Çerçeve yasanın bir “ayrıcalık yasası” olmadığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz. Barışın kalıcılaşması için meclis tarihli rolü oynamalı, Barış İzleme Kurulu Mekanizması kurulmalıdır” dedi. İktidara seslenen Bakırhan, “Meclisin açılışıyla bir yol haritası çıkarmalı, demokratik ve hukuki reformları hayata geçirmeliyiz” çağrısında bulundu.
HABER MERKEZİ – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Konuşmasının başında IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı katliama değinen Bakırhan, “Soykırım zihniyetini soykırım yapanları lanetliyorum. Aslında dünya toplumunun uluslararası hukuku Êzidîlere bir borcu var. Bir toplum düşünün, hakkında yetmiş iki defa ferman çıkartılmış, yetmiş iki defa katledilmişler. Dünya topluluğu uluslararası hukuk artık Êzidîlerin kendi topraklarında güven içerisinde, özgürce yaşadıklarını bir zemini hazırlamakla sorumludur. Êzidîlere bir borcudur” dedi.
‘HERKESİ KENDİ GELECEĞİNİN ÖZNESİ OLMAYA DAVET EDİYORUZ’
Meclis’in bu hafta “tarihi bir gündemi” bulunduğunu belirten Bakırhan, “Önümüzde bir yüzyılın kapanışı, yeni bir yüzyılın şafağı bulunmaktadır” dedi ve Orta Doğu’daki gelişmelere değindi. Bakırhan devamında şunları ekledi:
“Asıl mesele tarihin yönünü doğru okuyabilmektedir. Pek çok örneğini gördüğümüz üzere değişimi okuyamayanlar, yeni düzenin nesnesi haline dönüşüyor. Siyasal akıl ve cesaret gösterenler ise kendi geleceklerinin öznesi olurlar. Biz herkesi kendi geleceğinin öznesi olmaya davet ediyoruz. Bu çağrı adaleti, demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü büyüten bir bahara aynı zamanda bir davettir. Yüzü geleceğe dönük olan herkes şunu çok iyi bilmelidir. Orta Doğu’da Kürt jeopolitiğiyle doğru ilişki kuranlar kazanacak, kuramayanlar kaybedecektir. En doğru seçenek budur. Tarih buraya doğru akıyor. Tarihin akışına karşı kürek çekme yerine bu akışa uygun davranmak hepimizin büyük bir sorumluluğudur. Barış baharına omuz hizasında yürüyelim diyoruz. Umarım omuz hizasında barışa doğru kürek çektiğimizde Türkiye’yi de daha güzel, daha demokratik günlere taşıyacağımızı umuyorum.”
‘DEMOKRASİYİ SAHNE DEKORU OLMAKTAN ÇIKARMALIYIZ’
“Türkiye’nin önünde iki yol var. Ya yıllardır ülkeyi boğan çatışma, kutuplaşma ve kriz sarmalı devam edecek ya da barışı, demokrasiyi, hukuku ve refahı esas alan, yeni bir yüzyılın kapısını birlikte aralayacağız” diyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü.
“Güçlü, demokratik bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bunun için siyasetin artık kutuplaşmanın değil, çözümün diliyle konuşmasının zamanı geldi. Siyaset sorun üreten değil, demokratik haklarla sorunları çözen bir zeminde olmalıdır. Güçlü başlangıç için güçlü ekonomiye sahip olmak kaçınılmazdır. Bu sebeple ekonomide yıllardır çatışmaya, yolsuzluğa, kayırmacılığa ve israfa akan kaynakların artık herkesin sofrasına adil bir şekilde akmasının zamanı geldi. Hukukta yapısal ve demokratik reformlar için bu olmazsa olmazdır. Herkesin aynı hukuktan yararlandığı, bir adalet düzeni inşa etmenin vakti geldi geçiyor. Herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, karar ve yönetime katıldığı demokratik bir düzen artık olmalıdır. Artık demokrasiyi bir sahne dekoru olmaktan çıkarmalıyız. Özgür siyaset, eşit ekonomi, adil hukuk ve güçlü demokrasi bir arada yaşamanın temel kolonlarıdır. Unutmayalım, bir yapı en zayıf kolunu kadar sağlamdır. Biri zayıf kalırsa hepsi eksik kalır. Bu sebeple hukuku es geçen bir ekonomi kalıcı olmaz. Demokrasisi zayıf bir siyaset ne içeride ne dışarıda güven verir.”
Çerçeve yasaya dikkat çeken Bakırhan, “Bütün bunların bir gecede gerçekleşmeyeceğini en iyi sizler biliyorsunuz. Ama bazen kaderi değiştiren şey atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir adımdır. Meclisin önüne gelecek çerçeve yasa, teknik bir düzenleme değildir. Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir bu yasa. Şimdi bu eşiği geçmek için bu ilk adımı hep birlikte atalım diyoruz. Demokratik bir yürüyüşün başlangıcına bu yasayı dönüştürelim diyoruz” dedi.
