Avrupa’da Kürtçe eğitim açısından bir ilk gerçekleşmeye hazırlanıyor. Almanya’nın başkenti Berlin’de Kürtçe ve Almancanın birlikte eğitim dili olacağı bir ilkokul açılıyor. 2027 yılında ilk öğrencilerini kabul etmesi hedeflenen okulda matematikten müziğe birçok ders Kürtçe de verilecek. Nûmedya24’e konuşan YEKMAL Genel Müdürü Günay Darıcı, “Bu sadece bir okul değil. Aynı zamanda bizim varlığımızın ve dilimizin kabul görmesidir” diyor.
Çağdaş KAPLAN
Avrupa’da yaşayan Kürt çocukların kendi anadillerinde eğitim görebilmeleri için yıllardır sürdürülen çalışmalar, Berlin’de yeni bir aşamaya taşınıyor. Almanya’nın başkentinde Kürtçe ve Almancanın birlikte eğitim dili olarak kullanılacağı Avrupa’nın ilk ilkokulunun açılması için geri sayım başladı.
Kürt siyasetçi ve eğitimci Rıza Baran’ın adını taşıyacak okulun 2027 yılında eğitime başlaması hedefleniyor. İlk etapta 24 öğrencinin kabul edileceği okulda çocuklar yalnızca Kürtçe öğrenmeyecek; matematiği, hayat bilgisini, müziği ve diğer dersleri de Kürtçe ve Almanca görecek.

Projenin arkasında ise 1993 yılından bu yana Kürt dili ve kültürü alanında çalışmalar yürüten Almanya Kürdistanlı Veliler Birliği (YEKMAL) bulunuyor.
Berlin’de iki Kürtçe-Almanca anaokulu işleten YEKMAL, şimdi bu deneyimi ilkokula taşımaya hazırlanıyor. Ancak hedef yalnızca yeni bir eğitim kurumu açmak değil. Kürtçenin Avrupa’daki eğitim sistemi içerisinde Almancayla birlikte kullanılan bir eğitim dili haline gelmesi.
Peki bu tarihi girişimde hazırlıklar hangi aşamada? Berlin Senatosu’ndan beklenen karar ne zaman çıkacak? Kürtçe eğitim verecek öğretmenler nasıl bulunacak?
Nûmedya24 olarak Berlin’de bir araya geldiğimiz YEKMAL Genel Müdürü Günay Darıcı, okulun kuruluş hikâyesinden eğitim modeline, karşılaştıkları zorluklardan gelecek hedeflerine kadar merak edilen soruları yanıtladı.
HİKAYESİ YILLAR ÖNCESİNE DAYANIYOR
Aslında Rıza Baran İlkokulu’nun hikayesi yıllar önce Berlin’de açılan iki anaokuluyla başlıyor. YEKMAL, 2014 ve 2018 yıllarında Kürtçe-Almanca eğitim veren iki anaokulunu hayata geçiriyor. Başlangıçta bu girişime kuşkuyla yaklaşan aileler olsa da zamanla iki dilli eğitim modeli benimsendi ve anaokullarına ilgi artıyor. Ancak çocukların büyümesiyle birlikte yeni bir sorun ortaya çıkıyor: Anaokulunda Kürtçe öğrenen çocuklar, ilkokula başladıklarında bu eğitimi nasıl sürdürecek?

Günay Darıcı, ilkokul fikrinin ortaya çıkmasında ailelerden gelen bu sorunun belirleyici olduğunu anlatıyor:
“Bizim için yuvalar çok önemli ilk adımlar oldu. Ama bir işi yaparsınız, önünü açmazsanız, bir sonraki adımı atmazsanız bir süre sonra o işin gerileme ihtimali çok yüksek oluyor. Bunu en çok ailelerin taleplerinde gördük. Çocuklarını iki, üç, bazıları dört yıl yuvalarımıza getiren aileler bize hep aynı soruyu soruyordu: Çocuklarımız Kürtçeyi öğreniyor ama bundan sonrası ne olacak?”
Berlin’de 2019 yılından itibaren bazı devlet okullarında Kürtçe anadil dersleri verilmeye başlanması önemli bir gelişme olsa da bu dersler okulun genel eğitim programından ayrı yürütülüyor.
YEKMAL ise Kürtçenin yalnızca belirli saatlerde öğretilen bir dil olmasının ötesine geçmeyi hedefliyor.
