Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu, çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu yasayı bir sonuç olarak değil, bir kapının açılması olarak görüyoruz. O kapıdan yalnızca silahsızlanmaya değil; özgür siyasete, eşit yurttaşlığa, örgütlenme özgürlüğüne ve demokratik bir Türkiye’ye doğru yürümeliyiz” dedi. Atılması gereken adımları sıralayan EFFP, Öcalan’ın “masada özgürce ve doğrudan” yer almasını beklediklerini bildirdi.
HABER MERKEZİ – Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), bugün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesine başlanacak olan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin açıklama yaptı.
EFFP, “Barışın Yolunu Birlikte Açmak” başlıklı açıklamasında, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen kanun teklifini, “Türkiye’de kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmanın sona ermesi ve barışın kalıcılaşması yolunda önemli bir adım” olarak gördüklerini ve desteklediklerini kaydetti.
‘SEN TERÖRİST MİYDİN?’ PARMAĞININ ORTADAN KALKMASININ ÖNÜNÜN AÇILDIĞI ANDAYIZ’
“Yasanın soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenmesine ilişkin hükümleri, çatışmadan demokratik siyasete geçiş bakımından önemli bir hukuki alan açıyor” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ama bu yasayı yalnızca hukuki ve teknik bir düzenleme olarak okuyamayız. Çünkü bugün geldiğimiz nokta, sadece Türkiye için değil, tüm Orta Doğu politikaları ve gelecek için çok daha büyük bir anlam taşıyor. Kırk yılı aşkın bir süredir hepimizin üzerine sallanan, hepimizi kriminalize eden o tehdidin, “Yoksa sen terörist misin?” parmağının ortadan kalkmasının önünün açıldığı bir andayız.”
‘EN BÜYÜK KAZANIM’
Yıllardır “Kürt meselesi üzerinden kurulan savaş ve güvenlik siyasetinin yalnızca Kürtleri değil; barış isteyenleri, kadınları, öğrencileri, akademisyenleri, gazetecileri, sosyalistleri, demokratları, hak savunucularını, kısacası itiraz eden çok geniş bir toplumsal alanı “terörizm” suçlamasıyla baskı altında” tuttuğunun vurgulandığı açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
ÇERÇEVE YASAYA ÇEKİNCE
Kalıcı bir barışın ancak bu tarihsel ve toplumsal birikimin üzerine kurulabileceği belirtilen açıklamada, “Tam da burada yasa teklifine ilişkin önemli bir çekincemizi de açıkça ifade etmeliyiz. Mevcut haliyle bu, fiziksel özgürlüklere imkân açan, ancak ideolojik ve örgütlenme özgürlüğüne şerh koyan bir çerçeve yasadır. İnsanların cezaevinden çıkması, soruşturma ve kovuşturmaların sona ermesi kuşkusuz son derece değerlidir. Ancak kalıcı barış, insanların yalnızca fiziksel olarak özgürleşmesiyle kurulamaz. Düşüncenin, sözün, örgütlenmenin ve demokratik siyasetin de özgürleşmesi gerekir. Barışın hukuku, güvenlik hukukunun başka araçlarla devamı değil, onun aşılması olmalıdır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapılacak hukuki düzenlemelerin eşit yurttaşlığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ve demokratik katılımı güçlendirmesini bekliyoruz. Barışın gerçek güvencesi yalnızca devlet kurumları değil, barışın toplumsallaşmasıdır” denildi.
‘ÖCALAN’IN MASADA ÖZGÜRCE VE DOĞRUDAN YER ALMASINI BEKLİYORUZ’
“Tüm bu süreçlerde tarafların masada eşit biçimde temsil edilmesi gerekir” vurgusunun yapıldığı açıklamada, “Sürecin yürütücü taraflarından biri olarak Abdullah Öcalan’ın da masada özgürce ve doğrudan yer almasını bekliyoruz. Kalıcı bir barış, taraflardan birinin özne, diğerinin yalnızca alınan kararların muhatabı olduğu bir yöntemle kurulamaz. Müzakere, karşılıklı tanıma ve siyasal muhataplık barışın asli koşullarıdır” çağrısı yer aldı.
ATILMASI GEREKEN ADIMLARI SIRALADI: ‘SAMİMİYET TESTİ OLACAK’
EFFP, atılması gerek adımları ise şöyle sıraladı:
Önümüzde çok değerli ve belki de kolay kolay yeniden elde edilemeyecek bir imkân var. Bu nedenle bu yasayı bir sonuç olarak değil, bir kapının açılması olarak görüyoruz. O kapıdan yalnızca silahsızlanmaya değil; özgür siyasete, eşit yurttaşlığa, örgütlenme özgürlüğüne ve demokratik bir Türkiye’ye doğru yürümeliyiz. Ve bunu ancak birlikte yapabiliriz. Çünkü barış yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Kürt halkının özgürleşmesiyle Türkiye’nin demokratikleşmesi birbirinden ayrı iki süreç değildir. Bugün önümüzde duran imkân, başta Kürt halkı olmak üzere bu ülkenin bütün demokrasi güçlerinin yıllardır verdiği mücadelenin, hepimiz için daha özgür ve demokratik bir hayatın yolunu açmasıdır.






