Adalet Komisyonu’nda görüşülen çerçeve yasa hakkında konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın çağrısının büyük Orta Doğu barışının çağrısı olduğunu belirterek, “Hepimiz için demokrasiye kapı aralayan bir sürecin içerisindeyiz. Bu sürecin kaybedeni yoktur, 86 milyonun kazanacağı bir sürecin başlangıcındayız. Amacımız demokratik halkların güvence altına alındığı ortak geleceği birlikte yaratmaktır” dedi.
HABER MERKEZİ – İki gün önce TBMM Başkanlığı’na sunulan 12 maddelik “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmeleri, Adalet Komisyonu’nda devam ediyor.
Çerçeve yasa Adalet Komisyonu’nda: 12 maddelik kanun teklifi görüşülüyor
‘MİLYONLARA OLAN BORCUMUZ’
Komisyonda söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Önemli bir gün bugün ve tarihe tanıklık ediyoruz. Tarihin bir parçası ve asli özneleriyiz. Bu anlamıyla sadece bir teklifi konuşmuyoruz. Ortak geleceğimizi kuracağımız, nasıl bir arada yaşayacağımızı ve bundan sonraki yaşamımızın nasıl şekilleneceğini de birlikte tartışmış oluyoruz. Önemli bir eşlikteyiz bu eşiği güçlü aşarsak yarınları güçlü adımlarla ilerleyip, eşit özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafede kat etmiş olacağız. Bu ülkede eşitlikten ve özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz. Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil aynı zamanda bu ülkede yaşayan milyonları temsil ediyoruz. Milyonlara olan borcumuzu bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermek istiyoruz. Bu teklif bizi yan yana tutacak olan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır” dedi.
ÖCALAN’IN MÜDAHALESİ
Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Koçyiğit, “Burada halkların lehine ne yazık ki ölüm, kan, gözyaşı ve sürgün düşüyor. Hatta bunun üzerine Filistin’de, Gazze’de olduğu gibi açlıktan yaşamını yitiren çocukları kıtlığı da ekleyebiliriz. Peki bütün bu alt üst oluşun merkezinde olan Orta Doğu’daki bu 100 yıllık statükonun bozulması, 100 yıl önceki emperyalist devletlerin çizdiği sınırların alt üst olmasında Türkiye nasıl bir pozisyonda? Türkiye geleceğini nasıl kuracak? Bugün bu yasayla aynı zamanda bu soruya da yanıt oluşturduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Aksa Tufanı Orta Doğu tarihinde büyük bir kırılma anına işaret eder. Orta Doğu’nun ihtiyacı olan aslında savaş mıdır? Sınırların etnik temelde bölünmesi midir? Yoksa Orta Doğu’nun ihtiyacı olan aslında halkların katılımına dayanan eşit, özgür bir yaşamın inşa edilmesi midir? Tabii ki ikincisidir. İşte bu büyük altüst oluş içerisinde Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bütün bu tarihsel gidişe halklar lehine büyük bir müdahalesi olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
‘BU ÇAĞRI BÜYÜK BARIŞIN ÇAĞRISI’
“Bu çağrı, yalnızca Türkiye’de yeni bir dönemin kapısını aralayan bir çağrı değil, aynı zamanda büyük Orta Doğu barışının, halkların eşit, özgür olarak bir arada yaşayacakları büyük Orta Doğu dönüşümünün de çağrısı olarak değerlendirilebilir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci aslında halkların lehine, tarihe yapılmış bir müdahaledir. Ezilen, yok sayılan, inancı, kimliği nedeniyle hiçleştirilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimler, halklar ve inançlar lehine tarihin akışına yapılmış bir müdahaledir. Büyük bir manifestodur. Halkların özneleşme çağrısıdır. Halkların kendi kaderini ellerine alma çağrısıdır. Bu nedenle de Orta Doğu ve Türkiye açısından da önemi çok büyüktür. Barışın kapısını açmaya aday büyük bir çağrıdır. Bizler de DEM Parti olarak sürece tam da bu tarihsel perspektifle ve bakış açısıyla, dönemsel, taktik ya da anla ilgili bir değerlendirme yapmadığımızın altını çizmek isterim. Tarihsel ve stratejik önemde bir çağrı olarak ele alıyoruz.”
‘ORTA DOĞU’NUN KADERİNİ HALKLAR OLARAK BELİRLEYELİM’
Orta Doğu’da ve dünyada kritik dönüşümler yaşanırken tüm çabalarının tarihsel Kürt ve Türk ilişkilerinin demokratik temelde yeniden güncellenmesi ve eşitlik temelinde yeniden kurulması olduğunu belirten Koçyiğit, şunları ifade etti:
×
Çünkü ülkenin ve Orta Doğu’nun demokratikleşmesinin tarihsel Kürt Türk ilişkilerinin eşit hukukla demokratik temelde güçlenmesinden başka yolu yoktur. Halklarımıza ve tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Bu salonda bulunan bütün sayın vekillere çağrımızdır, hep birlikte tarihsel bir iş yaptığımızın bilinciyle hareket etme zamanıdır. Gelin ülkenin ve Orta Doğu’nun kaderini halklar olarak bizler belirleyelim. Halkın temsilcileri olarak bizler sistemi demokratik dönüşüme zorlayan yeni bir demokrasi mücadelesinin kapısını hep beraber aralayalım. Barışı kalıcı hale getirelim. Bu nedenle de bir bütün olarak siyaset kurumunun, meclisin, iktidarın, muhalefetin bu sürecin paydaşı olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.
BU SÜRECİN KAYBEDENİ YOKTUR
Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti’nin sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur. Muhalefetin, iktidarın ve bütün yurttaşların ortak sorunudur. Siyasette hiçbir demokratik kazanım kendiliğinden ortaya çıkmadı ve bizler bunu en iyi bilenleriz. Emekçiler, kadınlar, bu ülkenin demokrasi için mücadele edenler olarak biliriz ki; bu ülkede ne varsa demokrasi adına eşitlik adına, özgürlük adına her birisi büyük bir mücadeleyle bedellerle ve emeklerle kazanılmıştır. O anlamıyla bugün de mücadelenin cesaret, emek ve risk üstlenmeyi istediğini görmemiz ve bilmemiz gerekiyor. Şu an herkes için, hepimiz için demokrasiye kapı aralayan bir sürecin içerisindeyiz. Gelin hep beraber bu kapıyı çalalım. Hep beraber bu demokrasi için açılan kapıdan geçelim istiyoruz. Bu sürecin kaybedeninin olmadığının altını çizmek istiyorum. 86 milyonun kazanacağı bir sürecin başlangıcındayız.
‘EKSİK GÖRDÜĞÜMÜZ YANLARI VAR’
“86 milyonun acılarını geleceğini, ilgilendiren bir sürecin içerisindeyiz. Bizde en temelde yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. Bu yüzden kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz” diyen Koçyiğit, devamında şöyle dedi:
“Elbette önünüze gelen metinde bizimde tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Çünkü bizler yarını kurduğumuzun bilincindeyiz. Bugün için değil, yarın için , gençler, çocuklar, kadınlar ve emekçiler için iyi bir yaşam, istiyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir ülke istiyoruz. Bu nedenle de bugün bu yasanın tarafındayız. Bu yasaya imza koyduk. Bizler parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun, zorlu ve demokratik bir dönüşüm yolculuğunun çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkânını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır.”
Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit Çerçeve Yasaya ilişkin Meclis Adalet Komisyonunda konuşuyor
https://t.co/Rvqg8eSDX7— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) August 7, 2026
‘MESELE YASAL DÜZENLEMENİN ÇOK ÖTESİNDEDİR’
“Mesele bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir. 100 yıllık sorunları hukukla, demokratik siyasetle ve müzakere ile çözme iradesini ortaya koyuyor. Eşit yurttaşlık; demokratik uzlaşma temelinde yeni bir geleceği birlikte kurabilmektir” vurgusunda bulunan Koçyiğit, “Demokratik siyasetle, müzakereyle çözme iradesini ortaya koymak, eşit yurttaşlık, ortak yaşam, demokratik uzlaşma temelinde yeni bir geleceği birlikte kurabilmektir. Bu nedenle bugün atılacak her adım yalnızca bizler için değil, bin yıllar sonrasını, yüzyıllar sonrasını olumlu anlamda etkileyecek tarihsel bir adımdır” dedi.
‘YASANIN DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARINA KAYNAKLIK ETMESİ GEREKİR’
“Bu yasanın bundan sonraki yürüyecek temel demokratikleşme adımlarına kaynaklık edeceğini, etmesi gerektiğini ifade etmemizi istiyoruz” diyen Koçyiğit devamında şunları söyledi:
“O anlamıyla bir referans yasadan, bir kök yasadan bahsettiğimizin de altını çizelim. Bu ülkenin ezilenleri olarak çok büyük baskılara, çok büyük zulümlere maruz bırakıldık. Varlığımız, dilimiz, kimliğimiz, inancımız inkar edildi. Buna karşı direndik, büyük mücadele ettik, ağır bedeller ödedik. Ama bugün görüyoruz ki, işte bütün bu bedelleri geride bırakmanın eşiğindeyiz, arifesindeyiz. Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki, yaşanan acılar, ödenen bedeller aslında boşa gitmemiş. Bugün yok sayılmaya çalışılan Kürt halkının varlığı, iradesi artık inkar edilemez bir tarihsel gerçeklik olarak ortadadır.”
‘DEMOKRATİK SİYASET VE MÜZAKERE ZEMİNİ’ VURGUSU
Kanun teklifi ile “yüzyıllık Kürt sorununun idam sephalarından bugün demokratik zemine taşınmasının yolunun açıldığını kaydeden Koçyiğit, “Demokratik siyaset zeminine taşınan bu sorunun ret, inkar ve tekçilik döngüsünü kırarak demokratik bir diyalogla, müzakereyle çözülmesinin imkanlarına kapı aralanmıştır. Demokratik çözümün demokratik siyasetle, demokratik müzakereyle ve ortak akılla, demokratik uzlaşıyla çözülebileceği artık görülmüş ve anlaşılmıştır. Demokratik mücadele tarihsel bir zemin oluşturmuş ve şimdi siyaset de o zemini kalıcı bir çözümle taçlandırmaya, bu dönüşümü sağlamaya çalışmaktadır” diye konuştu.
‘AMACIMIZ ORTAK GELECEĞİ BİRLİKTE YARATMAKTIR”
“İşte bugün bulunduğumuz tarihsel eşik yalnızca mücadelenin değil, aynı zamanda bugünün siyasal sorumluluğunun da ürünüdür” ifadelerini kullanan Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:
×Barışın ve demokratik çözümün mümkün hale gelmesinde yıllardır emek veren toplumsal dinamiklerin, demokrasi güçlerinin, siyaset kurumunun, Mecliste sorumluluk kalan bütün siyasi iradelerin ve bugün çözüm için sorumluluk üstlenen tüm aktörlerin bu süreçte çok büyük katkısı vardır. Farklı toplumsal ve siyasal kesimlerin, devlet kurumlarının ve karar vericilerin bu süreçte sorumluluk alması, diyalog ve çözüm iradesini göstermesi, bu tarihsel eşikte yeni bir sayfa açılmasına önemli bir katkı sunmuştur. Açılan bu yeni sayfa tıpkı Amasya Genelgesi gibi, tıpkı Erzurum, Sivas Kongreleri gibi, Cumhuriyet’in kuruluşu gibi tarihsel bir önemdedir. Söz konusu olan tarih, Kürt-Türk ilişkilerinin geleceğidir.
Tekrar ifade etmek gerekirse, amacımız ve mücadelemiz, Cumhuriyet’i ikinci yüzyılında güçlü demokrasiyle buluşturmak, Kürt-Türk ilişkilerini demokratik temele oturtmaktır. Sayın Öcalan’ın da ifade ettiği gibi, Kürt’ten Türk’ü, Türk’ten Kürt’ü çıkarırsanız geriye ne kalır ki? Amacımız bütün halkların, inançların, kimlik ve kültürlerin özgürce kendini yaşayabileceği eşit yurttaşlık hukukunu, temel hak temelli bir adalet sistemini bu topraklara ebediyen kazandırmaktır. Amacımız demokratik halkların güvence altına alındığı ortak geleceği birlikte yaratmaktır.
‘DEMOKRATİK GELECEK SADECE KÜRTLERİN DEĞİL, 86 MİLYONUN GELECEĞİNİN ADIDIR’
Yasa teklifiyle demokrasi ve özgürlük mücadelemizde yeni bir sayfanın açıldığının altını çizen Koçyiğit, “Bugüne kadar kazandığımız hiçbir şey kendiliğinden olmadı. Bu anlamıyla her şey için çalıştık, mücadele ettik. Şunun farkındayız, demokrasi mücadele etmeden kazanılmaz. Kimse demokrasiyi altın tepside sunmaz. Onun için bu uzun erimli bir demokratik mücadele sürecidir. Demokrasi mücadelemiz demokratik siyaset alanının genişlemesiyle birlikte yeni bir evreye taşınıyor. Önümüzde ülkenin bütün ezilenlerini ve ötekileştirilenlerini kapsayan daha güçlü bir demokratik mücadele zemini açılıyor. Cumhuriyetin demokrasiyle taçlanması mücadelesi ve bu zeminde demokratik cumhuriyet hedefi doğrultusunda ilerliyor” dedi ve ekledi:
“Bizim ifade ettiğimiz demokratik cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi, cumhuriyetin toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle demokratik cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil, bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır. Önümüzdeki dönemde de bu hedef doğrultusunda aynı kararlılıkla, aynı emek ve ciddiyetle çalışacağız. Rotamız demokratik cumhuriyettir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün siyasal ve kurumsal zemini de tam da budur. Ne var ki cumhuriyetin kuruluş sürecinde toplumun önemli kesimleri dışlayıcı politikalar nedeniyle eşit yurttaşlık zeminine dahil edilemedi. Mütedeyyinler, Kürtler ve sosyalistler uzun yıllar sistem dışında bırakıldı. Mütedeyyin kesimler zamanla sistem içinde kendilerine bir yer bulabildiler. Ancak Kürtler, Aleviler ve sosyalistler açısından aynı demokratik kapsayıcılığın sağlandığını söylememiz ne yazık ki mümkün değil. Demokratik cumhuriyet tam da bu tarihsel eksikliği gidermeyi, cumhuriyeti bütün toplumsal kesimlerin eşit biçimde dahil olduğu ortak bir zemine dönüştürmeyi hedeflemektedir.”
KAYNAKLAR SAVAŞA DEĞİL, HALKIN REFAHINA
“Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır” ifadelerini kullanan Koçyiğit, konuşmasına şöyle devam etti:
×Kaynakların silahlanmaya ve güvenlikçi politikalara değil, barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır. Barış, ekmeğin büyümesi, sofraların bereketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır. Dile kolay, en iyimser hesaplamalara göre 1985-2000 yılları arasında çatışmalı sürecin maliyeti yaklaşık 4 trilyon dolardır. Bu kaynak savaşa değil halkın refahına ayrılsaydı, bugün daha güçlü bir ekonomi, daha adil bir gelir dağılımı ve çok daha nitelikli kamusal hizmetlere sahip olabilirdik.
Bu nedenle barış yalnızca demokratik bir ihtiyaç değil, emekçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın, kadının, gencin ve bütün yurttaşların ortak ekonomik çıkarınadır. Sözlerimi bitirirken barış ve demokratik toplum mücadelesine ömrünü adayan sevgili yoldaşımız ve barış için çalışan sevgili Sırrı Süreyya Önder’i saygı ve özlemle anıyorum. Barış, demokrasi ve özgürlük uğruna yaşamını yitirenleri, kaybedilenleri, adalet mücadelesini sürdüren aileleri, Barış Annelerini, Cumartesi Annelerini, cezaevlerinde direnen siyasi tutsakları, bütün barış ve demokrasi emekçilerini saygıyla, sevgiyle, minnetle selamlıyorum. Bugün bu tarihsel eşiği konuşabiliyorsak, adını sayamadığımız binlerce insanın büyük emeklerine, büyük fedakarlıklarına ve onların onurlu mücadelesine borçlu olduğumuzu biliyoruz.
ERDOĞAN, BAHÇELİ VE ÖCALAN’A ÖZEL TEŞEKKÜR
Koçyiğit, sözlerinin sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “her türlü riski ve sorumluluğu alan” Abdullah Öcalan, muhalefet partilerinin liderleri, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve teklifi imzalayan milletvekillerine teşekkür etti:
“Yasa teklifinin halklarımız için, demokrasi ve özgürlük mücadelemiz için, 86 milyon yurttaşımız için kalıcı barışı, demokratik cumhuriyetin ve demokratik özgür yarınların kapısının aralanmasını diliyor, bu tarihi sorumluluğu hep birlikte yerine getireceğimize olan inancımı ifade ediyorum.”