Bunun için 2021-2022 yıllarında eğitimcilerden ve pedagoglardan oluşan bir çalışma grubu kuruluyor. Berlin’deki iki dilli okullar inceleniyor, eğitim modelleri araştırılıyor ve Kürtçe-Almanca ilkokulunun müfredatı hazırlanmaya başlanıyor.
MATEMATİK DE KÜRTÇE, MÜZİK DE…
Yeni okulun en dikkat çekici özelliği, Kürtçenin Almancayla birlikte doğrudan eğitim dili olması. Birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar eğitim verecek okulda çocuklar matematik, hayat bilgisi, müzik, resim ve beden eğitimi gibi dersleri iki dilde görecek.
Berlin eğitim sisteminin standartları gereği haftada beş saat Almanca, dört saat Kürtçe dil dersi yapılacak. Diğer derslerde ise her iki dil kullanılacak.
Darıcı, bu modelin Avrupa’daki Kürtçe eğitim açısından neden bir ilk olduğunu şöyle açıklıyor:
“Okullarda Kürtçe dil derslerinin verilmesi başka bir şey. Bizim açacağımız okul birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar eğitim verecek Kürtçe-Almanca bir ilkokul olacak. Yani sadece Almanya’da değil, Avrupa’da bir ilk. Almanca haftada beş saat, Kürtçe dört saat olacak. Aralarında yalnızca bir saat fark var. Bunun dışında matematik, hayat bilgisi, müzik, spor, resim gibi derslerin tamamı Kürtçe ve Almanca olacak.”
Berlin’de İngilizce-Almanca, Fransızca-Almanca ve Türkçe-Almanca eğitim veren çok sayıda okul bulunduğuna dikkat çeken Darıcı, Kürtçenin de ilk kez bu model içerisinde yer alacağını vurguluyor.
Üstelik okulda Kürtçe ve Almanca iki temel dil olarak kabul edilecek. İngilizce ise üçüncü sınıftan sonra yabancı dil olarak öğretilecek.
דBizim için Kürtçe ve Almanca yabancı dil olmayacak. Kürtçe ve Almanca birinci dil, anadil olacak. Birinci yabancı dil İngilizce olacak.”
KÜRTÇE DERS KİTAPLARI İÇİN ROJAVA İLE TEMAS
Peki matematiğin, hayat bilgisinin ya da diğer derslerin Kürtçe okutulabilmesi için gerekli kitaplar nereden bulunacak?
YEKMAL’in üzerinde çalıştığı önemli konulardan biri de bu. Okulun müfredatı Berlin eğitim sistemine göre hazırlanırken Kürtçe ders materyalleri için farklı ülkelerdeki deneyimlerden yararlanılıyor. Bu kapsamda Rojava’da kullanılan ilkokul kitapları ve eğitim materyalleri Berlin’e getirildi.
Darıcı, materyal hazırlıklarına ilişkin şu bilgileri veriyor:
“Rojava’dan hemen hemen bütün ilkokul materyallerini aldık. Onları inceliyoruz. Ama bizim okulumuzun materyalleri buradaki okul sistemine, Berlin’in ilkokul müfredatına göre hazırlanacak. Almanca kitapları seçtik. Şimdi bir komisyonumuz var. O komisyon Almanca materyallere paralel Kürtçe materyaller hazırlıyor.”
İlk aşamada üçüncü sınıfa kadar kullanılacak materyallere ağırlık veriliyor. Okulun ilerleyen yıllarında okutulacak dersler için de hazırlıklar sürdürülecek.
BERLİN SENATOSU’NDAN KARAR BEKLENİYOR
Eğitim müfredatından öğretmen kadrosuna kadar birçok alanda çalışmalar sürerken, okulun açılabilmesi için Berlin Senatosu’nun vereceği resmi onay bekleniyor. YEKMAL, hazırladığı eğitim konseptini Senato’ya sundu. İlk incelemenin ardından istenen bazı değişiklikler yapılarak dosya yeniden gönderildi.

Darıcı, sürecin “olumlu” ilerlediğini ve ekim ayı sonunda “kesin yanıt” beklediklerini söylüyor:
“Konseptimiz şu anda Senato’da. Önce bizimle bir diyaloğa girdiler. Müfredatımızı, eğitim konseptimizi, pedagojik çalışmalarımızın nasıl olacağını, derslerin nasıl verileceğini gönderdik. Bazı konularda değişiklik yapmamızı istediler. Biz de onların önerileri doğrultusunda düzenlemeleri yapıp yeniden gönderdik. Büyük ihtimalle bu ayın sonunda kesin bir cevap gelecek. Biz bunun olumlu olacağından yüzde 99 eminiz.”
