MEB genelgesinde öğrencilerin “Anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi” ile “kardeşlik hukuku” temelinde yetiştirilmesi isteniyor.
HABER MERKEZİ – Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim öğretim yılında okullarda uygulanacak çalışmalara ilişkin genelgeyi 81 ile gönderdi. Bakan Yusuf Tekin’in imzasını taşıyan genelgede, Meclis’te kabul edilerek Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında belirlenen yaklaşımın eğitim süreçlerine de yansıtılacağı belirtildi.
Genelgede, söz konusu kanunla ortaya konulan “milli duruşun”, Bakanlığın “tavizsiz en temel önceliklerinden biri” olacağı ve eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedefleri arasında yer alacağı ifade edildi.
T24’ün Anadolu Ajansı’na dayandırdığı haberine göre, MEB, yeni dönemde öğrencilerin “anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde” yetiştirilmesini istedi. Genelgede öğrencilerin milli birlik ve beraberlik, vatan ve “kardeşlik hukuku” konusunda bilinç kazanmalarına yönelik çalışmalar yapılması öngörüldü.
Böylece hükümetin “çözüm süreci” kapsamında attığı siyasi adımların ardından hazırlanan yeni yasal çerçeve, eğitim alanındaki yıllık programın da bir parçası haline getirildi.
Okullarda yıl boyunca yapılacak etkinliklerde toplumsal bütünleşme ve milli birlik vurgusunun öne çıkarılması planlanıyor.
EĞİTİM YILI 14 EYLÜL’DE BAŞLAYACAK
Genelge yalnızca toplumsal bütünleşmeye ilişkin düzenlemeleri kapsamıyor.
2026-2027 eğitim öğretim yılında MEB’e bağlı resmi ve özel okul ve kurumlarda yürütülecek iş ve işlemlere ilişkin çeşitli esaslar da belgede sıralanıyor.
Yeni eğitim öğretim yılı 14 Eylül Pazartesi günü başlayacak.
MEB’in genelgesinde kullanılan “milli duruş” ifadesi, Meclis’te kabul edilen yeni yasanın eğitim politikasıyla ilişkilendirilmesi açısından dikkat çekiyor.
Yasa, hükümet tarafından toplumsal bütünleşme ve demokratikleşme sürecinin hukuki çerçevesinin oluşturulması amacıyla hazırlanmıştı.
Genelgeyle birlikte bu siyasi çerçevenin yalnızca mevzuat ve kamu yönetimi alanında değil, öğrencilere yönelik eğitim ve okul faaliyetlerinde de karşılık bulması öngörülüyor.







