BIG_TP
Bluesky Social Icon
Gerçeğe yeni ses
Nûmedya24

Yabancı cihadistler yine gündemde

'S. Arabistan Yemen için Suriye’den asker istedi'

Yabancı cihadistler yine gündemde
🎧 Haberi dinle0:00 / --:--

Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi destekli hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Husilerle baş etmek isteyen Suudi Arabistan’ın yeni askeri ittifaklar oluşturmaya çalıştığı ve Suriye’den de asker istediği ileri sürüldü. İddia Reuters ve Axios’a ait. Şara’nın Muhammed bin Salman’ın talebine olumlu yaklaştığı belirtilse de, belirsizlikler var.

HABER MERKEZİ –  ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş düşük gerilimle devam ediyor ve savaşın sonlandırılmasına yönelik diplomatik girişimler belirsizliğini koruyor. Savaşın bir diğer cephesi olarak öne çıkan Yemen’de ise çatışmalar yeniden şiddetlenmiş durumda ve odakta Babu’l Mendeb Boğazı bulunuyor.

Husiler boğazı kaybetti: Çatışmalar sürüyor

Yemen’de İran destekli Husi militanları, Temmuz ayında yeniden tırmanan çatışmaların ardından Suudi Arabistan destekli Yemen hükümetine karşı Kızıldeniz kıyılarında başarı gösterdi ve 10 Eylül’de küresel ticaret ve petrol ihracatı açısından kritik önemde olan Babu’l Mendeb Boğazı’nın kontrolünü ele geçirdi.

Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti, yaklaşık bir ay aradan sonra, 5 Ekim’de Babu’l Mendeb Boğazı ile kıyı kentlerinin kontrolünü yeniden sağlamak için karşı saldırılara başladı. İki gün süren sert çatışmaların ardından Suudi destekli Yemen hükümeti boğazın ve boğaz kıyısındaki Mucha dahil bazı kritik kentlerin kontrolünü Husilerden geri aldı.

Boğazın Suudi destekli hükümet güçlerinin eline geçmesi, Yemen’deki savaşın gidişatı açısından önemli olsa da, Husilerin oluşturduğu kaydedilen tehlikenin bertaraf edildiği anlamına gelmiyor. Husilerin esas konumlandığı bölgeler başkent Sana ve boğazdan daha kuzeyde bulunan Hudeyde kenti civarı oluyor. Özellikle Yemen’deki dağlık bölgelerin Husilerin kontrolü altında olması Kızıldeniz kıyılarındaki varlığı boğazdaki gemi geçişlerini etkiliyor. Husiler, boğazın girişini kontrol etmedikleri halde 2015’ten sonra özellikle füze ve insansız hava araçları vesilesiyle boğazdaki gemi geçişlerinde ciddi düzeyde engel oluşturabildi. Bu da, Yemen hükümeti Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etse bile, Suudi Arabistan ile Husiler arasında gerilimin devam edeceğini gösteriyor.

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb | Husiler boğazda: ABD-İran savaşında dengeler sarsıldı

SUUDİ ARABİSTAN’IN YENİ İTTİFAK ARAYIŞLARI: TÜRKİYE, PAKİSTAN VE SURİYE İHTİMALLERİ

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilim Yemen’de 2014’te başlayan iç savaştan sonra başladı. İran destekli Husiler, başkent Sana dahil Yemen’in Batı ve kuzey yakasını kontrol altına alınca Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu güneydeki Aden kentine konuşlanan Yemen hükümetine destek verdi ve Husilere yönelik hava saldırılarına başladı. Bu savaş on binlerce kişinin ölümüne ve göç etmesine yol açtı, 2022’den sonra ise Suudi Arabistan ile Husiler arasında görüşmeler başladı. Herhangi bir ateşkes veya çözüm ortaya çıkmadı, ancak taraflar arasında sahada gerilim azaldı ve bu fiili ateşkes durumu 28 Şubat 2026’da İran’da başlayan savaşa kadar sürdü. Temmuz 2026’dan sonra ise Husiler İran’a destek amacıyla daha aktif şekilde Babu’l Mendeb Boğazı civarında hareket geçti; bu durum, Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile çatışmaların yeniden başlamasına yol açtı.

Son bir ayda, İran’ın savaşta koz olarak kullandığı Hürmüz Boğazı gibi petrol ticareti açısından kritik önemde olan Babu’l Mendeb Boğazı’nın kontorol üzerine şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Son olarak boğazın kontrolü Suudi destekli Yemen hükümetine geçti.

