“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Barış Akademisyenleri’ne yönelik ilk KHK’nin yayınlanmasının üzerinden tam 10 yıl geçti. Peki bu 10 yılda 2 bin 212 akademisyen neler yaşadı, süreç nasıl devam etti?
HABER MERKEZİ – 11 Ocak 2016 tarihinde 2 bin 212 akademisyenin imzacı olduğu “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi kamuoyuna açıklandı.
“Barış İçin Akademisyenler”, bu bildiri ile çatışmaların son bulması, çözüm müzakerelerinin yeniden başlatılması, bölgedeki askeri operasyonların ve sokağa çıkma yasaklarının son bulması, sivillerin yaşam hakkının korunması ve göç etmek zorunda kalanların mağduriyetlerinin giderilmesi taleplerini gündeme getirerek Kürt sorununun şiddet yöntemiyle değil, barışçıl ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği vurguladı.
İlk olarak bin 128 akademisyenin imzasıyla kamuoyuna duyurulan bildiriye daha sonra da yurt içinden ve yurt dışından destekler devam etti ve imzacı sayısı 2 bin 212’ye ulaştı.
1 Eylül 2016 günü, yani tam 10 yıl önce, yayınlanan kanun hükmünde kararname ile çok sayıda akademisyen üniversitelerden uzaklaştırıldı.

Aradan geçen 10 yılda ise özet olarak şunlar yaşandı:
- Toplam 406 Barış Akademisyeni kamu görevinden ihraç edildi.
- 505 akademisyen disiplin soruşturması geçirdi.
- 70 akademisyen gözaltına alındı, 4’ü tutuklandı.
- Akademisyenler hakkında ‘terör propagandası’ suçlamasıyla 822 dava açıldı.
- OHAL Komisyonu tarafından 385 akademisyenin itiraz başvurusu reddedildi.
- Anayasa Mahkemesi (AYM), 2019 yılında akademisyenlere verilen cezaların ifade özgürlüğü ihlali olduğuna hükmetti.
- İdare Mahkemeleri’nde görülen davalarda 189 dosya için ret kararı çıktı.
- Bölge İdare Mahkemeleri’nde 91 davada, Danıştay’da ise 219 davada hala karar çıkmadı.
- Yalnızca 18 akademisyen üniversiteye kesin olarak dönebildi.

BARIŞ AKADEMİSYENLERİ 10 YILDA NELER YAŞADI?
Kamu görevinden çıkarılan akademisyenlerin özel üniversitelerde ve hatta özel sektörün farklı kollarında çalışmaları engellendi ya da baskılandı.
Yıllarca düzenli bir gelirden, birikimlerinden ve en önemlisi sağlık sigortası dahil tüm sosyal güvencelerden mahrum bırakıldılar.
Sosyal hak ihlalleri eşlerine, çocuklarına ve aile bireylerine de da yansıdı ve onların da kamu görevlerine atanması önüne engeller çıkarıldı.
Pasaportlarına el konularak yurt dışındaki akademilerden aldıkları bursları, iş tekliflerini veya araştırma projelerini değerlendirmeleri engellendi.
Dönemin siyasi otoriteleri tarafından hedef gösterilen akademisyenler, sözlü ve fiziki saldırılara, sosyal çevrelerinde ve dijital mecralarda tehditlere maruz kaldı.
10 yıllık belirsizlik, işsizlik ve yoğun stres süreci nedeniyle kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden ya da intihar eden çok sayıda akademisyen oldu.

DAYANIŞMA VE MÜCADELE DEVAM EDİYOR
Tüm bu tablo karşısında Barış Akademisyenleri, geride kalan 10 yılı önemli bir mücadele ve dayanışma içerisinde de geçirdi. Dayanışma akademileri kuruldu, hukuk mücadeleleri idari yargı koridorlarında inatla sürdürüldü.
Üniversitelerden ihraç edilen akademisyenler, bilimi ve eğitimi kampüs dışına taşıyarak birçok şehirde alternatif eğitim alanları kurdu. Ücretsiz ve kampüs dışı eğitim müfredatları ile bir çok mekan halka açık eğitim alanına dönüştürüldü. Akademisyenler, bağımsız araştırma merkezleri ve hafıza merkezleri kurarak bilgi üretmeye devam etti.
Dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce üniversite, pasaport engellerini aşabilen Barış Akademisyenlerine kapılarını açtı, araştırma bursları ve geçici kadro olanağı sağladı.
Eğitim Sen başta olmak üzere çok sayıda sendika ve uluslararası kurum tarafından ekonomik destek amacıyla bağış kampanyaları başlatıldı.
‘ÜNİVERSİTEYE DÖNÜŞLER ENGELLENİYOR’
Yeni Yaşam gazetesine konuşan Barış Akademisyeni ve DEM Parti MYK üyesi Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, aradan geçen 10 yılda yargı sürecini şu sözlerle özetledi:
“Toplam 2.212 imzacı, Barış Akademisyeninden 406’sı üniversiteden atıldı, bunların da aralarında olduğu 822 Barış Akademisyeni için bulundukları illerin ağır ceza mahkemelerinde ayrı ayrı dosyalar olarak davalar açıldı. Bu davalardan tümü beraat etti. Ancak atılanların çok büyük kısmının üniversiteye dönüşü idare mahkeme süreçlerinde engelleniyor.”






