Sizi empatiye davet ediyorum: 11 bin 830’a kadar sayabilir misiniz? Saymaya bile üşendiğimiz tüm o günleri, haftaları, ayları ve yılları anı anına yaşadı. Yıl alıp yıl verdi, 21 yaşından 53 yaşına geldi. 30 yıllık cezasını bitirdi. Ancak İdare ve Gözlem Kurulu, tahliyesini 5 kez toplamda 3 yıl 6 ay erteledi. Hadi 11 bin 830’a kadar saymayalım, kabul. Peki Hicran Binici’nin sesini kaç kişiye ulaştırabiliriz?
Nedim TÜRFENT
DUVARA VE DEMİRE KAZINAN ZAMAN: 53 YAŞIN 32’Sİ CEZAEVİNDE GEÇTİ
Çoğunuzun henüz adını bile bilmediği-duymadığı birinden söz edeceğim: Ailesi Erzurumlu, ancak kendisi 1 Haziran 1973’te Adana’da doğup büyüdü. Henüz iki yaşındayken babasını kaybetti. Beş kardeşin son beşiği. O, 1988’de Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ni kazandı. Ailesinin anlatımına göre bölümü beğenmeyip ertesi yıl tekrar sınava girdi ve Ankara-Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nü kazandı. Üniversitede üçüncü sınıftayken 1993’te PKK’ye katıldı.
Bir yıl sonra henüz 21 yaşındayken Adana’da 6 Mayıs 1994’te Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından tutuklandı. Gözaltında geçirdiği 16 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldı. Tutukluluğu süresince defalarca sürgün oldu: Konya, Uşak, Adana, Sivas ve Ankara’da farklı hapishanelerde tutuldu.

Çoğunuzun bilmediği o isim, Hicran Binici. Yıl alıp yıl verdi, 21 yaşından 53 yaşına geldi.
Bir başka deyişle neredeyse 32 buçuk yıldır cezaevinde. Dile kolay 388 aydır. Bin 690 haftadır. O, hayatının baharında hapishane hapishane “dolaşırken”, dışarıda kim bilir neler olup bitmiştir, düşünsenize?
Söz gelişi, onun hikayesine dikkat çekmeye çalışan ben henüz okuma-yazma bile bilmiyordum.
‘Gel zaman, git zaman‘… Ama öyle su içinde kolayca akıp giden bir zaman değil, bilakis her saniyesi betona, duvara, demire kazınan ağır bir zaman...
AKP VE GOOGLE YOKTU: DOLAR 0,03 TL İDİ
Hicran Binici tutuklandığında o zamanlar Refah Partili olan Recep Tayyip Erdoğan henüz 40 günlük İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ydı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 yaşında bir ortaokul öğrencisiydi.
Hakan Çalhanoğlu, üç aylık bir bebekti.
Ahmet Kaya hayattaydı.
AKP diye bir siyasi parti yoktu.
1 ABD doları yaklaşık 0,03 TL’ye denk geliyordu. Neredeyse başa baş.
Avrupa Birliği bir yaşındaydı…
Hicran Binici tutuklandığında Türkiye henüz cep telefonuyla SMS atmayı bile bilmiyordu, internet ise sadece birkaç üniversite laboratuvarında bulunuyordu…
Sovyetler Birliği ve Yugoslavya henüz yeni dağılmıştı. Haritalardaki sınırların mürekkebi bile kurumamıştı.
Gözaltında kaybedilen çocuklarını arayan Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemleri henüz başlamamıştı.
Yalova, Karabük, Kilis, Osmaniye ve Düzce daha il olmamıştı.
Apartheid rejimi yeni yıkılmıştı ve Nelson Mandela, Binici’nin tutuklanmasından tam 4 gün sonra Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı olarak yemin edecekti.
Beşar Esad, Londra’da genç bir göz doktoruydu.
Google ve sosyal medya diye bir şey yoktu.
Esaretin Bedeli filmi henüz vizyona bile girmemişti.
TAHLİYESİ 5 KEZ ERTELENDİ: CANI PAHASINA MI?
Esaretin bedeli… Hicran için bu ne kadar ola ki? Ailesinden özür dileyerek yazma cüretinde bulunuyorum: Canı pahasına mı?
