Van Gölü’nün derinliklerinde yapılan dalışlarda taş yapıların keşfedildiği duyuruldu. Bu tartışmaları da beraberinde getirdi. Araştırmacılar, en az 11 bin yıllık olduğunu tahmin ettikleri bu yapıların henüz keşfedilmemiş daha büyük bir yerleşimin kalıntıları olabileceğini düşünüyor.
HABER MERKEZİ – Van Gölü’nün derinliklerine yapılan dalışlarda büyük, dairesel bir yapı ile birbirine geçen taş bloklardan oluşan uzun bir duvar görüntülediği bildirildi.
Bulgulara ilişkin konuşan araştırma ekibindeki Matthew LaCroix, şimdiye kadar görülen kalıntıların çok daha büyük bir yapının yalnızca küçük bir bölümü olabileceğini belirtti.
Euronews’te yer alan habere göre, dalgıçların görüntülediği yapılardan biri, Van Gölü yüzeyinin yaklaşık 23 metre altında bulunan ve birbirine geçen taş bloklardan oluşan büyük bir duvar.
Görüntülerde üç basamağın dairesel bir yapıya doğru yükseldiği, ardından göl tabanından 2,4 metreden fazla yükselen yedi sıra taş örgünün bulunduğu belirtiliyor.
LaCroix, yapı boyunca yaklaşık 45 metre ölçüm yaptığını söyledi ve ekledi: “45 metreden fazla ve karanlığın içine doğru gidiyor.”
LaCroix’ya göre yapı, su altında henüz keşfedilmemiş başka binalara ve olası bir yerleşime uzanıyor olabilir; bu ölçekte taş işçiliğinin tek başına inşa edilmiş bir yapı olması düşük ihtimal. Bundan hareketle LaCroix“Hiçbir yere çıkmıyor olamaz” diyerek, yapının daha büyük bir kentsel alana bağlanan bir geçiş noktası olabileceğini öne sürdü.
Van Gölü’ndeki yapıların keşfinin geçmişi 2017’ye uzanıyor. Su altı görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan, göldeki mikrobiyalit oluşumları ve inci kefallerini araştırdığı sırada taş yapılara rastlamıştı.
Bölgede taş bir yapı ile dairesel oluşumlar görüntülenmişti. Ayrıca üzerinde altı kollu “Yaşam Çiçeği” motifini andıran bir sembol bulunan bir taş da tespit edilmişti.
BU YAPILARIN YAŞI NE KADAR?
Bilim insanları Van Gölü’nün geçmişte batıya doğru bir çıkışının bulunduğunu, ancak Pleistosen döneminde Nemrut Dağı’ndaki volkanik faaliyetlerin bölgenin jeolojisini ve gölün drenaj sistemini değiştirdiğini uzun süredir biliyor.
LaCroix, kalıntıların göl suları altında kalmasının bu volkanik değişikliklerin ardından gerçekleştiğini varsayıyor.
Pleistosen’in yaklaşık 11 bin 700 yıl önce sona erdiğine ve bölgedeki bazı büyük volkanik faaliyetlerin çok daha eski tarihlere uzandığına dikkat çeken LaCroix, yapıların bu olaylardan önce inşa edilmiş olması gerektiğini savunuyor.
Bu yorum doğruysa kalıntıların yaşı 11 bin 700 ila 40 bin yıl arasında olabilir.
Ancak su altındaki yapılardan alınmış herhangi bir örneğin, bağımsız bir yöntemle 11 bin 700 veya 40 bin yıl öncesine tarihlendirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Yapıların bu kadar eski olduğu iddiası, taşlardan elde edilen doğrudan arkeolojik tarihlendirmeye değil, LaCroix’nın bölgenin volkanik ve jeolojik geçmişine ilişkin araştırmaları yorumlamasına dayanıyor.
Van Gölü çevresi binlerce yıllık zengin bir yerleşim geçmişine sahip.
Bu nedenle bazı araştırmacılar daha önce gölün altında bulunan bazı duvar ve yapıların yaklaşık 3 bin yıl önce bölgede hüküm süren Urartu Krallığı’na ait olabileceğini öne sürmüştü.
Bir başka ihtimal ise bazı yapıların Orta Çağ’da inşa edilmiş olması.
Bazı araştırmacılar Orta Çağ yapılarında daha eski Urartu taşlarının yeniden kullanılmış olabileceğini de değerlendiriyor.
Bu nedenle yapıların farklı dönemlere ait malzemeleri bir arada barındırması ihtimali var.
Bölgenin kapsamlı bir su altı arkeolojik araştırmasına konu olmaması ve yapıların kesin biçimde tarihlendirilmemesi ise tartışmanın sürmesine neden oluyor.







