdiği 30 Eylül tarihi, Amerika Birleşik Devletleri ile yeni ve iddialı bir ortaklık döneminin başlangıcını da işaret edecektir.”

Yeni bir başlangıç ​​vaadi geçmişte hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bununla birlikte, bu, farklı nedenlerle de olsa, hem ABD’nin hem de Irak’ın ihtiyaç duyduğu bir efsanedir. Söylem ile gerçeklik arasındaki önemli uçurum, dikkatimizi söylenen sözlerden sahadaki gerçek koşullara kaydırıyor.

El-Zeydi kendisini ekonomi konusunda bilgili biri olarak göstermeye çalışabilir; ancak Irak ekonomi sistemini sosyalist olarak nitelendirmesi, ülkenin gerçek ekonomik durumuna dair anlayışı hakkında soru işaretleri doğuruyor. Bu bağlamda, yeni Irak-ABD ilişkisinin ana özelliği olarak ekonomiyi vurgulaması hiç de şaşırtıcı değil. Bu, mevcut ABD yönetiminin kulağına hoş gelen bir şey.

Ancak, söz konusu El-Zeydi olduğunda, vizyonu, çeşitli destekçilerinin ondan beklediklerinden daha az önemli olabilir. Buna göre, El-Zeydi iktidardaki Şii koalisyonu için ne ifade ediyor? Mevcut Trump yönetimi için ne ifade ediyor? İran için ne ifade ediyor ve belki de daha az önemli olarak, Irak halkı için ne ifade ediyor?

Şii yönetici eliti için: Tehdidi azaltan adam

Irak’taki mevcut Şii iktidar elitleri olan Koordinasyon Çerçevesi, özellikle İran’ın bu grupların bazılarının arkasında açıkça yer aldığı göz önüne alındığında, özel silahlı gruplarını ve milislerini sona erdirmek veya entegre etmek için ABD’nin baskısı altında.

Bu tehdidin ciddiyeti bu grupların gözünden kaçmıyor. Bu gruplar, bu baskılara karşı koymak için üç aşamalı bir strateji benimsedi. Birincisi, Washington’ın kabul edebileceği bir başbakanı göreve getirmek. İkincisi, zaman kazanmak. Afganistan’daki Taliban gibi, Irak’taki Şii gruplar da Amerikalıların saate sahip olduğunu, ancak kendilerinin zamana sahip olduğunu varsayarak hareket ediyorlar.

Hesaplamalarına göre, Trump yönetimi ara seçimlerden sonra zayıflayacak ve muhtemelen 2028’de görevden ayrılacak. Bu doğrultuda, Amerikan birliklerinin ayrılma sürecinin başlamasının planlandığı Eylül ayı sonuna kadar tüm eylemleri ertelemek, bu stratejinin taktiksel bir bileşenini oluşturuyor.

Üçüncü strateji ise hafifletme stratejisidir; yani ABD’den Şii iktidar grubuna yönelik tehditleri azaltmanın yollarını bulmaktır. Bu hafifletme stratejisiyle Şii grup, mevcut başbakanın Amerikan yanlısı bir söylem oluşturmasına ve Amerikan petrol şirketleriyle sözleşme imzalamak, ABD’den silah satın almak ve Halk Seferberlik Güçlerinin silahsızlanmaya istekli olduğunu göstermek de dahil olmak üzere mevcut yönetimi memnun etmek için çeşitli adımlar atmasına izin vermektedir.

Bu stratejiler uygulanırken, başbakanın manevra alanını belirleyen net bir çizgi bulunmuyor. Bazı milis üyeleri, başbakanın sınırlarını aştığını düşünerek, [Federe Kürdistan Bölgesi başkenti] Erbil’e sekiz adet patlayıcı yüklü insansız hava aracıyla saldırarak net bir mesaj vermeye karar verdiler.

Yerel gazeteci Dilshad Anwer’e göre, (Süleymaniye yakınlarındaki) Khor Mor gaz sahası da tehdit altındaydı ve sahayı işleten Dana Gas şirketi faaliyetlerini geçici olarak askıya aldı. Anlaşıldığı üzere, sahadaki gelişmeler Washington’daki görüşmelerle çelişiyor. Bu durum, bazı kişilerin ziyareti erken yapılmış olarak değerlendirmesine yol açtı.