ÇERÇEVE YASA: ‘TARİHİ ADIMLARI HUKUKA BAĞLAMA ZAMANI’
İrlanda örneğini gösteren Bakırhan, “Bu nefret bitmez cümlesi adanın her tarafında yankılanıyordu. Çözümsüzlük sanki bir kader, sanki değişmez yasa olarak ifade ediliyordu. Oysa o bitmez, o değişmez denilen döngü, silahların gölgesinde değil, bir müzakere masasının etrafında çözüldü. Yüzyıllık hesaplaşma bir gecede belki silinmedi. Ama bir imzayla şiddetin dili sustu, siyasetin dili konuşmaya başladı. Çözülmez sanılan düğümü kılıç değil, hukuk ve müzakere çözdü. 22 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın çizdiği barış perspektifi ve çözüm iradesi, Sayın Erdoğan’ın çözüm iradesi, muhalefetin desteği, Türkiye’ye 100 yıllık kısır döngüyü aşma fırsatı sunuyor. Bu fırsat kolay kolay bir daha gelmez. Bu fırsatı heba etmememiz gerekiyor. Bugüne kadar tarihi adımlar atıldı. Şimdi o adımları hukuka bağlama zamanıdır. Çerçeve yasa, tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır” diye konuştu.
Öcalan’ın son görüşmede dile getirdiği, “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” sözünü anımsatan Bakırhan, “Bu ilk adımı hep birlikte atalım, önümüzdeki uzun yolu hep birlikte yürüyelim diyoruz. Biliyoruz ki tek bir yasal düzenleme, yüzyıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal gündemi ortadan kaldırmaz. Ama yine de çok önemli bir şey yapar. Meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde siyasetin önünü açar. Ve demokratik siyasetin önündeki engelleri kaldıracak yeni bir dönemin kapısını aralar bu yasa, bu adım. Bu başarı 86 milyonundur. Barış annelerindir, sokakta gece gündüz mücadele eden sizlerindir” ifadelerini kullandı.”
‘EVDE YAS TUTMAYI ORTADAN KALDIRMA STRATEJİSİ’
“Bu süreç sadece Yozgat’taki Türk’ün ve Bingöl’deki Kürt’ün değil, Tahran’ın, Bağdat’ın, Şam’ın, Körfez’e kadar geniş bir coğrafyanın geleceğini de aynı zamanda ilgilendirecek. Bu süreç sadece silahları susturmayacak, enerji ve ticaret koridorlarına rotalar çizdirecek, refah imkanlarını üretecek, iş ve aşk potansiyelini yaratacak” sözlerini sarf eden Bakırhan, devamında şöyle konuştu:
×Sayın Öcalan’ın ifade ettiği gibi bu süreç, bir anın ya da bir dönemin stratejisi değil, önümüzdeki yüz yılın stratejisidir. Biz de meseleye tam da buradan bakıyoruz. Önümüzdeki yüz yılın stratejisi şudur, çatışmalar üreten zemini ortadan kaldırmak ve herkesin farklılıklarıyla demokratik bir zeminde ortak yaşadığı bir demokratik toplum kurmaktır. Önümüzdeki yüz yılın stratejisi Kürt meselesinin güvenlikçi akıldan kurtararak siyasetin hukukun ve demokratik müzakerenin konusu haline getirmektir. Kürtlerin haklarının tanındığı, yerel demokrasinin inşa edildiği, farklı kimlik ve inançların özgürlük içinde yaşadığı demokratik Türkiye’nin inşa stratejisidir. Önümüzdeki yüz yılın stratejisi Alevi toplumunun ibadet ve eşit yurttaşlık haklarının tanınmasının, insan onuruna yaraşır bir hukuk ve insan hakları düzeninin kurulmasının stratejisidir. Bu strateji çatışmalara elli yıldır harcanan trilyon dolarların faturasını kapatarak bu kaynakları okullara, emekçilere, hastanelere, yollara, gençlerin geleceğine ayırma stratejisidir. Bu strateji evde yas tutmayı, sofrada fukaralığı, yaşamda gerilimi ve kutuplaşmayı ortadan kaldırma stratejisidir.
MECLİS’E ÇAĞRI: ‘BARIŞI İZLEME KURULU MEKANİZMASI KURULMALI’
Bu toprakların acıya, milyonların açlığa, kutuplaşmaya gerilme artık sabrı kalmadı. Bakın, bu ülkede ateşin düşmediği bir parçası kalmadı. Askerin de, gerillaların da, sivilin de tabutu bu topraklara iniyor. Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘bu cehennem, bu cennet bizim’. Her kayıp bu ülkenin ortak değeridir. Her kayıp hepimizindir. Bu döngüyü silah kırmaz, bu döngüyü nefret kırmaz, bu döngüyü yalnız siyaset ve müzakere kırar. Bu sebeple cehennemi zamanları gelin bitirelim diyoruz. Siyasete ve demokratik müzakereye güçlü bir şans verelim diyoruz. Çerçeve yasa bir ayrıcalık yasası değildir. Tarihsel bir sorunun çözümü için geçiş sürecini demokratik hukuk güvencesine kavuşturma yasasıdır. Yüz yıldır yok sayılan Kürt meselesinin ilk defa müzakereye dayalı yasal çerçeveyle tanışmasıdır. Mehmet Uzun’un deyimiyle ‘barış sadece ölümsüz bir eser değildir, barış insan aklının yarattığı en erdemli iştir’. Çerçeve yasa barışa kapı aralanmasıdır. Barış, çatışmayı yeniden üreten koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Çerçeve yasa tam da bunun için gereklidir. Çatışmalı dönemi sonuna erdirmek, kalıcı barışın kapılarını açmak için vardır. Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz. Barışın kalıcılaşması için Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır. Barışın kalıcılaşması için meclis tarihli rolü oynamalıdır. Meclis bünyesinde Barış İzleme Kurulu Mekanizması kurulmalıdır. Tüm partilerin katılımıyla süreç demokratik, katılım ve şeffaflık içerisinde sürdürülmelidir.
