BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

25 yıllık iktidarın tartışmalı mirası

AKP 25 yaşında: Çeyrek asırlık 'demokrasi' karnesi

25 yıllık iktidarın tartışmalı mirası

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

AKP, 25 yılı boyunca altyapı yatırımları, sağlık hizmetleri, savunma sanayii ve ekonomik büyüme başlıklarını öne çıkaran bir başarı hikayesi anlatıyor. Peki çeyrek asırdır yaşananlar ne söylüyor? Zayıflayan kuvvetler ayrılığı, bağımsızlığını yitirdiği öne sürülen yargı, daralan ifade özgürlüğü, seçilmişlere yönelik kayyum politikaları, insan hakları ihlalleri…

HABER MERKEZİ – 14 Ağustos 2001’de kurulan AKP, bugün kuruluşunun 25’inci yılını kutluyor. Parti yönetimi çeyrek asrı “istikrar”, “kalkınma” ve “Türkiye Yüzyılı” söylemiyle anlatırken, muhalefet ve insan hakları örgütleri aynı dönemi demokrasi standartlarının gerilediği, kuvvetler ayrılığının zayıfladığı, ifade özgürlüğünün daraldığı, işçilerin haklarının törpülendiği bir dönem olarak değerlendiriyor.

AKP’nin 25 yıllık iktidarı, Türkiye siyasi tarihinin en uzun yönetim dönemlerinden biri olarak hem önemli dönüşümlerin hem de demokrasi ve hukuk devleti tartışmalarının en yoğun yaşandığı dönemlerden biri olmayı sürdürüyor. İşte AKP döneminin bazı köşe taşları…

GÜÇLER AYRILIĞINDAN BAŞKANLIK SİSTEMİNE

AKP’nin hükümet kurduğu ilk yıllarında Avrupa Birliği reformları ve demokratikleşme adımları öne çıkarken, özellikle 2010 referandumu sonrasında yargının bağımsızlığına ilişkin tartışmalar yoğunlaştı. 2017 anayasa değişikliğiyle kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge-denetim mekanizmalarının zayıfladığı yönünde eleştirilerin odağı oldu.

Muhalefet partileri ve hukukçular, yürütmenin yetkilerinin tek elde toplandığını, Meclis’in denetim kapasitesinin gerilediğini ve yargının siyasal etkiden bağımsız hareket edemediğini vurguluyor.

GEZİ DİRENİŞİ: DÖNÜM NOKTASI

AKP’nin 25 yıllık iktidarının en temel kritik kırılma noktalarından biri, 2013 yılında Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan Gezi Direnişi oldu.

Başlangıçta Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesine karşı çevreci bir eylem olarak başlayan protestolar, polisin sert müdahalesinin ardından milyonlarca kişinin katıldığı, ifade özgürlüğü, yaşam tarzına müdahale, demokrasi ve hukuk taleplerinin dile getirildiği kitlesel bir toplumsal harekete dönüştü.

Gezi sürecinde güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı ve on binlerce kişi gözaltına alındı. İnsan hakları örgütleri, protestolar sırasında orantısız güç kullanımı, kötü muamele ve cezasızlık politikalarını uzun yıllar raporlarında gündeme taşıdı.

İktidar ise Gezi’yi “dış destekli bir kalkışma girişimi” ve hükümeti hedef alan organize bir operasyon olarak tanımladı.

Gezi’nin ardından açılan davalar da uzun yıllar tartışılmaya devam etti. Aralarında Osman Kavala’nın da bulunduğu çok sayıda kişi “Gezi Davası” kapsamında yargılandı ve ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala hakkında verdiği ihlal kararına rağmen tutukluluğun sürmesi, uluslararası alanda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin temel başlıklarından biri oldu.

Muhalefete göre Gezi Direnişi, Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükler açısından bir dönüm noktası olurken; iktidarın protesto hakkına yaklaşımında sertleşmenin, güvenlikçi politikaların ve yargı süreçlerinin siyasal tartışmaların merkezine yerleştiği yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu.

OHAL DÖNEMİ: DARBEYLE MÜCADELEDEN MUHALEFETSİZ ÜLKEYE

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yüz bini aşkın kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi.

Binlerce dernek, vakıf, medya kuruluşu ve eğitim kurumu kapatıldı. OHAL, kısa sürede darbe girişimiyle mücadele amacından uzaklaşarak muhalefeti kapsayan geniş çaplı bir tasfiye mekanizmasına dönüştü.

MÜZAKERE MASASINDAN YENİDEN ÇATIŞMAYA

AKP’nin ilk dönemlerinde başlatılan ‘demokratik açılım’ ve ardından gelen çözüm süreci, Türkiye’nin onlarca yıllık Kürt sorununda önemli bir kırılma olarak görülmüştü. Ancak 2015 yılında çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte çatışmalar yeniden başladı.

Güvenlik operasyonları genişlerken çok sayıda ilçe uzun süreli sokağa çıkma yasaklarıyla karşı karşıya kaldı. Yerleşim alanlarında yaşanan yıkımlar ve sivil kayıplar uzun süre tartışıldı.

KAYYUM SİYASETİ KALICI HALE GELDİ

Kürt siyaseti açısından en belirgin uygulamalardan biri kayyum politikası oldu. HDP’nin, ardından da DEM Parti’nin kazandığı çok sayıda belediyeye İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atandı.

Yüzlerce belediye yöneticisi görevden alınırken çok sayıda belediye başkanı tutuklandı.

Muhalefet bu uygulamayı seçme ve seçilme hakkının ihlali olarak değerlendirirken, hükümet kayyum atamalarını ‘terörle mücadele’ kapsamında savundu.

Son dönemde ise kayyum politikası CHP’ye yönelik bir operasyon halinde devam ediyor.

SİYASETÇİLER CEZAEVİNDE

Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi uzun yıllardır cezaevinde bulunuyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen tahliye edilmemeleri, Türkiye’nin uluslararası hukuk yükümlülükleri açısından da tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

YARGI KARNESİ: ADALET NEREDE?

Can Atalay kararından Gezi Davası’na, Osman Kavala’dan birçok gazeteci ve siyasetçi dosyasına kadar çok sayıda dava, yargının bağımsızlığı tartışmalarını derinleştirdi.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmaması ve yüksek yargı organları arasında yaşanan krizler de ‘hukuk devleti’ tartışmalarını büyüttü.

Türkiye’nin 2021 yılında Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ise kadın örgütlerinin en sert tepki gösterdiği kararlardan biri oldu.

Kadın örgütleri, artan kadın cinayetleri ve şiddete karşı devletin koruyucu mekanizmalarının yetersiz kaldığını savunurken, hükümet mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olduğunu ifade etti.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

AKP’nin en çok eleştirildiği alanlardan biri de basın özgürlüğü.

Gazetecilere yönelik gözaltılar, tutuklamalar, internet sansürü, erişim engelleri ve medya sahipliğinin iktidara yakın sermaye gruplarında yoğunlaşması nedeniyle Türkiye, uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde uzun yıllardır alt sıralarda yer alıyor.

Onlarca televizyon kanallarına verilen yayın durdurma cezaları, RTÜK yaptırımları ve internet haber sitelerine yönelik erişim engelleri de ifade özgürlüğü tartışmalarının merkezinde bulunuyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla açılan soruşturmalar, sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen cezalar ve toplantı-gösteri yürüyüşlerine yönelik polis müdahaleleri son yılların en tartışmalı başlıkları arasında yer aldı.

Valilik kararlarıyla birçok kentte miting ve gösteriler yasaklanırken; kadın yürüyüşleri, Onur Haftası Yürüyüşleri, çevre protestoları, öğrenci eylemleri ve işçi direnişleri sık sık güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaştı.

ENFLASYON, YOKSULLUK, HAK KAYIPLARI…

Bu tablonun ekonomi yönü de benzer durumda. AKP döneminde işçilerin milli gelirden aldığı pay yarı yarıya eridi. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarında çalışan işçilerin GSYH’den aldığı pay yüzde 3’lerden yüzde 1,5’e kadar geriledi. 25 yıllık iktidarda dış borç 124 milyar dolardan 500 milyar doların üzerine çıkarken, halk yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezildi.

İSİG Meclisi verilerine göre; AKP iktidarları döneminde en az 33 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Hak arayan emekçilerin karşısına ise her defasında yasak mekanizmaları çıkarıldı; 25 yılda 23 grev ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle ertelenerek fiilen yasaklandı.

Benzer Haberler

Rojin Kabaiş soruşturması

Kamu yetkilileri için soruşturma talep edildi

11 yıl sonra dosya açıldı

Fenerbahçe otobüsüne saldırı: 1 kişi tutuklandı

Katliamın yaşandığı Digor’dan çağrı:

'Barış yüzleşme ile mümkün olur'

Mazlum Abdi duyurdu:

Geri dönüşlerle ilgili anlaşmaya varıldı

‘Daha nice yıllar’ siyasette olacak

Erdoğan: Bu ülkede anneler artık ağlamayacak

Bilici’nin istifası zora sokmuştu

CHP’li Kasap Yeni Yol Grubu’na katıldı

Çerçeve yasa kaç dosyayı etkileyecek?

Bakırhan: Ekim’de daha somut adımlar atılacak

DEM Parti Kadın Meclisi:

'Kadınların olmadığı barış masası eksiktir'