BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

İstanbul’da sel felaketi:

'Sorun yağmur değil, rant ve plansız kentleşme'

İstanbul’da sel felaketi:
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

İki gündür İstanbul’u etkisi altına alan yoğun yağış kentte yaşamı adeta felç etti. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, plansız kentleşme, betonlaşma ve rant odaklı politikalara dikkat çekerek “Afeti yaratan yağış değil, yağışı karşılayacak kent planlaması ve altyapının bulunmamasıdır” dedi. Afetin nedenleri ve çözüm önerileri sıralandı.

HABER MERKEZİ – İstanbul’da etkili olan sağanak, kentin altyapı ve planlama sorunlarını bir kez daha gözler önüne serdi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, yaşananların yalnızca aşırı yağışla açıklanamayacağını belirterek plansız kentleşmeye, betonlaşmaya ve dere yataklarının yapılaşmaya açılmasına dikkat çekti.

2023’TE AYNI BÖLGELER SU ALTINDA KALMIŞTI

Eylül 2023’te Başakşehir ve Küçükçekmece’de iki kişinin yaşamını yitirdiği sağanakta da aynı bölgelerin ve aynı noktaların su altında kaldığı anımsatılan açıklamada “Aradan geçen üç yılda sorunun yapısal nedenleri giderilmemiş, tablo değişmemiştir. İstanbul’da her sağanak bir afete dönüşüyor: Sorun yağmur değil, plansız kentleşme ve yetersiz altyapıdır. Yaşanan bu tablo, aşırı yağışların etkisinin yalnızca meteorolojik koşullarla açıklanamayacağını; kentleşme politikalarının, doğal alanların yapılaşmaya açılmasının, suyun doğal akış yollarının daraltılmasının ve yağmur suyu altyapısındaki yetersizliklerin afet riskini artırdığını bir kez daha ortaya koymaktadır” açıklaması yapıldı.

PLANSIZLIĞIN FATURASI

Yağışın doğal bir olay, afeti yaratanın ise o yağışı karşılayacak bir kent planlamasının ve altyapının bulunmaması olduğu vurgulanan açıklamada “Bilimsel ve teknik esaslar gözetilmeden, rant odaklı kentleşme politikalarıyla büyütülen İstanbul’da; dere yataklarının, vadilerin ve baraj havzalarının yapılaşmaya açılması, doğal su akışının engellenmesi ve ekolojik eşiklerin göz ardı edilmesi, şiddetli yağışların yıkıcı etkilerini artırmaktadır. Kentin doğal drenaj sistemlerinin ve su döngüsünün tahrip edilmesi, İstanbul’u her sağanakta su baskını ve taşkın riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır” denildi.

FELAKETE YOL AÇAN NEDENLER

Açıklamada sorunun nedenleri şöyle sıralandı:

Aşırı betonlaşma ve “sünger kent” özelliğinin kaybı: Normalde toprağın emmesi gereken yağmur suyu, asfalt ve beton yüzeylerde toprakla buluşamamakta; yüzey akışına geçerek caddelerde dakikalar içinde sele dönüşmektedir. Orman, tarım ve su toplama alanlarının yapılaşmaya açılması, bu akışı hızlandıran ve artıran en önemli etkendir.

Yetersiz ve birleşik altyapı: Kentin eski yerleşimlerinde yağmursuyu ve atıksu hatları aynı boruda taşınmaktadır. Şiddetli yağışta borular yükü kaldıramamakta, rögarlar geri tepmekte, yollar göle dönmektedir. Çöp, yaprak ve atıkla tıkanan mazgallar ve menfezler tabloyu ağırlaştırmaktadır. Köprü altları ve alt geçitler gibi düşük kotlu noktalarda ise suyun ancak pompajla alınabilmesi, pompa sistemlerinin pahalı ve bakım gerektiren yapısı nedeniyle yapılmaması, yapılanlar yeterince işletilememekte; sular hızla birikmekte, araçlar ve insanlar su altında kalmaktadır.

Dere yataklarının ve havzaların imara açılması: Ayamama, Tavukçu, Kağıthane ve Kurbağalıdere gibi derelerin çevresi geçmişte yapılaşmaya açılmış; Sazlıdere gibi kalan alanlar da plansız yapılaşmaya açılmaya devam etmektedir. Doğal yatakları daraltılan, keskin dönüşlü beton kanallara hapsedilen dereler, yoğun yağışta debiyi taşıyamayarak yollara ve yerleşimlere taşmaktadır. Baraj havzalarının yapılaşmaya açılması ise hem taşkın riskini hem de içme suyu kaynaklarının kirlenme riskini artırmaktadır.

Kot sorunu ve bodrum katlar: Küçükçekmece, Esenyurt ve Sultangazi gibi ilçelerde yol kotunun altında kalan bodrum ve zemin katların kapı ve pencereleri doğrudan sokak akışına açılmaktadır. İmar mevzuatının sağladığı olanaklarla birden fazla bodrum katlı yapılar inşa edilmekte, bu katlarda biriken su çoğunlukla pompajla en yakın atıksu hattına verilmekte ve kapasitesi zaten dolmuş hatların taşmasına yol açmaktadır. Bina kanalizasyon çıkışlarında geri tepme (çek) valfi bulunmadığında ise ana hat taştığı anda pis su evlerin tuvalet ve banyolarından içeri dolmaktadır.

Koordinasyonsuz yol çalışmaları ve yol drenajı: Yolların farklı idareler tarafından sürekli kazılması, yenilenen binaların su, atıksu ve elektrik bağlantıları için tekrar tekrar açılması; tranşe dolgularının ve asfaltın yeterli ve doğru yapılmaması, suyun ızgaralara değil binalara doğru akmasına neden olmaktadır. Arnavutköy’de altyapı çalışması yapılan bir sokakta yolun çökmesi bunun son örneklerindendir.