SONBAHARDA ‘YOL HARİTASI’ ÇAĞRISI: ‘DEMOKRATİK REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ’
“Çerçeve yasayı güçlendirecek siyasi hukuki ve idari düzenlemeler sonbahardan itibaren hayata geçirilmelidir. Sonbaharda meclisin açılışıyla beraber bir yol haritası çıkarmalıyız. Bu yol haritasında eşit yurttaşlığı güvence altına alan, demokratik siyasetin önündeki hukuki ve idari engelleri kaldıran, demokratik katılımı güçlendiren, dil, kültür ve inanç örgütlenmesi önündeki engelleri kaldıran, yerel demokrasinin alanını genişleten, kayyumlara son veren, yeni dönemde cezada adalet, infazda eşitliği karşılayan demokratik ve hukuki reformları artık hayata geçirmeliyiz” çağrısında bulunan Bakırhan, konuşmasını şöyle sonlandırdı.
“Bu sebeple diyoruz ki Ağustos ayı çerçeve yasayla barışın temellerini atmanın ayı olsun. Ekim ayıysa demokratik Türkiye’nin inşasında bir bahar ayı olsun diyoruz. Bu hafta yüz yıllık bir düğümü çözüldüğü günler olarak tarihte hatırlanacak. Bu yasa 86 milyonu ilgilendiriyor. Şemdinli’yi de Keşan’ı da ilgilendiriyor. Bu nedenle komisyonda ve genel kurulda bu yasa görüşülürken polemiğe, provokasyona, gerilime asla kapılmayacağız. Barışın kapısını aralayacak her görüşü, her öneriyi büyük bir olgunlukla dinleyeceğiz. Eleştiri ve haklı kaygıları anlayacağız. Bizler de demokratik müzakere olgunluğuyla eleştirilerimizi ve önerilerimizi başta meclis olmak üzere her zeminde sunmaya devam edeceğiz. Ortak yolu birlikte arayacağız. Diyaloğa ve müzakereye her zaman olduğu gibi açık olacağız. Tüm parti yapımız ve meclis grubumuz bu sürecin ruhuna uygun olarak davranacaktır.
‘ASIL ÇAĞRI’ İKTİDAR VE DEVLETE
Barışın ve demokratik çözümün dilini birlikte büyüteceğiz. Meclisteki siyasi partilere de sesleniyorum. Çerçeve yasayı benim gündemim başka diyerek yan gözle izlemek, karşı çıkmak veya pazarlık konusu etmek doğru bir tutum olmaz. Bu ülkenin kardeşlik hukuku ve barışı içinde yaşaması milyonlarca oydan ve koltuktan daha kıymetlidir. Ve elbette asıl çağrıyı devlete ve iktidara yapıyoruz. Evet, geç kalınan bir çerçeve yasayı çıkarmak önemsiyoruz. Her ne kadar yasanın meclisin son haftasına sıkıştırılması büyük bir eleştiriyi hak etse de yasayı önemli buluyoruz. Milyonların sürece artan desteğini boşa çıkarmamak, halkın talebine kulak vermek iktidarın tarihsel sorumluluğudur. Barışa herkes bir adım atarken iktidar on adım gücünde yasalar çıkarmalıdır. Ve bütün Türkiye’ye bu kürsüden bütün inancımla, bütün kalbimle sesleniyorum. Türkiye’nin her tarafındaki vatandaşlarımızın kaygılarını anlıyor ve önemsiyoruz. Hepsi bizim kardeşimiz, canımız, ciğerimiz, yoldaşımızdır. Yeni bir yüzyılın eşiğindeyiz. Bu eşiği korkuyla değil umutla, çatışmayla değil barışla, inkarla değil demokrasiyle, ayrışmayla değil eşit yurttaşlıkla geçmek için gelin hep birlikte kenetlenelim. Bursa’dan Amed’e kadar Türkiye’nin yüz yıllık zincirlerini gelin hep birlikte çözelim diyoruz. Bu yasanın bu topraklarda yaşayan 86 milyona şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bu yasa barışa, demokrasiye, adalete ve özgürlüğe vesile olsun.”
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan, Meclis Grup Toplantımızda konuşuyor
https://t.co/Xhm4B99Az2— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) August 4, 2026