Hicran Binici, son iki-üç yıldır kadın mahpusları tahliye etmemesiyle ‘nam’ salan Sincan Kadın Kapalı Cezaevi‘nde bulunuyor. Binici’ye kapatılan Adana 1. Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 16 Kasım 2000‘de “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla müebbet hapis cezası verildi. Yani 36 yıl.

‘Terörle Mücadele Kanunu’na göre bu cezadan hükümlü olan bir kişi, cezasının üçte ikisini infaz kurumunda geçirdiği takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Bu kanunen her hükümlüye tanınan bir haktır. İstisnasız.
Somutlaştırmak gerekirse: yasaya göre Hicran Binici’nin müebbet hapis cezasının yatarı 30 yıl. Binici’nin cezasının infazı olan 30 yıllık süre, 16 Nisan 2024’te dolacak, koşullu salıverilme hakkı kazanacaktı.
Çeyrek asrı aşkın süredir beklediği tahliyesi nihayet gelecekti. O kalp dayanmaz heyecanı yaşamayan bilemez. Anlatmaya çalışma pespayeliğinde bulunmayacağım bile. Ne haddime.
Lafı uzattığım için affınıza sığınıyorum ancak bunu bile isteye yaptım. Bu, hiç de alelade ele alınacak, geçiştirilecek bir durum değil. Zira Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin verdiği cezayı bitiren Binici, kendisini mahkeme yerine koyan İdare ve Gözlem Kurulu tarafından açıkça cezalandırılıyor. Üstelik hiçbir somut, hukuki, makul veya elle tutulur gerekçe gösterilmeden. Alabildiğine keyfi…
Kurul, Hicran Binici’nin tahliyesini tam 5 kez engelledi. Yazıyla beş. Roma rakamıyla V.
Birinci engelleme: İdare ve Gözlem Kurulu, 4 Nisan 2024’te Binici hakkında “koşullu salıverilmesinin uygun olmadığına, ilgili servislerin uygulayacağı iyileştirme planına göre dönem değerlendirilmesine tabi tutulmasına” karar vererek tahliyesini 3 ay erteledi. Gerekçe bu.
İkinci engelleme: Üç ayın sonunda 27 Haziran 2024’te toplanan Kurul, tıpa tıp aynı ifadelerle ancak bu kez 6 ay erteledi.
Üçüncü engelleme: Kurul, 19 Aralık 2024‘te yine kopyala-yapıştır gerekçeyle tahliyesini bu kez 9 ay erteledi. Bu üç ertelemenin gerekçesi aynı. Farklı olan şey sürenin her seferinde 3 ay arttırılması.
Dördüncü engelleme: Kurul, 9 ayın sonunda 11 Eylül 2025’te bir kez daha toplanarak Binici’nin tahliyesini dördüncü kez erteledi. Gerekçe aynı, yine 3 ay arttırıldı. Bu kez 12 ay, yani 1 yıl.
Beşinci engelleme: Binici’nin tahliyesini 4 kez engelleyen Kurul, 1 yıllık sürenin dolmasından sonra 10 Eylül 2026’da bir kez daha toplandı. Tahliyesini yine aynı gerekçeyle tekrardan 1 yıl erteledi. Bir sonraki değerlendirme tarihi: 15 Eylül 2027.
İlkinde 3 ay, ikincisinde 6 ay, üçüncüsünde 9 ay, dördüncüsünde 1 yıl ve beşincisinde yine 1 yıl; toplamda 3 yıl 6 ay erteleme… Bu bir mahkemenin verebileceği başlı başına bir ceza.
KEYFE KEDER KARARLAR: GEREKÇEYİ ARA Kİ BULASIN
Bütün bu 5 kararın keyfiliğini gözler önüne seren başka bir hakikat var kararda: Binici’nin devam eden hiçbir disiplin cezası bulunmuyor. Bu, evrakta sabit.

Aynı cezaevinde bulunan Nedime Yaklav ile Nuriye Adet ve Devrim Gülşan Adet adlı kardeşler de 30 yıllık infazlarını tamamlamalarına rağmen tahliyeleri engelleniyor. Tabii ki bunlar münferit değil. Tabii ki bu keyfe keder uygulamalar, sadece Sincan Kadın Kapalı Cezaevi ile de sınırlı değil.
Ocak 2021’de oluşturulan İdare ve Gözlem Kurul’larına hükümlülerin tahliyesini 1 yıl, 9 ay, 6 ay veya 3 aylık periyotlarla engelleme yetkisi verdi. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği verilerine göre İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla yaklaşık 9 bin mahpusun tahliyesi engelledi/erteledi.
