4 Kasım 2026 Nûmedya24
Köşe Yazısı

Bin kilometrelik yolun ilk adımı

Müslüm Yücel Öcalan’ın 2 Ağustos 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla kamuoyuna aktarılan mesajı, sıradan bir siyasi açıklama olmaktan öte, Türkiye’nin yüzyıllık bir sorununu ve cumhuriyetin kendi kendini yenileme imkânını felsefi bir dilde yeniden çerçeveleyen bir metindir.

Müslüm YÜCEL

Öcalan’ın 2 Ağustos 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla kamuoyuna aktarılan mesajı, sıradan bir siyasi açıklama olmaktan öte, Türkiye’nin yüzyıllık bir sorununu ve cumhuriyetin kendi kendini yenileme imkânını felsefi bir dilde yeniden çerçeveleyen bir metindir. “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” özdeyişiyle açılan bu bildiri, hem güncel siyasetin pragmatik gerilimlerini hem de siyaset felsefesinin klasik sorularını –meşruiyet, kurucu eylem, barışın niteliği ve ortak yaşamın imkânı– bir araya getirir.

Metnin en çarpıcı iddiası, çıkarılacak çerçeve yasayı “en az Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı” olarak tanımlamasıdır. Burada Hannah Arendt’in “kurucu eylem” kavramı belirleyici bir anahtar işlevindedir. Arendt’e göre siyasal özgürlük, yalnızca mevcut düzen içinde hareket etmekle değil, yeni bir ortak dünyanın kurulmasıyla ortaya çıkar. 1923, Türk siyasal düşüncesinde böyle bir kurucu an olarak anılır: büyük emek, fedakârlık ve irade ile yeni bir siyasal formun inşası. Öcalan, bu anı inkâr etmek yerine onu “Demokratik Cumhuriyet” yönünde tamamlamayı önerir. Böylece cumhuriyet, tamamlanmış bir miras olmaktan çıkıp, hâlâ sürmekte olan bir proje hâline gelir.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

İlgili Haberler

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Faik Bulut yazdı

Çakal Carlos: Dünyanın en ünlü militanının paralı askere dönüşünün hikâyesi (1)

Çakal Carlos’un “devrim adına” yapıp ettiklerinden çıkarılacak en büyük ders bence şudur: İster bireysel isterse grup halinde olsun; öncü vuruşlara dayalı kitlesiz şiddet, halktan kopuk silahlı eylemler ve bilhassa dogmatizme dayalı radikalizm en masum militanları bile asıl amacından saptırıp devletlerarası büyük güçlerin oyuncağı, kiralık katili, paralı askeri, vurucu gücü haline getirmektedir. Varılan sonuç çoğu zaman hüsrandır ve halkın menfaatlerine aykırıdır.

Ercan Jan Aktaş yazdı

Gençliğin haysiyet isyanı

Belki de bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen bu gençlik hareketlerinin en önemli ortaklığı, yalnızca mevcut düzene karşı çıkmaları değil, başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair inancı yeniden yeşertmeleridir. Gençler, kendilerine miras bırakılan eşitsizlikleri, savaşları, ekolojik yıkımı, göçmen ve yabancılara karşı nefreti, güvencesizliği ve iktidar ilişkilerini kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmiyorlar. Kendi yaşamlarının seyircisi olmayı reddederek sözün, kararın ve ortak geleceğin öznesi olmak istiyorlar. Bu nedenle mesele yalnızca bir kuşağın öfkesi ya da geçici bir protesto dalgası değildir. Bütün bu gelişmeleri  siyasetin, toplumsal ilişkilerin ve birlikte yaşama kültürünün yeniden kurulmasına yönelik tarihsel bir arayış olarak da okumak mümkündür.

Akın Olgun yazdı

Demirtaş ve tarihin şahitliği

10 yıldır yazan, üreten, anlatan bir Demirtaş gerçekliği var. Tarihi kendine şahit yazan tüm liderler gibi o da notlar düşüyor bugünden yarına. İçeriden dışarıya konuşanların, dışarıdan içeriye seslenenlerden daha derin, daha donanımlı olmasının nedeni, sanıldığı gibi düşünmeye çok vakit bulmalarından değil, düşünmenin ve üretmenin ayakta kalmanın tek yolu olduğunu bilmelerindendir. Duvarları aşan hayalin, aklın izleri bu yüzden edebiyata, sanata, siyasete çok güçlü şekilde akar.

Anasayfa