4 Kasım 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Volkan Yaraşır Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa kalkıştır. Bireysel bir reddediş bile muazzam bir kafa tutmayı ve potansiyel olarak kolektif bir pratiği besler. Reddin gücü başlangıçta belki kendini ruhta ve bilinçte oluşan “artık yeter” ya da “bir şey yapmalı” duygusuyla gösterir ama ezber bozucudur ve iktidarın otoritesini parçalayan eylemlerin önünü açar.

Volkan YARAŞIR

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa kalkıştır.  Bireysel bir reddediş bile muazzam bir kafa tutmayı ve potansiyel olarak kolektif bir pratiği besler. Reddin gücü başlangıçta belki kendini ruhta ve bilinçte oluşan “artık yeter” ya da “bir şey yapmalı” duygusuyla gösterir ama ezber bozucudur ve iktidarın otoritesini parçalayan eylemlerin önünü açar. Eylem ve ayağa kalkış kölenin bilincini ve ruhunu silahlandır. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Efendi, Hegel’in ifadesiyle iki olgudan dolayı köle üzerinde hegemonyasını inşa eder: Korku ve çalışma… Korku da temelde iki eksende kendini dışavurur: Ölüm korkusu ve efendinin gücünün kölede uyandırdığı korku. Aynı korku kölenin efendinin hizmetinde ölümüne çalışmasına yol açar.  Bu dilemma birbirini besler. Kırbaç ve korku efendinin en önemli silahlarıdır. Kırbaç çalıştırır, korku riayet ettirir. Efendi korku yayarak ya da korkuyu  örgütleyerek varlığını inşa eder. Tarih boyunca efendiler ya da egemenler farklı korku rejimleri inşa ederek bilinç ve bedenleri sömürgeleştirmiştir.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Anasayfa