Okulun kuruluş sürecinde karşılaşılan en büyük engellerden biri ise finansman. Berlin’de daha önce özel kurumlar tarafından açılan ilkokulların ilk beş yıllık giderlerinin kurucu kurum tarafından karşılanması gerekiyordu. Ancak yapılan yasal değişiklikle bu süre iki yıla indirildi.
Bu değişiklik, YEKMAL’in yıllardır üzerinde çalıştığı projeyi hayata geçirmesinin önünü açan önemli gelişmelerden biri oldu.
Darıcı, beş yıllık finansman yükünün projeyi uzun süre zorlaştırdığını belirterek, “Bir yer tutacaksınız, okula uygun olacak, personel giderleri var. Beş yıl boyunca bütün bunları karşılamak çok büyük bir maliyetti. Bu süre iki yıla indirildi. Bizim için büyük bir avantaj oldu ve 2027 hedefimizi somutlaştırdık” diyor.
ÖĞRETMENLİK İÇİN ÇOK SAYIDA BAŞVURU
Bir yandan resmi izin süreci devam ederken diğer yandan okulda görev yapacak öğretmenlerin belirlenmesi için çalışmalar yürütülüyor. Ancak Kürtçe bilen ve Almanya’da öğretmenlik yapma yeterliliğine sahip eğitimcileri bulmak kolay değil.
Darıcı’nın verdiği bilgilere göre, öğretmen alımı için yapılan çağrıya Berlin ve Almanya’nın farklı kentlerinden yaklaşık 40’a yakın kişi başvurdu.
Darıcı, öğretmen bulmanın okulun kuruluşundaki en önemli konulardan biri olduğunu vurguluyor:
“Okulu açmak kadar önemli şeylerden biri de uygun eğitimci bulabilmek. Şu anda öğretmen arayışına girdik. Yaklaşık 30-40 kişi başvurdu. Bizim önceliğimiz Almanya’da öğretmenlik yapma hakkına sahip olanlar. Ama ülkeden gelen, Kürtçeleri çok iyi olan, üniversite düzeyinde eğitim görmüş, pedagojik formasyonu bulunan arkadaşlarımız da var. Bunlar burada doğrudan öğretmen olarak çalışamıyor. Ancak yedek öğretmen sistemiyle bu arkadaşlarla çalışabiliyoruz.”
Okulun açılabilmesi için Almanya’da resmi öğretmenlik yetkisine sahip en az iki veya üç eğitimcinin de kadroda bulunması gerekiyor.
26 KÜRTÇE EĞİTİMCİSİ YETİŞTİRİLİYOR
YEKMAL, öğretmen ihtiyacını karşılamak için kendi eğitim kadrosunu oluşturmanın da yollarını arıyor. Bu kapsamda YEKMAL Akademi tarafından Bremen Üniversitesi ve ilgili eğitim kurumlarıyla işbirliği içerisinde bir yıllık sertifika programı başlatıldı. Programa katılan 26 eğitimcinin Temmuz 2027’de mezun olması bekleniyor.
Darıcı, bu programın okulun geleceği açısından önemli bir adım olduğunu belirtiyor:
דYEKMAL Akademi bu yıl Bremen Üniversitesi ve Bremen’deki eğitim kurumlarıyla birlikte bir program başlattı. Özellikle Kürtçe dil dersleri veren öğretmenlerin yeterlilik kazanması için hazırlanan resmi bir program. Şu anda 26 arkadaşımız katılıyor. Temmuz ayında mezun olacaklar. Bu da yaklaşık olarak okulumuzun açılışına yetişiyor.”
Ancak hedef yalnızca ilk yılın öğretmen ihtiyacını karşılamak değil. Darıcı, uzun vadede Almanya’daki üniversitelerde Kürtçenin de öğretmen yetiştirme programlarına dahil edilebileceğini düşünüyor.
“Humboldt Üniversitesi olabilir, Freie Universität olabilir. Kürtçe ve başka bir bölümden öğretmen yetiştirebilirler. Çünkü o öğretmenler mezun olduklarında çalışabilecekleri bir ilkokul olacak.”
İLK HEDEF 24 ÖĞRENCİ
2027 yılında kapılarını açması hedeflenen okul, ilk etapta 24 öğrenci kabul edecek. Üstelik okul yalnızca Kürt çocuklarına yönelik olmayacak. Kürtçe bilmeyen çocuklar da okula kayıt yaptırabilecek ve eğitim sürecinde Kürtçeyi öğrenebilecek.

