BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Yemen’de çatışmalar sürüyor

Mısır da Suudi Arabistan’a destek sunmaya hazır

Yemen’de çatışmalar sürüyor
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Yemen’de İran destekli Husilere karşı hükümet güçlerine destek veren ve bu nedenle Husilerin saldırılarına maruz kalan Suudi Arabistan’a Mısır’dan da güçlü bir destek geldi. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, askeri destek sunmaya hazır olduklarını duyurdu. Bu, Mısır’ın İran’daki savaş süresince ilk kez bölgesel gerilime doğrudan dahil olması demek.

HABER MERKEZİ – ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş düşük gerilimle devam ediyor ve savaşın sonlandırılmasına yönelik diplomatik girişimler belirsizliğini koruyor. Savaşın bir diğer cephesi olarak öne çıkan Yemen’de ise çatışmalar sürüyor.

Husilerin, Yemen’in güneyindeki Şebve vilayetinde bulunan El-Alam askeri kampına balistik füzelerle saldırı düzenlediği bildirildi. Yemen hükümetine bağlı güçlerin eğitim gördüğü kaydedilen kampa yönelik saldırıda 50’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 200 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb | Husiler boğazda: ABD-İran savaşında dengeler sarsıldı

Yemen’de İran destekli Husi militanları, Temmuz ayında yeniden tırmanan çatışmaların ardından Suudi Arabistan destekli Yemen hükümetine karşı Kızıldeniz kıyılarında başarı gösterdi ve 10 Eylül’de küresel ticaret ve petrol ihracatı açısından kritik önemde olan Babu’l Mendeb Boğazı’nın kontrolünü ele geçirdi.

Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti, yaklaşık bir ay aradan sonra, 5 Ekim’de Babu’l Mendeb Boğazı ile kıyı kentlerinin kontrolünü yeniden sağlamak için karşı saldırılara başladı. İki gün süren sert çatışmaların ardından Suudi destekli Yemen hükümeti boğazın ve boğaz kıyısındaki Mucha dahil bazı kritik kentlerin kontrolünü Husilerden geri aldı.

Boğazın Suudi destekli hükümet güçlerinin eline geçmesi, Yemen’deki savaşın gidişatı açısından önemli olsa da, Husilerin oluşturduğu kaydedilen tehlikenin bertaraf edildiği anlamına gelmiyor. Husilerin esas konumlandığı bölgeler başkent Sana ve boğazdan daha kuzeyde bulunan Hudeyde kenti civarı oluyor. Özellikle Yemen’deki dağlık bölgelerin Husilerin kontrolü altında olması Kızıldeniz kıyılarındaki varlığı boğazdaki gemi geçişlerini etkiliyor. Husiler, boğazın girişini kontrol etmedikleri halde 2015’ten sonra özellikle füze ve insansız hava araçları vesilesiyle boğazdaki gemi geçişlerinde ciddi düzeyde engel oluşturabildi. Bu da, Yemen hükümeti Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etse bile, Suudi Arabistan ile Husiler arasında gerilimin devam edeceğini gösteriyor.

Nitekim son günlerde Husi milisleri, Riyad’ın uluslararası havaalanı ile devlet petrol şirketi Aramco’ya yönelik çeşitli saldırılar düzenliyor.

SUUDİ ARABİSTAN’IN YENİ İTTİFAK ARAYIŞLARI: TÜRKİYE, PAKİSTAN VE SURİYE İHTİMALLERİ

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilim Yemen’de 2014’te başlayan iç savaştan sonra başladı. İran destekli Husiler, başkent Sana dahil Yemen’in Batı ve kuzey yakasını kontrol altına alınca Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu güneydeki Aden kentine konuşlanan Yemen hükümetine destek verdi ve Husilere yönelik hava saldırılarına başladı. Bu savaş on binlerce kişinin ölümüne ve göç etmesine yol açtı, 2022’den sonra ise Suudi Arabistan ile Husiler arasında görüşmeler başladı. Herhangi bir ateşkes veya çözüm ortaya çıkmadı, ancak taraflar arasında sahada gerilim azaldı ve bu fiili ateşkes durumu 28 Şubat 2026’da İran’da başlayan savaşa kadar sürdü. Temmuz 2026’dan sonra ise Husiler İran’a destek amacıyla daha aktif şekilde Babu’l Mendeb Boğazı civarında hareket geçti; bu durum, Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile çatışmaların yeniden başlamasına yol açtı.

