BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Mansur Yavaş’tan çerçeve yasa açıklaması:

'Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz'

Mansur Yavaş’tan çerçeve yasa açıklaması:

🎧 Haberi dinle0:00 / –:–

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, TBMM’de görüşülmesi beklenen çerçeve yasaya ilişkin yaptığı açıklamada, kalıcı barışın yalnızca yasal düzenlemeyle sağlanamayacağını vurguladı. Yargı bağımsızlığı ve toplumsal mutabakat vurgusu yapan Yavaş, sürecin açık ve şeffaf biçimde Meclis çatısı altında yürütülmesi gerektiğini söyledi.

HABER MERKEZİ – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yarın TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa”ya ilişkin açıklama yaptı.

Yavaş, Kürt meselesi dahil Türkiye’nin sorunlarının demokratik yollarla çözülebileceğini belirtirken, kalıcı barış için yalnızca yasal düzenlemenin yeterli olmayacağını vurguladı. Yargı bağımsızlığı, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, seçilmişlerin iradesinin korunması ve toplumsal mutabakat çağrısı yapan Yavaş, “Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir” ifadelerini kullandı.

Yavaş’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklaması şöyle:

דTürkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?

Barışa kim karşı çıkabilir?

Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?

Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.

Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.

CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.

Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.

AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.

Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:

Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.

Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.

Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.

Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.

Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.

Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.

Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.

Millet bu ülkenin sahibidir.

Bu nedenle yapılması gereken bellidir:

Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.

Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.

Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.

Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.

Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.

Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.

Son cümle olarak şunu söylemek isterim:

Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.”

Yeni Parti’den çerçeve yasa için ek görüş: ‘Koşullara bağlayıp belirsizleştiren yaklaşım yerinde değildir’

Benzer Haberler

Meclis’te tarihi gün

Çerçeve yasa görüşmeleri Genel Kurul'da başladı

Soruşturmada 19 kişi tutuklanmıştı

Adalet Bakanı Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesiyle görüşecek

MKM’den Duman grubuna tepki

‘Kurt dumanlı havayı sever’ 

EFFP ‘atılması gereken adımları’ sıraladı:

Yasayı bir sonuç olarak değil, bir kapının açılması olarak görüyoruz

Kılıçdaroğlu’dan çerçeve yasa mesajı:

‘Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz’

Mansur Yavaş’tan çerçeve yasa açıklaması:

'Gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz'