Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1116’ncı haftasında 1993’te Cizre’de kaybedilen Nadir Nayci’nin akıbetinin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ – Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1116’ncı haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 1993 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde gözaltında kaybedilen Nadir Nayci’nin akıbeti soruldu.
Açıklamayı Cumartesi Annesi İkbal Eren okudu.
‘İNSANLARIN MAZARLARININ BULUNMADIĞI YERDE TOPLUMSAL BARIŞTAN SÖZ EDİLEMEZ’
İkbal Eren, “1116 haftadır ısrarla altını çiziyoruz. Gözaltında kaybetme yalnızca bir insanın yaşamdan koparılması değildir. Geride kalan ailenin de uzun yıllar süren bir belirsizlik, mezarsızlık ve adaletsizlik içinde bırakılmasıdır. İnsanların akıbetlerinin bilinmediği, mezarlarının bulunmadığı bir yerde toplumsal barıştan ve adaletten söz edilemez” dedi.
Cizre’de at arabacılığı yapan 65 yaşındaki Nadir Nayci’nin 1993 yılında Aşağıçeşme Köyü’ndeki akrabalarına atlarından birini götürmek üzere evden çıktığını belirten İkbal Eren, kendisinden bir daha haber alınamadığını söyledi. Nadir Nayci’nin ertesi sabah atının tek başına eve döndüğünü aktaran Eren, ailenin yaptığı araştırmada Nayci’nin Aşağıçeşme Köyü’ne hiç ulaşmadığını öğrendiklerini belirterek, şunları dile getirdi:
“Nadir Nayci’nin Aşağıçeşme’ye ulaşmak için Kuştepe köyünden geçmesi gerekiyordu. O dönem Kuştepe, bölge halkı tarafından JİTEM destekli Hizbullah’ın infaz mekânı olarak biliniyordu. Köy, tank taburunun hemen önündeydi ve taburdan rahatlıkla görülebilecek bir konumdaydı. Bölgede Kuştepe’ye götürülenlerin bir daha geri dönmediği konuşuluyordu. Nadir Nayci’nin oğlu Ramazan Nayci, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Cemal Temizöz’e giderek babasının kaybolduğunu anlattı. Babasının Kuştepe’de alıkonulduğundan emin olduğunu söyleyerek onu aramak için köye asker gönderilmesini istedi. Temizöz ise bu talebi karşılamadı. Ramazan Nayci’ye, ‘Çok istiyorsan kendin git, ara’ dedi. Ayrıca babasının dağa çıkmış olabileceğini de söyledi.”
‘ÖLÜMEVLERİ’ VE KEMİKLER BULUNDU
Nadir Nayci’nin ailesinin korku ve baskı nedeniyle uzun süre savcılığa başvuramadığını anımsatan İkbal Eren, ilk başvurunun 2004 yılında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapıldığını ve soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını söyledi. 2009 yılında Kuştepe köyünde ölüm evleri ve kemiklerin bulunmasının ardından ailenin yeniden başvurduğunu aktaran İkbal Eren, “Ramazan Nayci, kemiklerin babasına ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla DNA karşılaştırması yapılmasını istedi. Ancak 2009/432 sayılı dosyada da aile açısından sonuç değişmedi” dedi.
Nadir Nayci’nin kaybedilmesine ilişkin önemli bir tanıklığa da dikkat çeken İkbal Eren, “İtirafçı sanık Mehmet Nuri Binzet, Cizre JİTEM davasında verdiği ifadede Nadir Nayci’nin Hizbullahçılar tarafından gözaltına alındığını, Cizre Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atak’ın, Nayci’nin öldürülmesi yönünde emir verdiğini söyledi” ifadelerini kullandı.
VAZGEÇMEYECEĞİZ: NADİR NAYCİ NEREDE?
33 yıl sonra hala aynı soruları sorduklarını belirten İkbal Eren “Nadir Nayci nerede? Nadir Nayci’nin kaybedilmesine ilişkin iddialar neden etkin biçimde soruşturulmadı? Kuştepe’de bulunan kemiklerin DNA karşılaştırılması neden sonuçlandırılmadı? Tanık anlatımları neden gereği gibi araştırılmadı?” diye sordu.
Kaybedilişinin 33’üncü yılında taleplerinin açık olduğunu vurgulayan Eren, “Nadir Nayci’nin akıbeti açığa çıkarılsın; kaybedilmesinden sorumlu olanlar tespit edilsin ve etkili bir soruşturma yürütülerek adalet sağlansın” dedi. İkbal Eren, “Kaç yıl geçerse geçsin; Nadir Nayci için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
NAYCİ’NİN OĞLU CEZAEVİNDEN MEKTUP GÖNDERDİ
Açıklamanın ardından Nadir Nayci’nin oğlu Ramazan Nayci’nin cezaevinden gönderdiği mektup okundu. Mektupta şu ifadelere yer verildi:
“1993 yılında Cizre’de kaybedilen Nadir Nayci’nin oğluyum. Babamın kaybedilmesinin üzerinden 33 yıl geçti. Tam 33 yıldır ondan bir haber bekliyorum. Bir mezarımız olmadığı için bu bekleyiş hiç bitmiyor. Her gün babam çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum. Artık bu belirsizlikle yaşamak istemiyoruz. Babam kaybedildiğinde Cizre İlçe Jandarma Komutanı ve JİTEM Grup Komutanı olan Cemal Temizöz’ün yanına gittik. Babamın Kuştepe’de tutulduğunu bildiğimizi söyledik. ‘Bu bölge sizin kontrolünüzde. Bize yardım edin, babamı bulun’ dedik. Ama bize yardım edilmedi.
Aradan 33 yıl geçti. Babamı bulmak için devletten hiçbir yardım görmedik. Biz devletten yıllardır çok şey istemiyoruz. Sadece babamızın nerede olduğunu bilmek istiyoruz. Kemiklerinin bize verilmesini ve onu kendi ellerimizle toprağa vermeyi istiyoruz.
Buradan Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum: Yeter artık bu zulme son verin. 33 yıldır babamızın mezarını arıyoruz. Artık bu bekleyiş bitsin. Babamın mezarını bize verin. Başka hiçbir şey istemiyoruz. Nadir Nayci’nin nerede olduğunu bilmek, onun mezarına ulaşmak ailesi olarak bizim en temel hakkımızdır. Bir evladın 33 yıl boyunca babasının akıbetini bilmeden yaşaması kabul edilemez.
Nadir Nayci’nin mezarı nerede? Bu soru 33 yıldır cevapsız bırakıldı. Hakikat ve mezar hakkımız 33 yıldır ertelendi. Bu, devletin bize 33 yıldır ödemediği bir adalet borcudur. Artık beklemek istemiyoruz. Babamın mezarını istiyoruz.”
Açıklamanın ardından meydana karanfiller bırakıldı.