Suudi Arabistan’ın Husilerle baş edebilmek için yeni arayışlara girdiği kaydediliyor. Pakistan ve Türkiye ile imzaladığı Mekke Anlaşması bu yeni arayışın bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Son olarak Ağustos ayında imzalanan Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları 5 Ekim’de Riyad’da bir araya geldi. Yapılan ortak açıklamada, Yemen’deki gelişmeler nedeniyle askeri kuvvetlerin Suudi Arabistan’a sevkine onay verildiği duyuruldu. Ancak Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderebilmesi için Mekke Anlaşması’nın Meclis’te onaylaması ve bir askeri tezkereyi de Meclis’ten geçirmesi gerekiyor. Bu sürecin nasıl olacağı belirsizliğini koruyor ve bu da Türkiye ile Pakistan’ın Suudi Arabistan’daki gerilime dahil olup olmayacağına ilişkin soru işaretlerine yol açıyor.

Türkiye, Pakistan, S. Arabistan toplantısı | Askeri kuvvetlerin S. Arabistan’a sevkine onay

Suudi Arabistan ile Suriye arasındaki görüşmeler de dikkat çeken bir diğer gelişme oluyor. Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara 6 Ekim’de Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ile görüştü. Bu görüşmede Suriye’nin Suudi Arabistan’a olası askeri desteğinin konuşulduğu ileri sürülüyor.

REUTERS’A GÖRE, ŞARA SUUDİ ARABİSTAN’A ASKERİ YARDIMI DEĞERLENDİRİYOR

Reuters haber ajansı, Şara ile Salman’ın görüşmesinde Suriye’nin askeri desteğinin gündeme geldiğini iddia etti. Ajansa konuşan ABD’li ve Suriyeli yetkililere göre, Suriye, Yemen’de İran destekli Husi milislerine karşı kilit müttefiki Suudi Arabistan’a askeri yardım sağlamayı dikkatle değerlendiriyor.

ABD’li yetkili, Suudi Arabistan’ın Suriye’den Husi isyancılarıyla savaşmak üzere asker konuşlandırmasını istediğini söyledi. Suriyeli bir diplomat ise, Suriye’nin Husi saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın yanında sağlam bir şekilde durduğunu ancak hükümetin öncelikli odağının ülkedeki iç savaştan toparlanma gibi iç meseleler olduğunu söyledi. Diplomat, “Suudi Arabistan’ın herhangi bir askeri işbirliği veya uzmanlık alışverişi talebinde bulunması durumunda, bu yalnızca resmi kanallar aracılığıyla ve iki kardeş ülke arasındaki ilişkileri düzenleyen ikili anlaşmalar çerçevesinde gerçekleşecektir” dedi.

Reuters’a göre, Suriye iç savaşında eski lider Beşar Esad’a karşı savaşan cihadist muhalif gruplar, önceki yıllarda başta Libya’daki iç çatışma ve Rusya-Ukrayna savaşı olmak üzere diğer çatışmalar için paralı asker olarak görevlendirilmişti. Ancak Şam için, Suudi Arabistan cephesinde olası herhangi bir konuşlandırma riskler barındırıyor. Suriye hükümeti İran savaşı sonrasındaki gerilimlerden kaçınma siyasetini izliyor ve bu nedenle ABD Başkanı Donald Trump’ın Lübnan’daki İran destekli Hizbullah örgütüyle savaşmaları yönündeki teklife Şam hükümeti olumlu karşılık vermemişti.

Trump’tan İsrail’e: Bırak Hizbullah ile Suriye ilgilensin | Şara, Hizbullah ile çatışmaya girer mi?

Bununla birlikte Reuters’a göre, IŞİD ve El Kaide kökenli eski bir cihatçı olan Şara’nın, uluslararası meşruiyet kazanmasında belirleyici rol oynayan Suudi Arabistan ve Muhammed bin Salman’a ülkesinin desteğini göstermeye istekli olduğuna dikkat çekti.

Reuters’a konuşan ABD’li yetkili, Suudi Arabistan’ın Suriye’ye mali yardım sağladığını ve Suriye’nin destek göstermesinin bu yardımların artmasına yol açabileceğini söyledi. Londra’daki Royal United Services Institute’te kıdemli araştırmacı olan HA Hellyer ise şunları söylüyor:

“Yeni bir Suriye’nin, İslam dünyasının en kutsal yerlerine çok az sayıda savunma personeli göndermesi ve gelen insansız hava araçlarını etkisiz hale getirmek için teknik destek sağlaması, son derece olumlu ve sembolik bir adım olurdu. Ancak bunun ötesindeki her şey, özellikle Suriyeli askerlerin sahaya intikal etmesi söz konusu olduğunda, tamamen farklı bir durum olur ve Şam’ın Suriye’de odaklanması gereken öncelikler göz önüne alındığında bundan kaçınacağını düşünüyorum.”

AXIOS BİNLERCE CİHADİST ASKERİN GÖNDERİLEBİLECEĞİNİ İLERİ SÜRDÜ

Suriye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderebileceğine ilişkin bir iddia da ABD merkezli Axios haber portalından geldi. Habere göre, Suriye, Yemen’deki Husilerle savaşmak üzere, aralarında cihadist yabancı savaşçıların da bulunduğu 20 bine kadar asker gönderebilir.

