Erivan’da başlayan BM Biyoçeşitlilik Konferansı COP17 öncesinde açıklanan veriler, doğayı koruma hedefleriyle ekonomik politikalar arasındaki çelişkiyi ortaya koydu. Doğaya zarar veren faaliyetlere yılda trilyonlarca dolar aktarılırken, ülkeler 2030 için belirledikleri biyoçeşitlilik hedeflerinin gerisinde kalıyor.
HABER MERKEZİ- Dünyada doğayı korumak için harcanan her 1 dolara karşılık, ekosistemlere zarar veren faaliyetlere 30 dolar ayrılıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in gündeme getirdiği bu tablo, 19 Ekim’de Ermenistan’ın başkenti Erivan’da başlayan 17’inci BM Biyoçeşitlilik Konferansı’nın (COP17) en önemli tartışma başlıklarından biri oldu.
Fransız gazetesi Libération’ın haberine göre, doğaya zarar veren ekonomik faaliyetlere sağlanan teşviklerin yeniden düzenlenmesi, küresel biyoçeşitlilik kaybını durdurmak için temel adımlardan biri. BM’nin 2026 tarihli değerlendirmesi de ülkelerin doğayı korumaya yönelik taahhütlerinin henüz yeterli sonuç üretmediğini ortaya koyuyor.
Guterres, doğaya zarar veren faaliyetlere kaynak aktarılmasını eleştirerek fosil yakıtlara verilen sübvansiyonların da iklim ve biyoçeşitlilik krizini derinleştirdiğini söyledi. BM Genel Sekreteri’ne göre sorun yalnızca koruma projelerine daha fazla para bulunması değil; mevcut ekonomik kaynakların hangi faaliyetleri desteklediğinin de değiştirilmesi.
DOĞAYA ZARAR VEREN TEŞVİKLER TRİLYONLARCA DOLARA ULAŞIYOR
BM Çevre Programı’nın (UNEP) 2026 tarihli Doğa İçin Finansmanın Durumu raporuna göre, 2023’te doğaya zarar veren faaliyetlere yönelen finansmanın toplamı 7,3 trilyon dolara ulaştı.
Buna karşılık doğa temelli çözümlere aktarılan kaynak yaklaşık 220 milyar dolarda kaldı.
Doğaya zarar veren finansman; fosil yakıtlara sağlanan desteklerin yanı sıra ekosistemler üzerinde yüksek baskı yaratan enerji, altyapı ve diğer ekonomik faaliyetlere yönelik yatırımları da kapsıyor. Bu dengesizlik, doğayı koruma projelerinin finansmanını zorlaştırırken çevresel tahribata yol açan faaliyetlerin ekonomik avantajını sürdürüyor.
BM Biyoçeşitlilik Sözleşmesi kapsamında ülkeler, 2030’a kadar doğaya zarar veren teşvikleri yılda en az 500 milyar dolar azaltma hedefini kabul etmişti. Ancak bu hedefe ulaşmak için gerekli politika değişiklikleri birçok ülkede henüz yeterli ölçekte uygulanmadı.
2030 HEDEFLERİ TEHLİKEDE
2022’de Kanada’nın Montreal kentinde kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2030’a kadar karaların ve denizlerin yüzde 30’unun korunmasını, bozulan ekosistemlerin onarılmasını ve doğa üzerindeki baskının azaltılmasını öngörüyor.
BM’nin 18 Ekim’de yayımladığı ilk küresel ilerleme değerlendirmesine göre, ülkelerin ulusal hedeflerinin yarısından azı planlanan hızda ilerliyor. Mevcut ulusal taahhütlerin tam olarak uygulanması hâlinde bile 2030’da kara ekosistemlerinin yaklaşık yüzde 26’sının, deniz ekosistemlerinin ise yüzde 12’sinin korunması bekleniyor. Bu oranlar, yüzde 30 hedefinin gerisinde kalıyor.
BM raporu, sorunun yalnızca hedeflerin belirlenmemesi olmadığını gösteriyor. Ülkelerin önemli bölümü ulusal stratejiler hazırlamış olsa da finansman, uygulama kapasitesi ve doğaya zarar veren ekonomik teşviklerin azaltılması konularında ciddi eksiklikler bulunuyor.
ŞİRKETLERDEN HÜKÜMETLERE TEŞVİK ÇAĞRISI
Ekim ayının başında aralarında BNP Paribas, Danone ve Hermès’in de bulunduğu 130’dan fazla şirket, hükümetlere doğaya zarar veren finansal teşvikleri yeniden düzenleme çağrısı yaptı.
Şirketler, yıllık yaklaşık 2,6 trilyon dolarlık kamu teşvikinin doğal kaynakların tükenmesine yol açan faaliyetleri desteklediğine dikkat çekti. Çağrıda, ekonomik sistemin doğaya zarar veren faaliyetleri ödüllendirmek yerine koruma ve sürdürülebilir üretimi destekleyecek biçimde değiştirilmesi istendi.
COP17’de hükümetler, özel sektörün finansmana katkısı ve doğaya zarar veren teşviklerin azaltılması gibi başlıkları ele alacak.
Ancak ülkeler arasında mali yükün nasıl paylaşılacağı ve gelişmekte olan ülkelere ne ölçüde kaynak aktarılacağı konularında anlaşmazlıklar bulunuyor.
HAMBARDZUM MATEVOSYAN COP17 BAŞKANI SEÇİLDİ
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Tarafları Konferansı’nın 17’nci toplantısının açılış genel oturumunda, Ermenistan Çevre Bakanı Hambardzum Matevosyan, iki yıllık bir dönem için COP17 Başkanı seçildi ve konferans oturumlarının liderliğinden sorumlu oldu.
COP17 Başkanı, açılış konuşmasında 2030 için belirlenen hedeflere ulaşmak için biyolojik çeşitlilik eylemini hızlandırmanın ve taahhütlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.