Son bir ayda, İran’ın savaşta koz olarak kullandığı Hürmüz Boğazı gibi petrol ticareti açısından kritik önemde olan Babu’l Mendeb Boğazı’nın kontorol üzerine şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Son olarak boğazın kontrolü Suudi destekli Yemen hükümetine geçti.

Suudi Arabistan’ın Husilerle baş edebilmek için yeni arayışlara girdiği kaydediliyor. Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan ile 7 Ağustos’ta imzaladığı Mekke Anlaşması da bu arayışın bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Anlaşma kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları 5 Ekim’de Riyad’da bir araya geldi. Yapılan ortak açıklamada, Yemen’deki gelişmeler nedeniyle askeri kuvvetlerin Suudi Arabistan’a sevkine onay verildiği duyuruldu. Ancak Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderebilmesi için Mekke Anlaşması’nın Meclis’te onaylaması ve bir askeri tezkereyi de Meclis’ten geçirmesi gerekiyor. Bu sürecin nasıl olacağı belirsizliğini koruyor. Ancak Pakistan, halihazırda Suudi Arabistan’a asker konuşlandıracağını ve zaten hava gücüyle destek sunduğunu duyurdu.

Türkiye, Pakistan, S. Arabistan toplantısı | Askeri kuvvetlerin S. Arabistan’a sevkine onay

Suudi Arabistan ile Suriye arasındaki görüşmeler de dikkat çeken bir diğer gelişme oluyor. Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara 6 Ekim’de Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile görüştü. Bu görüşmede Suriye’nin Suudi Arabistan’a olası askeri desteğinin konuşulduğu ileri sürülüyor.

Reuters haber ajansı, Şara ile Salman’ın görüşmesinde Suriye’nin askeri desteğinin gündeme geldiğini iddia etti. Ajansa konuşan ABD’li ve Suriyeli yetkililere göre, Suriye, Yemen’de İran destekli Husi milislerine karşı kilit müttefiki Suudi Arabistan’a askeri yardım sağlamayı dikkatle değerlendiriyor. Suriye hükümeti bu konudaki iddiaları reddediyor, ancak iki ülke arasında olası bir işbirliğinin mümkün olma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.

Yabancı cihadistler yine gündemde | ‘S. Arabistan Yemen için Suriye’den asker istedi’

MISIR’DAN SUUDİ ARABİSTAN’A DESTEK: İRAN’DAKİ SAVAŞ SÜRESİNCE BİR İLK

Suudi Arabistan’a destek veren bir diğer ülke Mısır oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi, Suudi Arabistan krallığının destek talep etmesi halinde ülkesinin Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını savunması için ihtiyaç duyduğu desteği sağlamaya hazır olduğunu açıkladı. Bunun üzerine Mısır parlamentosu olası bir askeri desteği mümkün kılan yetkiyi vermek için oturumlara başladı. Oturum devam ediyor ve söz konusu yetkinin verilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Bu adım, Arap dünyasının en kalabalık ülkesi olan Mısır’ın Şubat ayında ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırısının tetiklediği ve giderek genişleyen çatışmalara doğrudan askeri müdahaleye dahil olabileceğini gösteriyor.