Yap-işlet-devret modeliyle yapılan, ücretli Kuzey Marmara Otoyolu’nda dahi su birikmesi ve şev kaymaları: Yol drenajı ve şev drenajı projelerinin ve kontrolünün yetkin mühendislerce yapılmadığını düşündürmektedir.

İklim değişikliği ve kentsel ısı adası: Yağışlar giderek uzun süreli hafif yağışlar yerine kısa sürede çok yüksek miktarda düşen ani ve şiddetli sağanaklar biçimini almaktadır. Altyapı, bugünkü değil önümüzdeki on yılların yağış senaryolarına göre tasarlanmak zorundadır.

Kent donatılarında elektrik güvenliği: Balat’taki can kaybı, su baskınlarının yalnızca yol ve bodrum sorunu olmadığını; parklar, sokak aydınlatması, elektrik dağıtım pano ve kabloları gibi kent donatılarının su ve taşkın koşullarında güvenliğinin de bir mühendislik sorunu olduğunu göstermektedir. Kaza nedeni soruşturmayla belirlenecektir; ancak sorumluluğun sağanağa yüklenmesi kabul edilemez.

41 yılın rekoru: İstanbul’da durum felaket düzeyinde

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Açıklamada çözüm önerileri ise şöyle sıralandı:

  • Yağmursuyu ve atıksu hatları ayrılmalıdır. Birleşik sistemin bulunduğu bölgelerde bağımsız, yeterli çaplı yağmursuyu toplama hatları öncelikle kritik havzalarda inşa edilmelidir. Toplanan temiz yağmursuyu atıksu arıtma tesislerini gereksiz yere meşgul etmeden, çevresel etkileri değerlendirilerek uygun alıcı ortamlara verilmelidir.
  • Sünger kent yaklaşımı benimsenmelidir. Geçirimli kaplamalar, yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, biyo-tutma alanları ve parsel içi yağmursuyu tutma zorunluluğu ile suyun toprakla buluşması ve yüzey akışının azaltılması sağlanmalıdır.
  • Yeraltı depolama tankları ve taşkın tünelleri yapılmalıdır. Genişletilemeyen caddelerin ve sık su baskını yaşanan kavşakların altında, ani yağışta suyu geçici olarak depolayıp kontrollü boşaltan sistemler (depolama tankları, mikrotünel) planlanmalıdır.
  • Dere yatakları ıslah edilmeli, taşkın alanları korunmalıdır. Dere kesitleri, ekstrem yağış senaryoları ve yeterli geri dönüş periyoduna göre yeniden değerlendirilmeli; mümkün olan yerlerde beton kanal yerine doğal bitki örtüsüyle desteklenen kesitler tercih edilmelidir. Taşkın riski yüksek kuşaklar yapılaşmaya kapatılmalı, riskli alanlar “yaşam vadisi” olarak yeşil koridorlara dönüştürülmelidir. Dere yatakları ve baraj havzalarına yeni imar verilmesine son verilmelidir
  • Erken uyarı, izleme ve bakım güçlendirilmelidir. Mazgal ve rögarlara doluluk sensörleri yerleştirilmeli; meteorolojik radar verileriyle bölge bazlı erken uyarı ve pompa istasyonlarının otomatik devreye alınması sağlanmalıdır. Tüm yağmursuyu hatları, ızgaralar ve kanallar her yıl yağış sezonu başlamadan önce temizlenmeli, bakım takvimi kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
  • İmar düzenlemeleri yeniden ele alınmalıdır. Taşkın riski yüksek bölgelerde yol kotunun altındaki bodrum katların konut olarak kullanımı yasaklanmalı; bodrum su tahliyesi ve geri tepme valfi zorunlu hale getirilmeli; yeni yapılaşmayla artan nüfus ve yağış verimine göre yağmursuyu ve atıksu şebekeleri yeniden projelendirilip yenilenmelidir.
  • Yol kazıları tek elden koordine edilmelidir. Kurumlar arası kazı, dolgu ve asfalt çalışmaları, drenaja uygun eğim ve nitelikli tranşe dolgusu esasına göre denetlenmeli; sorumluluklar açıkça belirlenmelidir.
  • Son yağışların alınan verilerinden de görüldüğü üzere yağış şiddetleri kent genelinde artmaya devam etmektedir. Bu nedenle yağmursuyu şebeke, kollektör tesisleri projelendirmeleri yapılırken doluluk oranları yüzde 90’lara çıkarılmamalı, yüzde 70 ile sınırlandırılmalıdır.
  • Yapı alanları ada bazlı olarak giderek büyük alanlar olmaktadır. Bu nedenle parsel içi projelendirme uzman mühendislere yaptırılmalıdır. Ayrıca parsellere ait altyapı tesisleri de yapı denetime tabi olmalıdır.

Benzer Haberler

İstanbul’da sel felaketi:

'Sorun yağmur değil, rant ve plansız kentleşme'

41 yılın rekoru: Sağanak sürüyor

İstanbul’da durum felaket düzeyinde, 48 il için uyarı verildi

Erdoğan gitmedi, Herzog konuştu, Fidan dinlemedi

Azerbaycan’da CICA Zirvesi düzenleniyor

İmamoğlu ikinci gününde savunma yapıyor

'Dere yataklarına yapılan kulelerden ayrı düşünemezsiniz'

Özgür Özel’i ziyaret etmişti

Karayalçın CHP'den istifa etti, Yeni Partiye katıldı