Hicran Binici için alınan kararda “gelişim dönem puanının 27,75 olduğu“, “eşik puanı” olan 40,00′ın altında kaldığı ve bu gerekçeyle “iyi halli olmadığı“ belirtiliyor. Gerekçenin ne kadar soyut olduğunu buradan saptayabilirsiniz: “Toplum yaşamına ve hukuk kurallarına uyum sorunu yaşayacağı, terör örgütsel tavrının devam ettiği, toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı ve yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığını anlaşılmıştır…”
Kurul neye dayanarak “uyum sorunu yaşayacağını” ve “toplumla bütünleşmeye hazır olmadığını” öngörüyor? Devam eden “terör örgütsel tavrı” hangisi? “Yeniden suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığını” nasıl anladı? Bunların cevabı kararda bulunmuyor. Ancak hukuken bulunmak zorunda. Bir gerekçe yazmaya bile gereksinim duymamışlar. Soyut ve genel geçer ifadeler dışında hiçbir şey yok.
Avukatların Ankara 4. İnfaz Hakimliği’ne yaptığı itiraz da reddedildi. İnfaz hakimlikleri bu durumlarda onay kaşesi gibi hareket ediyor.
11 BİN 830’A KADAR SAYABİLİR MİSİNİZ?
Hicran Binici, 11 bin 830 gündür tutuklu. Hani “sayılı gün çabuk geçer” derler ya 11 bin 830 gündür tutuklu kalmayı bir kenara bırakın, sizi başka bir pencereden empatiye davet ediyorum: 11 bin 830’a kadar sayabilir misiniz? Eminim ki denemediniz bile.
Hepimizin saymaya bile üşendiği tüm o günleri, haftaları, ayları ve yılları anı anına yaşayarak bitirdi. Yıl alıp yıl verdi, 21 yaşından 53 yaşına geldi. Ömrünün yüzde 60’dan fazlasını dört duvar arasında geçirdi. Velakin “sayılı günleri” bitirmek de “bir işe yaramadı.“
Kardeşi Hicran’ı 23 Eylül’de cezaevinde ziyaret eden ablası Adalet Binici ile konuştum, anlattı bana:
“Tam 5 keredir keyfi kararlarla tahliyesi engelleniyor. Süreçten bir şey çıkar diye düşünüyorduk ancak artık bir beklentimiz kalmadı. Hicran, ömrünü orada geçirdi. Cezasını bitirmesine rağmen bırakılmıyor. O henüz iki yaşındayken babamızı kaybettik. Babasını hatırlamıyor bile. Annem ise çok hasta 91 yaşında, Alzheimer başlangıcı var. Televizyonda gördüklerini Hicran sanıyor. Hicran’ın görüşüne 3-4 yıldır hastalıkları yüzünden gidemiyor.”
Adalet Abla’ya, ‘Hak getire adaleti” diyecektim ki dilimi ısırdım. Telefonu kapattıktan sonra karara belki 5. kez baktım. Üç gündür inceliyorum: Lafı dolandırıp tahliye etmemek için bahaneler uydurmaktan başka bir şey yok bu kararda.
Aksi bir karar alınmadıkça Hicran Binici, bu son ertelemeyle birlikte 15 Eylül 2027′ye kadar hapishanede kalacak. Yani toplamda 33 yıl, 4 ayı aşkın süre.
91 yaşındaki Alzheimer başlangıcı olan bir anne, kızını unutmaya başladı. Belki bir daha hiç göremeyecek, Görünce belki artık tanıyamayacak. Peki buna kim engel oluyor? Yargıçlığa soyunan birkaç cezaevi memuru… Bu hukuksuzluk, bu kaidesizlik, bu keyfiyet, ne yazık ki “umurumuzda” değil. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diye diye ne hallere geldik diyeceğim ama daha fazla uzatmaya ne hacet!
Yıllar bizden de aldı alacağını: Kötülüklere nasıl da kayıtsız kaldık! Kötülükleri nasıl da kabullendik, kanıksadık.
Hicran Binici’nin tutuklu kaldığı gün sayısı olan 11 bin 830’a kadar saymayalım, kabul. Peki onun sesini kaç kişiye ulaştırabiliriz?







