Nepal-Tibet sınırındaki buzul ve kaya kütlesinin çökmesinin ardından meydana gelen sellerde can kaybı 1050’ye yükseldi. Binlerce kişi hâlâ kayıpken, morgların dolması üzerine kimliği belirlenemeyen cenazeler toplu mezarlara defnediliyor.
HABER MERKEZİ – Nepal-Tibet sınırında buzul ve kaya kütlesinin çökmesinin ardından meydana gelen sellerde Nepal’de hayatını kaybedenlerin sayısı 1050’ye yükseldi. Binlerce kişiden hâlâ haber alınamazken, yolların ve köprülerin yıkıldığı bazı bölgelere ulaşılamıyor. Hidroelektrik projelerinde çalışan yüzlerce işçinin de mahsur kalmış olabileceğinden endişe ediliyor.
Açıklamada, selden etkilenen çeşitli bölgelerde hayatını kaybedenlerin sayısının 1050’ye yükseldiği, 583’ü yabancı ülke vatandaşı 3 bin 916 kişiyi arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Öte yandan, Nepal’deki sel nedeniyle Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde yaşamını yitirenlerin sayısının 16’ya yükseldiği belirtildi. Çin tarafında, 546 kişiden haber alınamıyor.
900 İŞÇİDEN HABER ALINAMIYOR
Arama kurtarma çalışmalarının yoğunlaştığı noktalardan birini selden zarar gören hidroelektrik projeleri oluşturuyor. 12 hidroelektrik projesinde çalışan yaklaşık 900 işçiden haber alınamıyor. Yaklaşık 500 işçinin tünellerde mahsur kalmış olabileceği değerlendiriliyor.
Nepal ordusuna bağlı ekipler, yabancı uzmanların da desteğiyle tünellerde arama çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler çamur ve suyla dolan alanlarda yaşam belirtisi arıyor.
KİMLİĞİ BELİRLENEMEYEN CENAZELER DEFNEDİLİYOR
Felaketin ardından Nepal’de morgların dolması üzerine kimliği henüz belirlenemeyen cenazelerin geçici olarak defnedilmesine başlandı. Cenazelere daha sonra kimlik tespiti yapılabilmesi için numara veriliyor.
Yetkililer cenazelerden DNA örnekleri alıyor, yüzlerindeki ayırt edici özellikleri fotoğraflıyor ve kimlik tespiti için bilgileri kayıt altına alıyor.
Kayıp kişilerin ailelerinden de DNA örnekleri istenmeye başlandı. Nepal dışında yaşayan ailelerden de DNA profillerini göndermeleri talep ediliyor.
BAZI BÖLGELERE ULAŞMAK HAFTALAR SÜREBİLİR
Birleşmiş Milletlerin değerlendirmesine göre Nepal’in kuzeyindeki en uzak bölgelere ulaşılması haftalar sürebilir. Bölgede yolların büyük bölümü kullanılamaz hale gelirken çok sayıda köprü seller nedeniyle yıkıldı.
Yardım kuruluşları ulaşabildikleri bölgelere barınma malzemeleri, battaniye, branda ve hijyen kitleri ulaştırıyor. Bazı geçici barınma merkezlerinde ise yoğunluk yaşanıyor.
ÇOCUKLAR İÇİN TEHLİKE: AÇLIK, SALGIN, ÇOCUK KAÇAKÇILIĞI
Save the Children, yaklaşık 2600 çocuğun ağır beslenme yetersizliği nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyabileceğini, 100’den fazla çocuğun ise ailesinden ayrılmış olabileceğini tahmin ediyor. Kirli su nedeniyle hastalıkların yayılması ve çocuk kaçakçılığı riskinin artmasından da endişe ediliyor.
TİBET ÖZERK BÖLGESİNDE ARAMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Çin’in Tibet Özerk Bölgesi’nde yaşamını yitirenlerin sayısı ise 16’ya yükseldi.
Ekipler özellikle büyük zarar gören Gyirong Sınır Kapısı çevresindeki çamur ve kaya yığınlarında arama çalışmalarını sürdürüyor. Arama köpeklerinin de kullanıldığı çalışmaların yanı sıra ağır iş makineleriyle bölgeye ulaşımı sağlayacak yollar açılmaya çalışılıyor.
Heyelanlar ile yıkılan yollar ve köprüler nedeniyle özellikle uzak dağlık bölgelere ulaşmak güçlüğünü koruyor. Ekiplerin henüz ulaşılamayan bölgelere girmesiyle can kaybının artmasından endişe ediliyor.
×
NE OLMUŞTU?
Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa ve çevresindeki bölgelerde 26 Ağustos 2026’da şiddetli sel meydana geldi.
Felaket, Himalayalar’da büyük bir buzul ve kaya kütlesinin çökmesiyle başladı. Uydu görüntülerini inceleyen bilim insanlarına göre buzulun altındaki ana kaya tabakası çöktü.
Kaya ve buz kütlesinin çökmesi sırasında ortaya çıkan enerji, sismometrelerde 5,2 büyüklüğünde bir depremi andıran sismik hareket olarak kaydedildi. Ardından kaya, buz ve eriyen su vadilere sürüklendi. Nehirlerde su seviyesinin hızla yükselmesiyle evler, yollar ve köprüler zarar gördü.
Nepal Başbakanı Balendra Shah, felaketin Himalayalar’da iklim değişikliğiyle birlikte artan risklere işaret ettiğini belirterek uluslararası topluma daha güçlü önlemler alınması çağrısında bulundu.






