BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Yönetmen Emin Alper:

Barışın yolu demokratikleşmeden geçiyor

Yönetmen Emin Alper:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Meclis’ten geçen çerçeve yasayı çatışmanın sona ermesi açısından önemli bir adım olarak gören yönetmen Emin Alper, bunun Türkiye’yi kendiliğinden demokratikleştirmeyeceğini söyledi. Alper, kalıcı bir barış için hukukun üstünlüğünden siyasi özgürlüklere, Kürt meselesinden sinemaya kadar geniş bir alanda değişim gerektiğini vurguladı.

HABER MERKEZİ- Yönetmen Emin Alper, Türkiye’nin önünde duran süreci yalnızca silahların bırakılması üzerinden okumamak gerektiğini düşünüyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’ten geçen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifini önemli bir başlangıç olarak değerlendiren Alper, asıl meselenin bundan sonra ne olacağı olduğunu söylüyor.

MA’dan Roza Arpa’ya konuşan Alper, çatışmanın sona ermesi ve yeni kuşakların savaş ortamında büyümemesi ihtimalinin başlı başına büyük bir kazanım olduğunu belirtiyor.

Ancak Türkiye’de yıllarca “terör” gerekçesiyle demokratik siyasetin önünün kesildiğini hatırlatan Alper, bugün gelinen noktada iktidarın belediyelere müdahale etmek ya da siyasetçileri tutuklamak için bu gerekçeye dahi ihtiyaç duymadığını savunuyor.

Türkiye’de anayasanın yanı sıra mevcut yasaların bile gerektiği gibi uygulanmadığını söyleyen Alper, bu nedenle yalnızca silah bırakma anlaşmasından demokratikleşme sonucu çıkarmanın fazla iyimser olacağı görüşünde.

“Demokrasi mücadelesi her zamanki aciliyetiyle devam ediyor” diyen Alper, çerçeve yasanın önemini küçümsemeden, asıl sınavın uygulama aşamasında başlayacağını belirtiyor.

“ÖNCE BARIŞ, SONRA DAHA DERİN REFORMLAR”

Alper’e göre savaş devam ederken geçmişin yarattığı düşmanlıkların ve güvensizliğin kendiliğinden ortadan kalkmasını beklemek mümkün değil. Bunun için önce silahların susması, ardından siyasetin ve diyaloğun önünün açılması gerekiyor.

Yasanın mucize yaratmayacağını söyleyen Alper, yine de bir başlangıç noktası olarak görülmesi gerektiğini düşünüyor. “Önce barışalım, sonra yasa yaparız” yaklaşımının gerçekçi olmadığını belirten Alper, önce çatışmayı durduracak bir hukuki zeminin kurulması, ardından barış sürecinin derinleştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Silahlar sustuğunda tarafların birbirini anlaması ve geçmişle yüzleşmesi için bir alan açılabileceğini belirten Alper, bunun kolay bir süreç olmayacağını da kabul ediyor.

Özellikle Türk milliyetçiliğinin asimilasyoncu yaklaşımını kısa sürede terk etmesini beklemediğini söyleyen Alper, buna rağmen Kürt yurttaşların potansiyel “terörist” olarak görüldüğü anlayışın zaman içinde gerilemek zorunda kalacağını ifade ediyor.

Alper’in çerçevesinde kalıcı barışın adresi ise daha geniş bir demokratikleşme süreci.

“SİNEMA YARALARLA YÜZLEŞMEK İÇİN ÖZGÜR OLMALI”

Alper, barışın yalnızca siyaset ve hukuk alanında kurulamayacağını, sanatın da bu sürecin önemli parçalarından biri olduğunu düşünüyor.

Geçmişin travmalarıyla yüzleşmenin, toplumsal hafızanın onarılmasının ve farklı kesimlerin birbirini anlamasının önünü açabilecek bir sinemanın ancak özgür bir ortamda gelişebileceğini belirten Alper, Türkiye’de ise bağımsız sinemanın giderek daha dar bir alana sıkıştığını söylüyor.

Özellikle Kürt meselesini ele alan filmlerin hayata geçirilmesinin zorlaştığını belirten Alper, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteklerinde siyasi içerik nedeniyle açık bir sansür mekanizması bulunduğunu savunuyor. Bakanlık dışında kaynak bulmanın da kolay olmadığını söyleyen Alper, özel sermayenin iktidarın tepkisini çekmekten çekindiğini ifade ediyor.

Alper, yakın zamanda Kazım Öz ve Özkan Küçük’ün filmlerinin yasaklandığını, yönetmen Bingöl Elmas’ın belgeseline verilen Kültür Bakanlığı desteğinin ise filmin “politik” bulunduğu gerekçesiyle geri istendiğini belirtiyor.

Bu tabloyu yalnızca sinemacıların sorunu olarak görmeyen Alper, sanatın barışa katkı sunabilmesi için önce özgürleşmesi gerektiğini söylüyor.

“Sinemanın yaralarla yüzleşmesi için özgür olması lazım” diyen Alper’e göre Türkiye’de barışın kalıcı hale gelmesi, silahların susmasının ötesinde, insanların kimliklerini, geçmişlerini ve yaşadıkları travmaları korkmadan anlatabildiği bir demokratik alanın kurulmasına bağlı.

Benzer Haberler

İBB Davası:

İmamoğlu'nun savunması engellendi

TÜİK açıkladı:

Nüfus 6 ayda 228 bin arttı

Siyaset bilimci Arzu Yılmaz:

 Türkiye’nin Kürtlerle ittifakı sınanıyor

Uzmanlardan farklı yorumlar geldi

İstanbul'da gece boyu 51 sarsıntı

Pervin Buldan:

Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu’nda görev alacak

DBP’li Uçar’dan çerçeve yasa açıklaması:

'Görevimiz hem denetlemek hem tamamlamak'

Üyelerin oylarıyla belirlenecek

Yeni Parti'de kongre takvimi belli oldu

‘Süreç, heba ve istismar edilemeyecek öneme sahiptir’

Bahçeli'den seçim sistemi çıkışı: Düzenlenmesi gerekir