Şükrü Aslan
Türkiye bir yandan ‘terörsüz ülke ve bölge’ söylemiyle silahların yakılmasını idealize ederken, sivil alandaki muazzam silahlanmayı görmüyor. Oysa ülkenin silahla ilgili en büyük sosyolojik sorunlarından birisi tam da sivil alandaki bu silahlanmadır. Daha ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki çocukların silahlı saldırı girişimleri bu tehlikeli durumun bir neticesidir. Bir kısmı ölümlerle biten bu girişimlerin yarattığı toplumsal tedirginlik de sanılandan çok daha ağırdır. Her zaman olduğu gibi iktidar mensupları, konunun ciddiyetini çeşitli gerekçelere dağıtıp sıradanlaştırmayı, muhalif kesimler ise iktidarın ve özellikle Milli Eğitim Bakanı’nın yetersizliğine gönderme yapmayı tercih ediyor ama mesele bu sınırların çok ötesinde anlam ve boyutlar taşıyor.
Bu köşede zaman zaman yazdığım gibi Türkiye’yi yöneten siyasetin en temel sorunu sosyolojisi ile arasındaki uyumsuzluktur. Hemen her dönem ülkeyi yönetenler, toplum alanını anlamak yerine onu kendi politik tahayyüllerine uygun şekilde biçimlendirmek gibi hem daha karmaşık, hem de aslında beyhude bir politik yol inşa ettiler ve o yolda yürümeyi tercih ettiler. Ne var ki, bu ülkenin hiç vazgeçmediği politik mühendislik, daima sorun alanlarını büyüten bir işlev gördü. Şimdi de öyle. Oysa sosyoloji, hiçbir politik mühendislik alanına sığmayacak kadar kendine özgüdür.