Axios’un üç ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Riyad’daki görüşmede Şara’ya bu konuda baskı yaptığı ileri sürüldü ve bir yetkiliye göre de Şara’nın teklifi kabul etme ihtimali çok yüksek.

Axios’a göre, ABD Suudi Arabistan’ın Suriye’den yabancı paralı asker talebine karşı çıkmıyor; ayrıca söz konusu birliklerin Yemen cephesinde nasıl konuşlandırılacağı konusunda CENTCOM’a (ABD Merkez Komutanlığı) danışıldığı da ileri sürüldü.

SURİYE’DEN YALANLAMA

Bu arada Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşleri Danışmanı Ahmed Miwafaq Zedan, gündeme gelen iddialar üzerine sosyal medya hesabı üzerinden “Suriye’den Yemen’e asker gönderildiği yönündeki haberler asılsızdır, ülkelerinde izlenen politika yeni cepheler açmayı amaçlamamaktadır” açıklaması yaptı.

×

HÜRMÜZ VE BABU’L MENDEB BOĞAZLARINDA KRİZ SÜRÜYOR

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim ve tıkanma, Körfez ülkelerini doğrudan etkiliyor. Büyük ölçüde ekonomileri petrol ticaretine bağlı olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Irak, İran’daki savaş süresince önemli kayıplar yaşadı ve kayıpları sürüyor.

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndan ihraç edemediği petrolü yarımadanın batı yakasındaki limanlar üzerinden piyasaya sürmeye çalıştı.

“Doğu-Batı Boru Hattı” olarak da bilinen 1.200 km uzunluğundaki Petroline hattı üzerinden Suudi Arabistan ham petrolü Körfez’in doğu kıyısındaki Abkayk’tan alarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. İran’daki savaştan sonra Mart ayı sonları itibarıyla hattın günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaştığı belirtiliyor. Bu miktar savaştan önce Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’ndan günlük gerçekleştirdiği sevkiyata denk gelse de, hem doğu-batı hattında ortaya çıkan yeni maliyet hem de Kızıldeniz’deki risk faktörleri dolayısıyla kayıpları dengelemekten uzak görünüyor.

Suudi Arabistan’ın bu rotadaki ana güzergahı Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan Babu’l Mendeb Boğazı. Ancak bu kez 2015’ten beri Suudi Arabistan ile gerilimli ilişkilere sahip olan Yemen’deki İran yanlısı Husiler devreye girdi ve Temmuz ayından bu yana İran ile birlikte Hürmüz stratejisini Babu’l Mendeb’te de devreye koymaya başladı.

Babu’l Mendeb Boğazı, Yemen ile Somaliland, Cibuti ve Eritre arasında yer alıyor. Basra Körfezi’nden çıkan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaştığı ana güzergâhlardan biri. Bu nedenle küresel enerji ticaretinde kritik bir geçiş noktası olarak görülüyor.

‘En güçlü stratejik koz ve son büyük rezerv’ | Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Topyekün savaşa dönüş mü?

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’ndaki krizden sonra önemli ölçüde petrol ihracatını Babu’l Mendeb üzerinden gerçekleştiriyordu. Küresel petrol ihracatının yüzde 7’si ve Suudi Arabistan’ın ise petrol ihracatının yüzde 70’nin gerçekleştiği Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki yeni kriz, hem İran’daki savaşta yeni bir cephenin açılması hem de küresel petrol krizinin derinleşmesi anlamına geliyor.

Hürmüz’den sonra Babu’l Mendeb: Somaliland ve Eritre daha da ‘kıymetli’

Benzer Haberler

Fon soruşturması

Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi, AKP'den ihraç edildi

Enkaz altında kalanlar için çalışmalar sürüyor

İstanbul'da 7 katlı binanın 3 katı çöktü

‘Kent uzlaşısı’ davası: 2 kişiye 6 yıl 3’er ay ceza

Özgür Çelik: Kürtlerin temsili suçlama konusu yapıldı

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ifade verdi

'Fon' savunması: Yönlendirme olmadı, özel bilgi almadık

Suat Kılıç’tan açıklama

'Fatih Erbakan cumhurbaşkanlığı yarışına katılacak'

İzmir’de Cemil Tugay protestoları

Polis TOMA'larla barikat kurdu: Kitle "Hain Cemil" sloganlarıyla yürüdü

YBŞ’nin entegrasyonu ve TSK’nin Başika’dan çekilmesi

Çelik: Komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor

DEM Parti: Öcalan’ın koşulları değişmedi

Gazetecilerle 'süreç' buluşması: Yasa çıkmadan kimse dönmez