Vedat İlbeyoğlu
Yani, bu memleketteki Alevilerin ve siyasal İslamcıların kültürel, politik, ideolojik kodlarına sinmiş, toplumsallaşmış bu ön kabulü, terazi titizliğiyle yapılmış ‘İdris öyle biri değildi’ tespitiyle tersine çevirmenin karşılığı olabilir mi? Sevgili Yalçın Çakmak’ın makalesinde, İdrisi Bitlisi’den yaptığı, Yavuz Selim’in Kızılbaş politikasına dair şu önemli aktarımları da gördükten sonra hele:
“Şuurlu kalpli bahtiyar Sultan, […] şöyle tercihte bulundu: Kızılbaş ordusu çoktur, bu ordunun esası Anadolu’dandır. […]Anadolulu çapulcu Kızılbaşlardan oluşan bir ordudur. […] Öncelikle bu bağlantıyı koparmak, fitnenin başını ortadan kaldırmak gerekir. Bilgin tabiatlı Sultan, bu topluluğa bağlananları kısım kısım, isim isim kaydetmeleri için her yöreye bilgili katipler gönderdi. […] Yazıcılar isimleri deftere kaydedince yaşlı ve gençlerden oluşan kayıtlıların sayısı kırk bin oldu. Ulaklar yazılan defterleri her yörenin hakimine ulaştırdıktan sonra her yörede keskin kılıç, adım adım yazılanlara yöneldi. Bu öldürülenlerin sayısı hesaplanan kırk bini de aştı. (Sultan Selim’e atfen yazılmış Selim Şah-Nâme’den…)






