Çin, ABD ve Avrupa Birliği ile yaklaşan ticaret görüşmeleri öncesinde üretim ve ileri teknoloji yatırımlarını önceleyen ekonomi politikasını savundu. Pekin, Batılı ülkelerin “aşırı üretim kapasitesi” eleştirilerini reddederken, analistler Çin yönetiminin ticari anlaşmazlıklarda önemli tavizler vermeden yoluna devam etme konusunda daha özgüvenli bir tutum sergilediğine dikkat çekiyor.
HABER MERKEZİ – Çin, ABD ve Avrupa Birliği ile ticari gerilimlerin sürdüğü bir dönemde, tüketim yerine ileri teknoloji ve sanayi yatırımlarını önceleyen ekonomi modelini savunmayı sürdürüyor.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yıl içerisinde yeni yüz yüze görüşmeler yapması planlanırken, Avrupa Birliği ise Pekin ile yaşanan ticari anlaşmazlıkların çözümü için ekim ayına kadar süre tanıdı.
Çin’in 1 trilyon doları aşan ticaret fazlası ise Batılı ülkelerin Pekin’e yönelik eleştirilerinin merkezinde yer alıyor.
PEKİN POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ SİNYALİ VERMEDİ
Batılı ülkeler, Çin’in hane halkı tüketimi yerine üreticileri destekleyen ekonomi politikasının küresel piyasalara ucuz ürün akışını artırdığını ve diğer ülkelerdeki sanayiyi olumsuz etkilediğini savunuyor.
Çin Komünist Partisi’nin üst düzey yöneticilerinin perşembe günü gerçekleştirdiği toplantıdan ise mevcut ekonomi politikalarının devam edeceği mesajı çıktı. Yönetim, Çin’in ticaret ortakları ve birçok ekonomistin talep ettiği tüketim odaklı teşvikler ve yapısal reformlar yerine hedefli desteklerin sürdürülmesini istedi.
Çin Ticaret Bakanlığı da birkaç gün önce yayımladığı “sözde endüstriyel aşırı kapasite” başlıklı belgede Batı’yı korumacılıkla suçladı. Bakanlık, Çin’in aşırı üretim kapasitesine sahip olduğu yönündeki değerlendirmelerin “mantıksal hatalara” ve “gizli amaçlara” dayandığını savundu.
“ÇİN ŞOKU 2.0” TARTIŞMASI
Çin yönetimi, ekonomi modelinin gelişmiş ekonomilerle arasındaki farkı kapatmaya çalışan bir ülkenin ihtiyaçlarını yansıttığını savunuyor. Pekin ayrıca Çin ürünlerinin yalnızca daha ucuz değil, giderek daha kaliteli hale geldiğini ve teknoloji ile bilim yatırımlarının dünya ekonomisine katkı sağladığını belirtiyor.
Çin Başbakanı Li Qiang da bu ay, Çinli şirketlerin ileri imalatta Batılı rakiplerini piyasadan uzaklaştırabileceğine ilişkin “Çin şoku 2.0” değerlendirmelerine karşı çıkarak, yaşanan süreci dünya ekonomisi için “Çin fırsatı 2.0” olarak nitelendirdi.
AB DE ÇİN’E KARŞI ÖNLEMLERİ ARTIRIYOR
ABD’nin geçen yıl yüzde 100’ü aşan gümrük vergileriyle Çin üzerindeki baskıyı artırma girişimi, Pekin’in küresel sanayi açısından kritik önemdeki nadir toprak elementlerinin üretimindeki hakimiyetini kullanmasıyla sonuçsuz kaldı. Çin ile ticaret açığı geçen yıl günlük ortalama 1 milyar dolara ulaşan Avrupa Birliği de kendi pazarını korumak amacıyla sanayi ve kamu alımlarına yönelik yeni politikalar geliştiriyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu ay Pekin’i para biriminin değerini düşük tutmakla eleştirdi.
Analistlere göre Çin’den gelen son açıklamalar, Pekin’in önemli tavizler vermeden ABD ve Avrupa ile yaşadığı ticari anlaşmazlıkları yönetebileceğine dair güveninin arttığına işaret ediyor.