Mısır da, diğer Körfez ülkeleri gibi uzun süredir ABD’nin müttefiği. Bununla birlikte Mısır, sekizinci ayında devam eden İran’daki savaş konusunda doğrudan taraf olmaktan kaçındı ve Mısırlı yetkililer dengeli bir siyaset izlemeye özen gösterdi. Ancak İran destekli Husilerin Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babu’l Mendeb’e saldırması sonrasında Mısırlı yetkililer tutumlarını gittikçe sertleştirdi ve Sisi’nin son açıklaması, Mısır’ın da ABD ve ortaklarının yanında daha aktif bir konum alabileceğini gösteriyor. Kızıldeniz kuzeyden Mısır’daki Süveyş kanalı üzerinden Akdeniz’e bağlanıyor ve küresel ticaret açısından önemli bir güzergahı ifade ediyor.

Reuters haber ajansının haberine göre, Mısır’ın ekonomik istikrarı uzun zamandır petrol üreten Körfez ülkeleriyle bağlantılı. Orada çalışan Mısırlı işçilerin gönderdiği dövizler, gıda ve yakıt fiyatlarındaki artışın da etkisiyle çift haneli enflasyonun yaşandığı bir dönemde, aileleri için önemli bir döviz ve gelir kaynağı oluyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, ordunun 2013’te Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerinden Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirmesinden bu yana Sisi’nin en önemli mali destekçileri arasında yer alarak on milyarlarca dolar yardım, merkez bankası mevduatı ve yatırım sağladı.

Nitekim Sisi, Suudi Arabistan’a verecekleri destek ile ilgili konuşmasında, “Körfez ülkelerindeki kardeşlerimizin o dönemde Mısır’ın yanında nasıl durduklarını asla unutamayız” dedi.

MISIR’IN ASKERİ GÜCÜ

Reuters’ın paylaştığı bilgilere göre, Mısır, yüz binlerce aktif personeli ve geniş hava, kara ve deniz envanteriyle Arap dünyasının en büyük silahlı kuvvetlerinden birine sahip. Mısır, ekipmanını çeşitli ülkelerden temin ediyor ve hava kuvvetleri ABD yapımı F-16’lar, Fransız Rafale’ler ve Rus yapımı MiG-29’lar kullanıyor.

Mısır, ABD’den yılda yaklaşık 1,3 milyar dolar askeri yardım alıyor ve bu yardım, Amerikan askeri teçhizatının satın alınmasına yardımcı oluyor. Washington, İran savaşı başladığından beri Kahire’nin “yararlı rolü” olarak nitelendirdiği durumun ardından, bu yıl fonların bir bölümü için insan hakları şartlarından feragat etti.

2011’de Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i deviren ayaklanmanın ardından geçen yıllarda, silahlı kuvvetler Sina Yarımadası’ndaki İslamcı militanlara karşı bir isyan bastırma kampanyası yürüttü. Mısır ayrıca 2015’te Yemen’e müdahale eden Suudi liderliğindeki koalisyona hava ve deniz kuvvetleriyle destek verdi ve Libya’daki iç savaş sırasında IŞİD hedeflerine karşı hava saldırıları düzenledi.

Mısır, 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana, Irak güçlerini Kuveyt’ten çıkarmak için ABD liderliğindeki koalisyona katıldığından beri, büyük ölçekli bir kara askeri konuşlandırması gerçekleştirmedi. Bundan yaklaşık otuz yıl önce, Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, daha sonra ABD’nin Vietnam Savaşı’ndaki müdahalesiyle kıyaslanabilecek maliyetli bir müdahaleyle Mısır güçlerini Yemen’e göndermişti.

×

HÜRMÜZ VE BABU’L MENDEB BOĞAZLARINDA KRİZ SÜRÜYOR

Suudi Arabistan, Eylül ayı başından bu yana Yemen’de yeniden tırmanan gerilimle karşı karşıya. Yemen’deki hükümet güçlerine destek veren Suudi Arabistan, İran destekli Husilerin petrol ihracatı için kritik önemdeki Babu’l Mendeb Boğazı’na yönelik kontrol çabalarına karşı çıkıyor ve Yemen hükümet güçlerinin Husilere yönelik devam eden saldırılarına hava desteği sunuyor. Husiler ise son günlerde başta başkent Riyad olmak üzere Suudi Arabistan’taki kritik hedeflere yönelik insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırılar düzenliyor.

Husiler boğazı kaybetti: Çatışmalar sürüyor

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim ve tıkanma, Körfez ülkelerini doğrudan etkiliyor. Büyük ölçüde ekonomileri petrol ticaretine bağlı olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Irak, İran’daki savaş süresince önemli kayıplar yaşadı ve kayıpları sürüyor.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndan ihraç edemediği petrolü yarımadanın batı yakasındaki limanlar üzerinden piyasaya sürmeye çalıştı.

“Doğu-Batı Boru Hattı” olarak da bilinen 1.200 km uzunluğundaki Petroline hattı üzerinden Suudi Arabistan ham petrolü Körfez’in doğu kıyısındaki Abkayk’tan alarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. İran’daki savaştan sonra Mart ayı sonları itibarıyla hattın günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaştığı belirtiliyor. Bu miktar savaştan önce Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’ndan günlük gerçekleştirdiği sevkiyata denk gelse de, hem doğu-batı hattında ortaya çıkan yeni maliyet hem de Kızıldeniz’deki risk faktörleri dolayısıyla kayıpları dengelemekten uzak görünüyor.

Suudi Arabistan’ın bu rotadaki ana güzergahı Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan Babu’l Mendeb Boğazı. Ancak bu kez 2015’ten beri Suudi Arabistan ile gerilimli ilişkilere sahip olan Yemen’deki İran yanlısı Husiler devreye girdi ve Temmuz ayından bu yana İran ile birlikte Hürmüz stratejisini Babu’l Mendeb’te de devreye koymaya başladı.

Babu’l Mendeb Boğazı, Yemen ile Somaliland, Cibuti ve Eritre arasında yer alıyor. Basra Körfezi’nden çıkan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaştığı ana güzergâhlardan biri. Bu nedenle küresel enerji ticaretinde kritik bir geçiş noktası olarak görülüyor.

‘En güçlü stratejik koz ve son büyük rezerv’ | Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Topyekün savaşa dönüş mü?

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndaki krizden sonra önemli ölçüde petrol ihracatını Babu’l Mendeb üzerinden gerçekleştiriyordu. Küresel petrol ihracatının yüzde 7’si ve Suudi Arabistan’ın ise petrol ihracatının yüzde 70’nin gerçekleştiği Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki yeni kriz, hem İran’daki savaşta yeni bir cephenin açılması hem de küresel petrol krizinin derinleşmesi anlamına geliyor.

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Somaliland ve Eritre daha da ‘kıymetli’

Benzer Haberler

Fon kriziyle gündemdeydiler

SPK başkanı istifa etti, Maliye Bakanı yardımcısı emekliliğe ayrıldı

Kayyum yönetimindeki Van’dan atama yapıldı

Esenyurt Belediyesi kayyumu görevden alındı

Merz hükümetinden yeni adım:

Göçmenler için Almanca dil sınavı zorlaştırılıyor

Bilanço ortaya çıktı: 10 bin lira ödeme yapılacak

İstanbul'da sel felaketinde can kaybı 8'e yükseldi

Kayyum yönetimindeki Van’dan atama yapıldı

Esenyurt Belediyesi kayyumu görevden alındı

‘Suriye’den güzel haberler geliyor’

Erdoğan: Lakin İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor

DEM Parti’den Kurtulmuş’a İzleme Kurulu çağrısı

Özel: Kayyumlar, AİHM-AYM kararları, hâlen hiçbir adım yok

Anadil için adım: Bakanlığa başvuru yapılacak

DEM Partili belediyelere genelge gönderildi