Amerikalılar için: Bağdat’taki Adamımız

Trump yönetiminin stratejisi artık gizli değil. Bu durum, [eski IŞİD-El Kaide üyesi olarak Muhammed bin] Colani’den [Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed] El-Şara’nın yaratılmasıyla ortaya çıktı. Bu süreç, Graham Greene’in 1958 tarihli “Havana’daki Adamımız” romanından esinlenerek “Bağdat’taki Adamımızı Yaratmak” olarak adlandırılabilir.

Bunun arkasındaki adam, Trump’ın Ortadoğu’daki gözü ve aklı olan Tom Barrack. Düşünce şu şekilde: Eğer biz [Amerikalılar] bu yeni liderleri kamuoyunda destekler ve översek, kendilerini kabul ettirmelerine yardımcı oluruz. Daha da önemlisi, onları bize bağımlı hale getiririz. Bu sayede bir dizi hedef gerçekleştirilir: Birincisi, Irak Başbakanı örneğinde olduğu gibi, hiç kimseden birini yaratmak; ikincisi, onu Bağdat’taki adamımız yapmak; ve üçüncüsü, onu geleneksel normları ve kurumları yıkabilecek, yarı otokratik yöntemlere ve kişisel karizmasına dayanarak ortak hedeflere ulaşabilecek güçlü bir adama dönüştürmek.

İronik bir şekilde, bu durum Şii grubun bakış açısıyla bir nebze örtüşüyor. Şiiler onun tehditleri azaltmasını istiyorlarsa, ona manevra alanı tanımaları gerekiyor. Bu durum, Amerikalı yetkililer tarafından, özellikle İran etkisini azaltma ve Amerikan petrol şirketlerinin Irak pazarına girişini kolaylaştırma konusunda, hedeflerine ulaşabileceğinin bir göstergesi olarak görülebilir.

Buna rağmen, iki projenin özünde temel bir çatışma yatıyor. Şiiler, zaman kazanarak ve gerilimi azaltarak Amerikalıların hedeflerine ulaşmasını engellemek isterken, Amerikalılar ise İran yanlısı grupları zayıflatmayı ve Irak’ı farklı bir yöne yönlendirmeyi amaçlıyor.

El-Zeydi yeni bir başlangıç ​​vaat edebilir, ancak yapabilecekleri nihayetinde sınırlıdır. Arkasındaki iki güç birbirine düşmandır. Daha geniş bir bağlamda ele alındığında, El-Zeydi Irak’taki ve daha geniş bölgedeki İran-ABD çatışmasının merkezindedir. Hareket alanı ve yeteneği doğrudan iki taraf arasındaki ilişkiye bağlıdır. İran, 2003’ten beri Irak’ta ABD’ye karşı kazanıyor. Bu durum şimdi sorgulanabilir; ancak, bunun önemli ölçüde değiştiğine dair hiçbir işaret yok.

Bu yazı The Amargi internet sitesinden alınmıştır.

Sardar Aziz: Araştırmacı, köşe yazarı ve uluslararası danışman. Irak Kürdistan Parlamentosu’nda kıdemli danışman olarak görev yaptı. Kürtçe ve İngilizce dillerinde yazıyor. Kürt siyaseti ve ekonomisi, Irak siyaseti ve Çin-Kürdistan ve Irak ilişkileri üzerine yoğunlaşıyor. ABD, Avrupa ve Orta Doğu’daki birçok düşünce kuruluşunda yayınları bulunuyor. Yönetim, kurumlar ve siyasi ekonomi alanlarında Kürtçe olarak yazılmış birçok kitabın yazarı. İrlanda’daki University College Cork’tan (UCC) Arap Orta Doğu’sunda Devlet üzerine doktora derecesine sahip. Her yıl UCC Asya Çalışmaları’nda ders veriyor.

Benzer Haberler

Hewlêr’e bir kez daha saldırı

4'ten fazla İHA düşürüldü

Gerekçe: Sosyal medya paylaşımları

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı

Maraş’taki okul saldırısı soruşturması

Baba 'olası kastla öldürme’den yargılanacak

‘Savcılar hangi eylemi terör sayacak?’

175 yerde ‘terör bürosu’ kurulacak

Yeni partide kimler yer alacak?

84 milletvekilinin ismi konuşuluyor

Kurtulmuş’un ‘çerçeve yasa’ mesaisi sürüyor

Bahçeli, Hatimoğulları, Bakırhan ve Ekmen'e ziyaret

‘Vakti gelmiş bir veda’ dedi

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz