BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

2025- Süreç ve rejimin ‘iç cephe’si

🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Yusuf Karadaş

Kuşku yok ki ülkedeki iktidarın “terörsüz Türkiye” adı altında Kürt sorunundaki son süreci başlatmasında bölgesel gelişmeler (Direniş ekseni içindeki güçlere ciddi darbeler vuran İsrail’in bölgenin yeniden dizaynında öne çıkması) belirleyici bir rol oynadı. İktidar bloku adına bu sürecin sözcülüğünü üstlenen MHP Lideri Devlet Bahçeli de Kürt Hareketinin Lideri Öcalan’a çağrı yaparak bu süreci başlatırken, bu gelişmelere dikkat çekmişti. Ancak ana muhalefet partisi CHP’nin son yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmasıyla birlikte, yaşadığı güç kaybı iyice açığa çıkan Saray rejiminin bu süreci içeride gücünü tahkim etmek için araçsallaştırmaya çalıştığına da şüphe yok. Dolayısıyla bir demokrasi sorunu olan Kürt sorunundaki sürecin bir yılının, ülkedeki baskı rejiminin “İç cepheyi güçlendirme” adı altında kendi dayanaklarını güçlendirmeye yönelik siyasi dizayn operasyonlarıyla geçtiğini söyleyebiliriz.

Bahçeli’nin Öcalan’a örgütünü feshetme ve silah bırakma çağrısını yaptığı günlerde Erdoğan da ardı sıra İsrail tehdidinden söz edip “İç cepheyi sağlam tutma” açıklamaları yapıyordu. “Zorluk mu var, aşarız. Sorun mu var, çözeriz. Sıkıntı mı var, birlikte üstesinden geliriz” diyen Erdoğan, çalışma ve yaşam koşuları giderek kötüleştiği için Saray rejimi ve onun ‘Cumhur İttifakı’ndan kopuş halinde olan işçi-emekçileri “dış tehdit”e karşı yeniden rejimin arkasında saf tutmaya çağırıyordu. Erdoğan ayrıca bazı siyasetçilerin “Algı operasyonlarıyla provokasyon ve kaos peşinde koştuğu” iddiası eşliğinde “Bunlara karşı eli kolu bağlı duran bir hükümet yok” diyerek içeride yapılacak operasyonların işaretini de veriyordu.

Bahçeli’nin Öcalan’a “TBMM’de konuşma yapması” çağrısını yaptığı günlerde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Öcalan’la yapılan bir görüşmede adı geçtiği gerekçesiyle tutuklanarak yerine kayyım atandı! CHP ve DEM Parti’nin başını çektiği ‘kent uzlaşısı’ üzerinden oyların yarısını alarak Esenyurt Belediye Başkanı seçilen Özer’in hedef seçilmesinin anlamı açıktı: ‘Kent uzlaşısı’ hedefe konuyor, bu operasyon demokratik muhalefeti parçalamaya yönelik bir girişim olarak anlam kazanıyordu.

Esenyurt’un ardından DEM Parti’li Mardin Büyükşehir, Batman ve Urfa Halfeti belediyelerine kayyım atanması da (Daha sonra gerçekleştirilen HDK operasyonu gibi) ‘süreç’te bir “yol kazası” değildi. Aksine Saray rejimi, 2013-2015’teki “çözüm süreci”nden farklı olarak bu kez sürecin kendi kontrolünden çıkmasına izin vermeyeceği mesajını veriyor; Kürtlerin ulusal demokratik talepleri bir tarafa, pazarlığı Kürt belediyelere kayyım atanıp atanmaması noktasına çekiyordu.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Benzer Haberler

12 yıldır uygulanmayan karar gündemde

AİHM’in Öcalan kararı için Avrupa’ya yeni başvuru

‘Son üç ayda 90 siyasi mahpusun tahliyesi uzatıldı’

Akın Gürlek'e 'keyfi uygulamalara son verme' çağrısı

8 Meclis üyesi de ona eşlik etti

Kemer Belediye Başkanı Topaloğlu CHP'den istifa etti

Kurtulmuş’tan İzleme Kurulu açıklaması:

Mecliste komisyon kurulacak, en kısa süre içerisinde tamamlarız

Yeni Yol Grubu’ndan istifa etmişti

Bursa milletvekili Torun AKP'ye katıldı, rozeti Erdoğan taktı

Mekke Anlaşması, Meclis’e sunuldu

Detayları belli oldu: Peki 16 maddede neler var?

Pakistan S. Arabistan’a askeri destek verecek

Mekke Anlaşması Meclis’te: Türkiye ne yapacak?