YEKMAL’in hedefi, ilk yılın ardından öğrenci sayısını artırarak daha fazla çocuğa iki dilli eğitim olanağı sunmak.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Kürt ailelerin projeyi sahiplenmesi gerekiyor. Darıcı, “Bizim şimdilik 24 çocuğu sorunsuz bulabilmemiz lazım. İleriki dönemlerde yüzlerce çocuğun olması gerekiyor. Bunun için öncelikle ailelerin sahip çıkması, çocuklarını kaydettirmesi gerekiyor” sözleriyle ailelere çağrıda bulunuyor.
‘KÜRTLERİN VARLIĞININ KABUL GÖRMESİ DEMEK’
Günay Darıcı’ya göre Rıza Baran İlkokulu’nun taşıdığı anlam yalnızca eğitimle sınırlı değil. Kürtlerin Almanya’da uzun yıllar geldikleri ülkelerin kimlikleri üzerinden tanımlandığını hatırlatan Darıcı, Kürtçe eğitim kurumlarının aynı zamanda Kürt toplumunun ve dilinin resmi düzeyde tanınması açısından önem taşıdığını söylüyor.
Darıcı, bu durumu şu sözlerle anlatıyor:
דKürtlerin kişi olarak, toplum olarak, Kürt olarak, Kürt dili olarak kabul görmesi buralarda uzun bir zaman neredeyse imkansızdı. Biz burada çalışmalar yaptığımız zaman Kürtlerin ve Kürt kurumlarının varlığı görülüyordu. Ama biz olmadığımız zaman hemen görmezden geliniyorduk. Çünkü dört farklı ülkenin çatısı altında ismimiz geçiyordu.”
Anaokulları ve ilkokul gibi kurumların bu açıdan da önemli olduğunu vurgulayan Darıcı, “Bu tür kurumların olması, devlet kurumlarıyla birlikte çalışması bizim varlığımızın kabul görmesi demektir. Aynı zamanda dilimizin kabul görmesi, Kürt toplumu olarak burada muhatap alınmamız demektir” diyor.
“BU SADECE YEKMAL’İN DEĞİL, HEPİMİZİN ÇALIŞMASI”
Rıza Baran İlkokulu’nun geleceği açısından Kürt toplumunun desteğinin belirleyici olacağına dikkat çeken Darıcı, ailelerden kurumlara kadar herkesi projeye sahip çıkmaya çağırıyor.
Kendisinin de bir eğitimci, anne ve Kürt kadını olduğunu hatırlatan Darıcı, okulun Kürtlerin geleceği açısından taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade ediyor:
דBen kendim de eğitimciyim, anneyim ve bir Kürt kadınıyım. Biz Kürtler için böylesi çalışmaların çok büyük bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Bu sadece YEKMAL’in çalışması olarak görülmemeli. Bu hepimizin çalışması. Hem birey olarak hem kurumlar olarak bütün Kürt kurum ve kuruluşlarının buna sahip çıkması gerekiyor. Hangi parçadan gelirlerse gelsinler.”
Darıcı’nın hedefi ise ilkokulla sınırlı değil. Berlin’de atılacak bu adımın gelecekte Kürtçe eğitim veren liselerin ve daha ileri eğitim kurumlarının kurulmasının da önünü açabileceğine inanıyor.
“Bu sadece bir okul değil. Bu aynı zamanda bizim varlığımızın da kabul görmesidir. Dilimizin kabul görmesidir. Nasıl yuvadan ilkokula adım atabildiysek, ilkokuldan liseye, liseden daha ileri aşamalara geçmek de mümkün. Ama bunlar hep adım adım oluyor.”
Darıcı, desteğin yalnızca maddi yardımlarla sınırlı olmadığını, okulun tanıtımından öğrenci kayıtlarına kadar birçok alanda dayanışmaya ihtiyaç duyduklarını da vurguluyor.
“Yeri geldiğinde maddi, yeri geldiğinde manevi dayanışma gösterilebilir. Bizimle birlikte okulun tanıtım çalışmalarına katılabilirler. Çağrım bütün Kürt kurumlarına, ailelerine ve dostlarımızadır.”
×Not: Günay Darıcı ile Rıza Baran İlkokulu’nun kuruluş süreci, eğitim modeli ve Kürtçe eğitimin geleceği üzerine gerçekleştirdiğimiz özel röportajın tamamını Nûmedya24 YouTube kanalından izleyebilirsiniz.







